şükela:  tümü | bugün
  • yapılabilecek en kötü eylemdir hatta eylem bile değildir, körü körüne inanmaktır, beynini kullanmamaktır, septik olmanın gereklerini yerine getirmemektir. sorgulamayan kişi yargılar, hatta önce önyargılar, oysa yargıda ortaya çıkan şeyin sonuçlarının kime ve neye yaradığı veya kimin işine geldiği konuları önemlidir ama sorgulamayı insan kendisi için yapmalıdır.

    insan değişmeli ve gelişmelidir, yeri geldiğinde kendi kendine karşı çıkacak fikirleri ve kendi fikirlerini sorgulamalıdır empatiyi geliştiren her eylem iyidir diye düşünüyorum, sorgulamayan mahkumdur ama yargı tarafından değil, mantık tarafından, zeka tarafından.
  • (ara: sorgula*)
  • dogada; insan olmanın farkını tadamamak.
  • (bkz: tersine evrim)
  • bunu "cehalettir benim asıl düşmanım" diyen didaktik yaşam stilini benimsemişler dahi yapmaz çoğu zaman.

    dilerseniz bir örnekle açıklayalım.
    "kezban"
    evet kezban. "her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünen kadın" profilini tanımlamak için neden halihazırda ananızın, bacınızın, dostunuzun, komşunuzun veya her an karşınıza dikilebilecek tc vatandaşı bir hanımefendinin ismini sıfatlaştırdığınızı sordunuz mu?

    "tam bir tansu" diyor musunuz?
    "tam bir emine" ?
    "tam bir zübeyde anasını satayım. ata'mızın da anası gerçi ama" diyor musunuz?
    "allah'ın görgüsüz didem'i" vs?

    demiyorsunuz. kabullenip kullanmaya başladınız bile kezban'ı. yerleşti dillere. yazık lan ismi kezban olanlara. adımın "merdan" olduğunu varsayıyorum mesela. "tam bir merdan" dediklerini duyuyorum görgüsüzlüğü adlandırabilmek için özellikle gençlerin. "merdan mı sikti sizi lan?" diye ağlayarak içiyorum misal... bu arada merdan nedir lan? :)))))))))))))))))))) harbiden içesi gelir adamın.
  • anlatılan bir öyküye ya da efsaneye "acaba doğru mudur, nedir ne değildir?" demeden inanmaktır. "burada saçma bir durum var lan" dememek, bilimsel bir dayanağı var mı diye araştırmamak sırf inanmak istediği için inanmaktır.

    (bkz: #44688634)

    şu entry'ye bakın mesela. adam bitkilerin kişileri tanıyabildiğini, bildiğimiz ölçüde kişileri ayırt edebilecek bir belleği olduğunu ve hatta düşünceleri okuyabildiğini anlatan fasa fiso bir bilimsel deney anlatmış. her okuyan da "vay amk" demiş ve bu entry de dünün en beğenilenlerine girmiş.

    lan kendinizde misiniz? girin bir google'a iki üç kelime yazın, ne bileyim plant yazın backster yazın bakın.
    http://en.wikipedia.org/…nt_perception_(paranormal)
    bayağı bayağı böyle bir durum olmadığı defalarca kanıtlanmış, hatta mythbusters'ta çıkıp denemişler orada da böyle bir şey olmadığı kanıtlanmış.

    e sen böyle hiç tanımadığın birinin anlattığı ilk defa duyduğun bir hikayeyi bile sorgulamazsan, yüzyıllardır sana anlatılanları nasıl sorgulayacaksın o da ayrı bir mevzu.
  • (bkz: din)
  • dindarlara özgü olan durum.
  • hiç öyle dinle diyanetle ilgili olmayan, insanın bug'ı. bir konuda bir görüşü oluştuktan sonra, insan dönüp onu sorgulamayı bırakır, çünkü devamlı sorgulayarak yol alamaz. karar vermesi, tercihte bulunması, harekete geçmesi için bir görüş oluşturmuş olması gerekir. kognitif bilim vesilesiyle de öğreniyoruz ki, bu görüşü de ağırlıkla duygusal olarak oluşturur. bunlar insanın mahkum olduğu, kontrolü dışında gelişen süreçler. peki bu süreçte insanın kontrol edebildiği değişken ne? o da iletişim kanallarını ve algısını açık tutmak. görüşle uyuşan uyuşmayan tüm yeni veriye karşı açık olmak, hepsini işlemlemek, hiç birini reddetmemek ve olan biteni anlamaya, anlamlandırmaya dönük tükenmeyen bir merak sahibi olmak. bütün yapabildiğimiz, "bizi" beğenmediğiniz sorgulamayan cahil kitlelerden ayıran ve ayıracak yegane özelliğimiz bundan ibaret. ingilizce'de intellectual integrity denen, türkçeye entelektüel namus olarak çevrilen, her şeyden çok da kendine karşı dürüst olmakla ilgili kavram.
    dolayısıyla sorgulamayan insan yoktur, görüşleri oluştuktan sonra yeni veriyi reddeden insan vardır. herhangi bir ideolojik sistem tarafından endoktrine edilmiş herkes, ama az ama çok bundan muzdariptir. marksistlerin, müslümanların, kemalistlerin, psikanalistlerin bu bağlamda birbirlerinden farkı yoktur.
  • bir şekilde kendi konforunu, yaşamını, düzenini bozmak istemeyen bünyenin bunun için geliştirdiği reaksiyon.