şükela:  tümü | bugün
  • birine soru yönelterek herhangi bir konuda ondan bilgi istemek.
  • doğuda emmek anlamında da kullanılır.
    (bkz: sorumak)
  • (bkz: merak)
  • (bkz: soru sormak)
  • yol soz konusu olunca erkeklerin yapmaya korkup cekindikleri eylem.

    (bkz: erkeklerde yol sorma korkusu)
  • soru işaretlerinden kurtulmanın verdiği rahatlığa yol açan eylem. buna rağmen "sor da kurtul" "söyle de kurtul" formülünden üç yüzyıl sonra geliştirilmiştir.
  • kim 500 bin ister yarışmasında yapılan ve yarışmacıyı sicim gibi terler içinde bırakan eylem
  • karşılıklı güvenin olduğu bir ilişkide bulunmayandır.

    anlatılacak bir mesele varsa, anlatılır. anlatılmayan bir şey varsa da, demek ki bilinmesi çok da önemli değildir.

    kime neyin sorusunu soracaksın.. ancak işte, hal hatır sorulur, o da güzel geleneklemizden..
  • bazen hikaye seni öyle bir noktaya getirir ki, belki aylarca süren dolambacın sonunda tek derdin sormak olur da, köşeyi bucağı kollarsın "uygun" zaman için, sözlüklerden kelimeler beğenirsin.. bazen sen kendini öyle bir noktaya getirirsin ki, onca harcanan zaman, emek, enerjiyi bir kalemde siler de tek bir noktaya odaklanırsın sonunda, sormaya.. bazen, önceki tüm kelimeler zaten gösteriyorken cevabı, sen, sorunca yenileri gelecek sanırsın.. yenileri gelecek ve seni kurtaracak.. bazen, tek derdin olur sormak.. aslında bu durumlarda çok zaman bir cevap almak için sormazsın, sormak için sorarsın.. ve bir cevap alamazsın, çünkü zaten seni bu aşamaya getirendir cevap ve dillendirilebilecek olsa, çoktan dökülürdü kelimelere, ihtiyaç kalmadan soru işaretlerine..
  • çoğu zaman gereksiz ve son derece anlamsızdır.

    "düşecek diye dilimin ucundan
    aklım çıkar, yüreğim daralır
    yutarım, susarım; kendimden bile kaçarım
    gerekirse bir ömür içimde tutarım;
    ama gün olur düşen de olur işte ayaklarının önüne
    ve sen alıp tereddütsüz saplarsın onu göğsüme.
    oysa bin sustuğumdur o benim
    iliştirmediğim adına ve varlığına
    dikenleri tek tek koparılmıştır
    çocukça ve masumdur
    soru işaretinin bile önüne yakıştırmadığıdır
    ve sen aydınlanmamışlığına yorarsın
    içindeki karanlıktan bilirsin adamın sorusunu.
    sonra etraf buz keser
    aşkın üstüne derin bir sessizlik çöker
    adam dimdik tokatlarına direnir
    içi bin yerinden kırılıp
    vurduğun yerlerin hepsi göverir,
    adam susar kendini
    sen “sana ne” der yücelirsin…"