şükela:  tümü | bugün
  • soruturma
    sorgu-sual
  • (bkz: query)
  • ceza muhakemeleri usul kanununa göre, sanığın araştırma konusu olayla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı, istintak.
  • (bkz: sorgulamak)
  • leman samin ayak sesleri isimli albümündeki bir sarki ismi.
  • şu ara perşembeleri kadıköy'deki barış manço kültür merkezi'nde oynanan tek perdelik enteresan bir oyun, şöyle ki; işkenceyi mevzu edinen bu piyesimizde gerçekçilik ve etkileyicilik açısından işkence mağduru arkadaşa gerçek dayak atılmakta ve gerçek elektrik verilmekteymiş.
    edit: gidip izlendiği üzre, ziyan bir oyun olduğu, işkencenin reklam olarak kullanıldığı görülmüştür. elektrik verilen -ki o da pek inandırıcı değildi hani- arkadaş dışında oyunculuk da vasatın altında.
  • tbkp kurucuları haydar kutlu ve nihat sargin in, gözaltindaki sorgularda neler yaşadıklarını anlatmak için yazdıkları kitabın ismidir.
    amaç yayıncılık- 1988
  • bilinç çiftçisinin akıl tarlasına ektiği soru tohumlarının; aradan geçen düş'ünce zamanlarında, bilgi yağmurlarıyla sulanması, feraset güneşinden ışığını alması ile cevap meyvesini vermesidir.

    çiftçi, binlerce tohum atar tarlaya. ama merak köstebeği en önemli soruların kökünü dişlemeye başlar, daha hayatın ilk yıllarında. o kökler, kendini toparlayıncaya dek, insan kendisine elzem olanı değil, zevk aşısı'nın beslediği meyveleri yemeye devam eder. asıl tadı bulamaz, içine hormon karışmış, görünürde mühim ama aslında beş para etmez "b-ilgi" yığınlarını "hafıza midesi"ne indirdiğinde.

    sonra sonra.. günü gelir, kökü gelişemeyen meyvelerin. köstebeği kendi lehine kullanmayı öğrenir çiftçi. asıl lezzeti bulur.

    o kökler toprağa öyle bağlanır ki, çiftçi kasten zarar vermezse, bir ömür alır meyvelerini, gerçek ilmin. sorgunun amacı asıl meyveye erişmektir.*
  • her sarhoş sabah yaptığı gibi, gözlerini açtığında ilk yaptığı nerede olduğunu anlamaya çalışırken sigara yakmak fiilini, etrafında yakacak sigarası olmamasından ve ellerinin bağlı olmasından yapamamıştı. nerede olduğunu anlamaya çalışırken tek farkettiği saçlarının ıslaklığı oldu. başucunda sigara olmaması, felaketin habercisiyken, saçlarının ıslaklığını kafaya takması iyimser kelimesini cümle içinde kullanmak istemesindendi. elleri bağlıydı, ve umursamıyordu. nasıl olsa bağlayanların çözme yetisi de elbet vardı. bunu onlara sormayacak kadar cesurdu.
    ''zaten yorgundum mına koyim'' deyip uyumaya devam etti beton zeminde. hakikaten yorgundu. kimse dokunmadı.
    gözünü açtığında, ''dört birayla sarhoş oluyorum yeaaa'' diyen bünyesinden eser kalmamış, zayıflamış, sanki biraz daha beyazlamış, nefes almakta zorlanır bir halde bulddu kendini. metal, kare bir masanın bir kenarında oturuyordu. normal bir insan olsa, orada ne işi olduğunu yahut masanın tam karşısında oturan kötü bakışlı adamın kim olduğunu düşünebilirdi. ama aklında tek bir şey vardı. metal bir masa çok soğuktu ve üşüyordu dokundukça. ve üstüne üstlük amerikın sorgu sahneleri gerçekti.
    -samimi misiniz?
    -üşüyorum. kollarım dondu.
    -samimi miydin?
    -seviyeyi bozmayalım.
    -samimi değilsiniz?
    -allah belanızı versin.
    -kırk kere samimi der misiniz, anlamı kaybolacak mı?
    -bende kaybolmaz, merak etmeyin.
  • orijinal adı la question olan henri alleg & pericles korovessis imzalı sartre önsözlü cezayir'e * ve yunanistan'a* dair işgallciliğin/işkencenin sorgusu.. altıncı basım 1992 (144 s.)/belge yayınları.

    h. alleg'ın 'sorgu'su ilk kez 1958'de fransa'da yayımlandıktan kısa bir süre sonra yasaklansa da sonrasın da satış rekoru kıran, cezayir halkına yönelik kıyımlar/işkenler ve baskıların, p. korovessis'ın 'yöntem'i ise darbe sonrası yaşanan işkencelerin izlerini sürüyor. alleg ve korovessis'in kitabı birarada ilk kez 1972'de yani 12 mart döneminde yöntem yayınlarınca neşredilmiş.

    jean-paul sartre'ın önsözünden:

    "... bugün anlaşılamayacak birşeyin olmadığını biliyoruz artık. çünkü fransızlar şu gerçeği kavradılar artık: eğer bir ulusu, kendi öz benliğine karşı koruyacak gelenekleri ve yasaları yoksa eğer 15 yıl, dünün kurbanlarını bugünün cellatları haline getirebiliyorsa, o ulusun olaylar karşısındaki tutumu ve davranışı yalnızca fırsat ve rastlantılara bağlıdır.

    ... birbirimizi öldürmemiz doğladır. insanoğlu sürekli olarak kişisel çıkarları için savaşır. fakat işkencede amaç başka türlü görünüyor. işkenceci kurbanıyla bir erlik savaşına girdiğini düşünüyor ve sanki ikisinin birden yaşaması olanaksızmış gibi bir ölüm düellosu başlıyor. işkencenin ereği kişiyi yalnızca söyletmek değil, dostlarına ihanet ettirmek, kurban böylece hem herkesin gözünde hem kendi gözünde aşağılanmış oluyor. ihaneti onu mahvetmeli ve insanlık onurunu yok etmelidir

    ... vücut sağ kalabilir ama, ruh mutlaka ölmelidir. eğitmek, disipline sokmak, cezalandırmak. işte avrupalının üç tutkusu. cezayir bunun için iki sınıf insanı birarada barındıramaz. birinden birini mutlak seçmesi gereklidir".

    henri alleg'ın vücudunda ve ruhunda izi kalan cezayir'deki işkencelerden:

    "... paraşütçüler yeni bir teknikle işkence yapmışlar ona. çırılçıplak bağladıkları demir sandalyeye elektrik akımı vermişler. bacaklarında hala derin yanık izleri vardı. hapishanenin koridorlarında müslüman mahkemesinin katibi muhammed sefta'yı gördüm. 'tam kırk üç gün paraşütçülerin elinde kaldım. dilimi yaktılar, hala zor konuşuyorum' dedi. askeri mahkemeye götürüldüğümüz hapishane arabasında da kasbah'lı bir genç, adı bulem ahmed'ti, baldırındaki yaraları gösterdi: 'paraşütçüler.. çakıyla.. özgür kuzey afrika birliğinin bir üyesini saklamıştım da...'

    ...birden korkunç bir canavarın etimi kemiğimden ayırdığını sandırm. ja- kıskacı erkeklik oragnıma takmıştı. vücudumdan geçen şoklar öylesine kuvvetliydi ki beni tahtaya bağlayan kayışlar gevşedi. sıkıştırmak için durdurlar ve yeniden başladırlar. biraz sonra teğmen, ja-'nın yerine geçti. kıskacın birinden teli çözerek, göğsüme bağladı. bütün vücudum titriyordu şidi. şoklar daha da kuvvetlenmişti. ve oturum aralıksız devam ediyordu. akımın şiddetini arttırmak için soğuk suyla her yerimi ıslattılar".

    26 yaşındaki tiyatrocu pericles korovessis'in suçu 21 nisan darbe hükümetini kabul etmemek :(bkz: falaka/#22782675)

    diğer bir sartre önsözü için => (bkz: les damnes de la terre/#21336178)