şükela:  tümü | bugün
  • tanım: kanımca cevabı "biraz hayır" olan sual.

    üst not: birazdan anlatacaklarım; küçükken kendisine öğretilenlerin dışında hiçbir değere inanç payı bırakmayan statükocu doğmatikleri rahatsız edecek... tabi sınıftaki pelinsu'yu nasıl tavlarım diye düşündüğü kadar, inanç mevzularına kafasını yormamasına rağmen, inancını sorgulayarak ve istintak ederek terk ettiğini sanan, ortalama veya ortalamanın altı ıq'ya sahip sığırlardan ziyade...

    zira "toplum ve çevremdekiler ne derse odur" kafasında yaşayan insan ile; "marjinal gözükme çabasına girip oturduğu yerden idealist idealist otu boku eleştiren" insan, edi ile büdü gibidir.

    bu iki tip insan var ya, kanını emerler adamın kanını. koşarak uzaklaşın yanlarından.

    neyse, insanların ekseriyetle yanılgı içerisinde olduğu gerçeğini suratınıza vurarak başlamak istiyorum.

    evet, insanların çoğu yanılıyor. hemde hayatlarının en temel unsuru olan inanç hususunda... ve çoğu bu yanılgının farkında olmasına rağmen kabullenmiyor/kubullenemiyor/
    kabullenmek istemiyor, hatta bazen kabullenmemek için kendisini bile kandırabiliyor. (kaygılar)

    matematiksel olarak, insanların çoğunun yanılgı haline olduğu hakikatini temellendirelim.

    şu an dünya üzerinde yaklaşık 7,5 milyar insan var.

    -doğru dinin hristiyanlık olduğunu var sayarsak, dünyadaki 5,3 milyar insan yanlış inanca sahip demektir. bu, dünyadaki insanların %69'unun hayatlarındaki en önemli konu hakkında yanılgı halinde olduğunu gösterir.

    -doğru dinin islam olduğunu varsayarsak, dünyadaki 6,5 milyar insan yanılıyor demektir. bu, dünyadaki insanların %80'ninin hayatlarındaki en önemli konuda yanılgı halinde olduğunu gösterir.

    -eğer doğru din hinduizm ise, dünyadaki 7 milyar insan yanılıyor demektir. bu da, dünyadaki insanların %93'ünün hayatlarındaki en önemli konuda hata yaptıkları anlamına gelir.

    -eğer doğru din yahudilik ise, dünyadaki 7,4.8 milyar insan yanılıyordur. bu, dünyadaki insanların %99'unun hayati bir hata yaptığı anlamına gelir.

    -dine veya yaratıcıya inanmayan; agnostik, deist, panteist, ateist vs aynı potada ele alırsak; bu da dünyadaki 6,3 milyar insanın dinlere ve tanrıya inanmakla yanıldığı anlamına gelir. bu durumda dünyadaki yanılan insanların oranı %85'tir.

    bakınız bunlar çok iyimser ve yüzeysel rakamlar. mesela hristiyanlar; katolik, ortodoks ve protestan olarak, birbirine taban tabana zıt 3 kutuba ayrılar.

    hasılı kelam söylemek istediğim şey; en iyi ihtimalle bile, insanlarının çoğunun yanılgı halinde olduğudur. hemde hayatlarındaki en önemli alanda, inançlarında...

    şunu da göz ardı etmemek lazım; bir yaratıcının var olduğu inancına sahipsek eğer, bu kusursuz yaratıcının aynı topluluğa birden fazla din göndermeyeceği de bizatihi açıktır. zira aksi halde tanrı kendisi ile çelişmiş olur. yani demem o ki, "doğru" tek ise, "yanlış" birden fazladır. yine yani, bizim bir inancın yanlış olduğunu bilmemiz, doğru yolda olduğumuz anlamına gelmez. tıpkı yapanların çok olması sebebiyle, yanlışların doğru kılınmaması gerektiği gibi.

    bir çoğumuz sorgulamıyoruz, bir çoğumuz da sorguladığımızı zannediyoruz. tek düze yapılan sorgu, sorgu değildir. "bu şişenin içerisideki su, di mi?" şeklinde soru sorulmaz. "bu şişenin içerisindeki ne?" şeklinde sorucaksın soruyu. o şişenin içerisindeki şeyin su olduğuna dair kanıt aramak, sorgulamak olmuyor, o; inanmak istediğin şeyi rasyonalize etme çabasına giriyor.

    insan doğası gereyi hata yapar, yanılır. hata yapmak, yanılmak zorundadır. amacımız yanılgı payını minimize etmek olmalıdır.

    peki ne yapmalıyız?

    sorgulayacaksın. gerçekten sorgulayacaksın. objektif bir şekilde sorgulayacaksın. düşünüp akledeceksin, kafa yoracaksın. iyi ölçüp tartacaksın.

    kendinize şu soruyu sorun mesela: "zihnimdeki her şeyi silip boş bir levha haline getirseler ve bütün dünya görüşlerine, ideolojilere, akımlara, dinlere vs eşit mesafe uzaklıkta bir yere indirseler, tekrar dönüp dolaşacağım yer acaba burası mı?"

    ben bu soruyu bir kaç yıl evvel kendime sordum ve şuan müslümanım. beni kuran'a iman etmeye iten faktörleri buraya yazmaya kalksam bitiremem ama ufaktan değineyim.

    - zariyat 47 resmen beni benden almıştı. bakınız aristo'dan tutun galileo'ya, newton'dan tutun ptolemy'e kadar tarih boyunca bütün bilim insanları; evrenin ya ezeli olduğunu yada bir başlangıcı olduğunu söylemiştir. (zaten görünürde başka da bir seçenek yok) fakat hiç kimse genişleyen ve dinamik bir evren modeli ortaya koymamıştır. ama yaradan, ta 6. yüzyılda bunu söylüyor. evet yaradan... 600 yılından bahsediyoruz. rasathane mi var? onu geçtim ebesinin nikahı dünyanın bir ucu arap yarım adasında teleskop bile yok.

    - hicr 22'yi ne yapalım peki? bu ayet, rüzgarları aşılayıcı/dölleyici olarak niteliyor. ortaokulda fen dersi görmüş olan herkes bilir; çiçekli bitkilerde de cinsiyet vardır. bu bitkilerin üremesi, polenlerinin rüzgar aracılığı ile uçuşup dişinin yumurtalıklarına yerleşmesi ile gerçekleşir. bu kadar ince bir gözlemin, o dönemin araç ve gereçleri ile yapılması imkansızdır.

    - peki zamanın izafi oluşunu ne yapalım? bakınız einstein'a kadar zamanın her koşulda aynı aktığı ön kabulü vardı. şuan ise biliyoruz ki, zaman ışık hızında hareket edince, neredeyse durma noktasına gelir. hatta zamanın farklı akması için ışık hızına da gerek yoktur. mesela oturan birisine kıyasla, uçakla seyehat eden birisine göre zaman daha yavaş işler. (tabi bu akımın farkı, saniyenin bilmem kaç milyarda biridir ama konumuz bu değil zaten. bilimin deneysel olarak ispatlamasıyla da sabittir ki, zaman her koşulda aynı hızda akmaz.) işte kuran, "iş ve oluş, sizin 1000 yıl saymakta olduğunuz 1 günde yine o'na yükselir." (secde/5) gibi bir çok ayette, zamanın izafi oluşuna işaret eder.

    - rum suresi... islam'ın ilk zuhrettiği dönemlerde gerçekleşen roma (bizans)-pers(iran) savaşı ve bizanslılar'a mutlak mağlup gözüyle bakılırken, muhammed peygamber'in, -allah'tan aldığı vahiy ile- bizanslılar'ın tekrar galip geleceği müjdesini vermesi... kuran'da en çok etkilendiğim hadiselerden biri de budur. şu entry'de genişçe ele aldım, yazıyı bitirdikten sonra mutlaka bkz: #72565021

    hani inançlı insanları "doğmatiklik" ile niteliyorsunuz ya; kabul. müslüman doğduğu için müslüman yaşayanlar var fakat kesinlikle islam dinene mensup kesimin tamamını oluşturmuyor.

    ben dinimi seviyorum. bakınız baştan aşağı hazcı ve faydacı bir hayat yaşıyordum ama hep bir eksik vardı. islam ile tamamladım. şuan muhtemelen çoğunuzun girmek için kırk takla attığı ortamlardan koşarak uzaklaşıyorum ve gayet mutluyum. hatta bi ara uzlete çekilmiştim, baya ruhban hayatı yaşıyordum anasını satim. ölüm sonrası sonsuz yaşama kitlenince insan, doğal olarak dünya hayatını pek iplemiyor hacı. öyle ki annem; "traş olmazsan eve almam" diye ambargo uygulayana kadar berbere bile gitmiyordum. eheh. o kadar umrum dışıydı dünya ve içerisindeki iki ayaklı yaratıklar. tabi bu da hata. nakşi'lerin iddia ettiği gibi; allah, kullarının dünyada çileci bir hayat yaşaması gerektiğini söylemiyor. hatta tam tersine, dünyada da çalışıp üretirken, nimetlerden faydalanırken, ahirete de yatırım yapması gerektiğini söylüyor. yani o arayı (dünya ve ahiret arasındaki ilişkiyi) iyi tutturmak lazım. şükür tutturdum. ama yine de annem eve almamakla tehdit edene kadar saçımı, sakalımı kesmiyorum. eheh eh

    neyse, son kez tekrarlıyorum.

    sorguluyorum diye kendinizi kandırmayı kesin. zihninizi boş bir levha haline getirip tekrar düşünün ve bunu yaparken geç kalmayın. zira vakit hem az, hem çok.

    inanç mevzuları şakaya gelmez. selametle...
  • olmaz
    aksine hakikate ulastikca daha cok baglanirsin imana
  • ekşi sözlüğün atanamamış peygamberi gelmiş yine.
    muhammedin bilmediği ve bildirmediği şeyleri kurandan bulup bulup bize bildiriyor bu amatör peygamber arkadaş. neymiş kuran evrenin genişlemesinden, zamanın izafi oluşundan bahsediyormuş. muhammet farkında değil ama bu vatandaş çözmüş, şimdi de bize bildiriyor.

    neymiş kuranda evrenin genişlediği yazıyormuş. tam olarak ne diyor? sema diyor, yani gökyüzü. ecnebiler evrenin genişlediğini ortaya koyunca son model müslümanlar bunu eğmiş bükmüşler zorla evren demeye getiriyorlar. allah derdini tam anlatamamış, bu arkadaşlar izah ediyor. halbuki ayette yazan çok bariz bir şekilde gökyüzünün yeryüzünü kapsamasından bahseder.

    ispatım da şudur:
    zariyat suresinin 47. ayeti gökyüzünden, 48 ayeti yeryüzünden, 49. ayeti de her şeyin zıttı ile birlikte çift olarak yaratıldığından bahseder. yani yeryüzünün zıttı gökyüzüdür ve 47. ayette açık bir şekilde gökyüzünden bahseder. çünkü yeryüzünün zıttı evren değildir. dünya yüzeyi evrenin içinde evrene dahil ve neredeyse toz bile sayılmayacak kadar küçük bir parçasıdır. 47. ayeti evren olarak kabul etmek 48. ve 49. ayetleri çöpe atmak demektir.

    üzgünüm amatör peygambercik, henüz tam gerçek bir peygamber olmaktan çok uzaksın. öyle 1 ayeti alıp kafana göre eğip bükerek peygamber olunmuyor. ama çok çalışırsan bir gün sen de peygamber olabilirsin, zamanında peygamber olanlar nasıl olmuş?

    edit: zamanın izafi oluşundan da bahsedeyim. bir yerde 1 gün başka bir yerde 1000 güne eşitse buna zamanın izafi oluşu denmez. mesela 1 ay günü 28 dünya günü, 1 venüs günü 243 dünya günüdür. ama geçen zaman aynıdır. (kafalar yanmış olabilir izah edeyim, zamanı bir gök cisminin kendi etrafındaki dönüşüyle değil de atom saati ile ölçüldüğünde venüste 1 gün geçtiğinde dünyada 243 gün geçmesinin bir önemi yok, atom saatine göre ikisi de aynı zamandır) zamanın izafi oluşundan bahsetmek için zamanın hızlanması veya yavaşlaması gerekir. yani atomik düzeyde zaman yavaşlamalı veya hızlanmalı. dünyadaki 1 milyon gün ahiretteki 1 güne eşitse bu zamanın izafi oluşunu değil farklı ortamlarda gün sürelerinin farklı olduğunu gösterir.

    evrenin genişlemesiymiş, zamanın izafi oluşuymuş vs. vs. daha kutup dairesindeki şehirlerdeki namaz ve oruç vakiterini tutturamayan bir din için fazla iddialı şeyler değil mi bunlar? eğer inancında samimi olsaydın, dünya üzerinde güneşin hiç doğmadığı ve batmadığı günlerin var olduğu yerler olduğunu öğrendiğinde imanının sarsılması gerekirdi. bu olmadığına göre demek ki iman dediğin şey aslında çocukluğundan beri sana dayatılan şeylerden ibaretmiş. o yüzden bu gibi çelişkiler seni rahatsız etmiyor, onları rahatça görmezden gelebiliyor, sana öğretildiği şekilde laflar etmeye devam edebiliyorsun.
  • değeri 0 ila 1 arasında olan bir olasılıktır.
    sorgulamazsanız mal olur musunuz peki? onun olasılığı direkt 1 e eşittir.
  • cevabı "olunur" olan soru.

    esas sorgulayarak inançlı olunmaz. zira tanım icabı bir şeyin inanç olabilmesi için sorgulanamaması lazımdır.
  • (bkz: siktin formatı eyledin viran)
    cevap vermek gerekirse de, evet derim. ateistliğin temelinde zaten sorgulama yatar.

    dip not: uzun entry görünce lord eddard stark geliyor aklıma. psikoloğa falan mı gitsem acaba?
  • özet: eğer sonucunda müslüman olmadıysanız gerçekten sorgulamamışsınız demektir. ya da kalbiniz mühürlenmiştir. kesin bilgi.

    muhteşem şeyler.
  • tefsir namına tek satır okuma gerçekleştirmemiş, arapça kelime haznesi "ikra"dan ibaret zırcahillerin müfessir kesildiği başlık...

    spekülasyona uğratmak için ıkındıkları yegane ayetlerden biridir zariyat 47. adları gibi biliyorlar ki, ayette geçen "ve-se-a" kelimesi "genişlemek" demektir. geçen senelere kadar bu ayeti bertaraf etmek için burdan vurmaya çalışıyorlardı. ne kadar komik duruma düştüklerinin farkına vardırlar, şimdi başka türlü deneme gerçekleştiriyorlar

    namussuzsunuz çünkü yalan sizin için bedelini hiçbir zaman ödemeyeceğinizi sandığınız, faydanız uğruna istediğiniz zaman gerçekleştirebileceğiniz bir eylem.

    ulan hayaiyetsiz herif, hangi tefsiri açarsan aç, hangi meale bakarsan bak; "göğü/evreni geşleticiyiz" ibaresini göreceksin.

    ayette "sema" diyor şeklinde itiraz ettiğini sanıyor fakat tam tersi bir amaca hizmet ettiğinin farkında değil. çünkü hem sığır, hem gerizekalı.

    ayette "evren, gök" diye çevirilen kelime arapça "sema" kelimesidir. bu kelime aynı türkçe’deki "gök" kelimesi gibi hem evren’i, hem dünya’nın tavanını ifade eder. yeryüzünün üstünün tümü "sema" diye adlandırılır.

    "gök" kelimesinin terim anlamı için bakınız

    "evren" kelimesinin terim anlamı için bakınız

    "sema" kelimesinin terim anlamı için bakınız

    "göğü genişleticiyiz..."
    "evreni genişleticiyiz..."
    "kozmosu genişleticiyiz..."

    evrenin genişlemesi olayı bilim dünyasında kabul görmeden önce de, bu ayeti "biz göğü genişleticiyiz" şeklinde tefsir eden muasır alimle hayli fazladır. onlar kadar, ayete anlam veremeyip, "kudretimiz geniştir", "rızkınızı geniş kıldık" şeklinde tefsir edenler de olmuştur.

    bu olay bize, "kuran'ı zaman tefsir eder" sözünün doğruluğunu göstermektedir.
  • adam ilk başlarda yazdığı kendi tespitini, kendine uygulamış bizden onay bekliyor:

    --- spoiler ---
    ".... hatta bazen kabullenmemek için kendisini bile kandırabiliyor..."
    --- spoiler ---

    doğru kardeş sen haklısın, zamanın izafiyeti, savaş zaferleri müjdesi, evrenin başlangıcı filan... bunların hepsi kuran'da yazıyor *
    ve "..dünyadaki 6.5 milyar insan yanılgı içinde."