şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ''futbol vandallarına,ırkçı şovanistlere,milliyetçiliğe sığınan alçaklara karşı,sistemi,sabrı ve sürekliliği savunanlar'' sloganını şiar edinmiş ,iyi yazarlardan oluşan, sıkıcı türk basınının gündemini takip etmekten sıkılmış bünyelere iyi gelebilecek,futbola meraklı insanların okuması gerektiğine inandığım kaliteli blog.

    http://www.soroscuaslanlar.com/
  • 15 şubat’tan bu yana yaşanan süreç adı altında şike davaları hakkında çok güzel bir yazı yayınlamış blog. tebrik ederim.

    "adnan polat yönetimi, klâsik başarısızlıkları ve uydurdukları kılıflar, rijkaard’ın gönderilişi, ardından çoğu galatasaray taraftarının derdini tam manasıyla anlatamayıp ”hagi düşmanı” şeklinde yaftalandığı hagi dönemi derken, tanıdığım pek çok galatasaray taraftarı -her ne kadar bu galatasaray’dan soğuma gibi algılansa da, alakası yoktu elbette- futboldan soğumuştu. ardından yeni yönetim ve hemen hiçbirimizin itiraz etmediği, edemeyeceği fatih terim ismi yeniden heyecanlanmamızı sağlarken, malum şike sürecinin başlaması, aslında yıllardır bildiğimiz/gördüğümüz ama asıl görmesi gerekenlerin bir türlü görmek istemediği ilişkiler ağının ortaya çıkması ve akabinde sanki hiçbir şey olmamış gibi liglerin başlaması, yetmezmiş gibi fenerbahçe’yi ve yayıncı kuruluşu kurtarmak için sistemin baştan aşağıya değiştirilmesi, yeni yönetim ve fatih terim faktörüyle beraber yeşeren umutlarımızı tekrardan adnan polat dönemindeki haline getirmeye yetmişti. gelen efsanevi şampiyonluk ve uefa’nın ”her şeyin farkındayız hafız” şeklinde yavaş yavaş yağdırmaya başladığı cezalar, başkasının kötü durumundan keyif almak gibi gözükse bile tekrar umutlanmamızı sağladı. evet çetin altan’ın da sık sık belirttiği gibi, ”güzel şeyler de oluyordu” ve enseyi karartmamak lâzımdı.

    fenerbahçelilerin sürekli olarak ”3 temmuz’dan bu yana yaşanan süreç” şeklinde yorumlayıp, sanki mağdurmuşçasına nemalandıkları döneme dair binlerce yazı yazılmıştır. onlara bir ilave de benden gelsin diyerek ve biraz daha geriye sarıp, çoğumuzun hatırladığı süreci özetlemeye gayret edeceğim. baştan söyleyeyim, yazı fazlasıyla eksik ama epey uzun olacak. ve içerisinde yeni hiçbir şey de olmayacak. sadece bildiklerimizin eksik ve uzun bir özeti. mümkün olduğunca –ki pek mümkün olmayacak- yorumsuz özetlemeye çalışacağım aziz yıldırım dönemini. biraz hafıza ve bolca google yardımıyla.

    15 şubat 1998: aziz yıldırım 1 oy farkla fenerbahçe başkanı seçildi.

    19 aralık 1999: pendikspor maçı sonrasında rüştü rençber ”kimliği belirsiz” kişilerin saldırısına uğradı.

    8 mart 2003: ali sami yen’deki maç sonunda fatih altaylı aziz yıldırım’ın adamları tarafından dövüldü.
    parmağının ucu kopan fatih altaylı’nın, savcılığa gidip şikayetçi olunca, savcının; ”ehehe ya ben de fenerbahçeliyim, zaten pek bir şeyiniz de yokmuş” diyerek yaptığı komiklikler ve yaşadıklarına dair iki yazısı: şeref tribünü magandaları ve canlı tanık canlı kanıt

    12 aralık 2004: aziz yıldırım, galatasaray mağlubiyeti sonrasında ”merdivenleri boş bırakmadılar” dedi.

    11 mayıs 2005: olimpiyat stadındaki türkiye kupası maçından önce fenerbahçe resmi sitesinden çok hoş bir derbi mesajı yayınladı/yayımladı: ”cimbom’a koymaya az kaldı!” fenerbahçe yöneticileri bunun hackerların işi olduğunu ve resmi sitelerinin hacklendiğini söyledi. hacker sadece bir görsel hazırlayıp gitmişti. bu arada, maç skoru 5-1

    19 nisan 2005: aziz yıldırım türk spor tarihinin en büyük başarısı olan uefa kupası şampiyonluğunun ”tesadüf” olduğunu söyledi.

    27 mart 2006: murat özaydınlı maddi olarak çok zor günler geçiren ve futbolcularına para ödeyemeyen galatasaray için ”fakir fukara edebiyatı yapıyorlar” dedi.

    22 nisan 2006: şükrü saraçoğlu stadında oynanan fenerbahçe galatasaray maçının sonlarına doğru, fenerbahçeliler tarafından ”götünüzden siktik mi?” pankartı açıldı. ilerleyen günlerde fenerbahçe yöneticileri bu pankartın sarı kırmızı olmasından yola çıkarak, esasında bunu galatasaraylıların açtığını söyledi. yıllar sonra aziz yıldırım kendi kanalında ”o statta benden habersiz kuş uçmaz” dedi. pankart sorulmadı.

    3 aralık 2006: kadıköy’deki maç öncesinde galatasaraylı futbolcular ısınırken, başta mondragon olmak üzere hemen hepsine şişe şişe su fırlatıldı. erik gerets kulübeden çıkıp taktik vermek isterken kafası yarıldı. daha da fantastiği; başkandan habersiz kuşların uçamadığı şükrü saracoğlu stadında, mondragon’un kafasına sis bombası atıldı. mondragon işitme sorunu yaşadığı halde, maçı neden yarıda bırakmadığı sorulunca şöyle bir cevap verdi: ‘’o kadar güzel bir gösteriyi lekeleyemezdim. sportif ahlakım buna izin vermezdi.’’ ali koç henüz o zamanlar yönetici olmadığı için gerets’in alnının nasıl yarıldığı konusunda açıklama yapmadı.

    29 nisan 2007: yine şükrü saraçoğlu stadında oynanan denizlispor maçının ikinci yarısında denizlispor beraberliği yakalayınca lig tv’nin 8 canlı yayın kamerasından 6’sının kabloları kesildi. olay galatasaray’ın üzerine kalmadı.

    19 mayıs 2007: basının her zaman olduğu gibi ali sami yen stadındaki derbiler öncesinde ‘’dostluk rüzgarları’’ estirme alışkanlığını sürdürdüğü bir atmosferde, galatasaray taraftarı yıllardır kadıköy de yaşadıklarının intikamını almak için sahaya binlerce su şişesi attı. ne olursa olsun bu yapılan ceza gerektirirdi ve galatasaray ”örnek olması” ve elbette hakettiği için 5 maç seyircisiz oynama cezası aldı.

    23 temmuz 2008: eski galatasaraylı emre belözoğlu fenerbahçe’ye transfer oldu. ve aziz yıldırım’dan habersiz kuşun dahi uçamadığı fenerbahçe camiasının resmi sitesinden emre belözoğlu’nun ”oynadığı takımlar” bölümünden galatasaray çıkartıldı. tıpkı fenerbahçe’nin kurucuları arasından galatasarayli galip kulaksızoğlu’nun çıkartılması gibi.

    25 ekim 2009: fenerbahçe’nin 3-1 galip geldiği derbide keita’ya kale arkasındaki tribünden su şişesi fırlatıldı. galatasaraylı taraftarların bulunduğu tribün tamamen kapalı olmasına rağmen fenerbahçe medyası şişenin galatasaraylılar tarafından atıldığını söyledi. belki fizik kuralları alt üst edilmişti ama medya her zaman olduğu gibi haklının değil güçlünün yanında olma alışkanlığını sürdürmüştü.

    31 ekim 2009: ercan saatçi’nin fb tv’de hazırlayıp sunduğu bir program esnasında galatasaray’a küfür ettiği bir video internete düştü. galatasaraylılar, esasında fenerbahçe ile hiçbir ilgisi olmayan ve hiç kimsenin fenerbahçe’yi suçlamadığı, öfkesini ercan saatçi’ye yönelttiği bir ortamda yine de fenerbahçe’nin nezâketen dâhi olsa bu olayın yaşanmasından dolayı üzüntüsünü belirten bir mesaj yayınlamasını beklerken, yönetim, bu kaydı sızdıranların kim olduğunu bildiğini –galatasaraylıları ima ederek- ve hesap soracağını ifade edip, önüne geleni tehdit etti.

    18 kasım 2009: cemal nalga skandalı patlak verdi. galatasaray resmi sitesinden verilecek her cezayı kabul ettiğini duyurdu ve basketbol şubesinin başındaki yiğit şardan istifa etti. ardından fenerbahçe resmi açıklama yaparak olayların takipçisi olacağını duyurdu.

    5 aralık 2009: 2-1'lik eskişehirspor mağlubiyeti sonrasında aziz yıldırım, 2004 senesinde söylediği sözü muhtemelen unutarak: ”bizi bugüne kadar yenen takımlar hakkında tek söz söylemedik. daima tebrik ettik, ederiz” dedi.

    -arada yaşanan çok olay var ama atlayalım-

    15 ocak 2011: türk telekom arena’nın açılışında erdoğan bayraktar’ın konuşmasına sinirlenen galatasaray taraftarı erdoğan bayraktar’ı ıslıkladı. buna kızan başbakan stadı terk etti. aylar sonra nereden aklına geldiyse rıdvan dilmen tekrardan bu olayları hatırlatıp, güntekin onay’la beraber galatasaray taraftarını yerden yere vurdu ve nankörlükle suçladı. ertesi gün bu haber ”rıdvan galatasaraylıları çok kızdıracak” şeklinde duyuruldu.

    17 nisan 2011: sporda şiddet yasası yürürlüğe girdi. şekip ”temiz kalpli” mosturoğlu ”yöneticilere ağır cezalar verilmesini istiyoruz” dedi.

    17 haziran 2011: abdi ipekçi de oynanan galatasaray fenerbahçe maçının sonunda olaylar çıktı. daha yeni başkan olan ünal aysal eline mikrofonu alıp ”rakibimize ve spora lütfen saygılı olalım” şeklinde bir anons yaptı. ortam yine de sakinleşmeyince fenerbahçe yöneticisi ali koç’a ”isterseniz kupa törenini soyunma odasına yapalım” diye bir teklifte bulundu. kabul edilmeyince ünal aysal ve galatasaray yönetiminin de gayretiyle taraftarlar dışarı çıkartıldı ve fenerbahçe kupasını, olması gerektiği şekilde sahanın ortasında aldı.

    3 temmuz 2011: futbolda şike soruşturması başladı. aziz yıldırım gözaltına alındı. aynı gün ve ilerleyen günlerde de gözaltılar devam etti. pek çok futbol adamı (olgun peker gibi) tutuklandı.

    12 temmuz 2011: futbol federasyonu ent meclisinin dahi rahatlıkla bir karara varabileceği sürede karar alamayıp süreci zamana yaymak istediği için galatasaray yönetimi buna tepki gösterdi. galatasaray resmi sitesinde ünal aysal’ın ”bu ateş üfleyerek sönmez” başlıklı yazısı yayınlandı veya yayımlandı. hemen ardından federasyon galatasaray’ı sert bir dille uyarıp, tehdit etti. fenerbahçe yönetimi galatasaray’ı ”fırsatçılıkla” suçladı. kısa bir süre sonra bu kez fenerbahçe yönetimi futbol federasonunu çok sert bir şekilde uyardı. futbol federasyonu da ”zor durumdasınız anlıyoruz. lütfen biraz daha sakin olalım arkadaşlar…” diyerek aynı sertlikle cevap verdi. galatasaray açıklama yapmadı.

    22 temmuz 2011: cengiz çandar’ın ”türkiye’ye şikeyi galatasaray öğretti” sözü tüm yurtta sevinçle karşılandı. fenerbahçe’nin şike yapıp yapmadığı konusuna girmedi.

    1 eylül 2011: fenerbahçe uefa tarafından şampiyonlar ligi’nden men edilince cas’a, 45 milyon euro’luk dava açtı ve bunun ”namus meselesi” olduğunu söyledi.

    4 eylül 2011: selçuk yula, şike ve sporda şiddet konuşulurken haklı olarak, florya da fenerbahçeli genç futbolcuların dövülmesini anlatıp, haksız olarak ‘’galatasaraylılar bunu hep yapıyor’’ dediği sırada rasim ozan kütahyalı; ‘’madem öyle, yıllardır galatasaraylıların kadıköy de yaşadığı zulmü de anlatalım. yıllarca o statta galatasaray futbolcusu ve taraftarı dayak yedi. kimse bunun hesabını sordu mu?’’ diyerek türk televizyonlarında bir ilke imza attı. ilk defa on yıldır kadıköy de yaşananlar konuşulurken, selçuk yula ‘’ya evet öyle üzücü olaylar yaşandı’’ demekle yetindi.

    12 aralık 2011: murat özaydınlı’nın mehmet ali aydınlar’la yaptığı görüşme basına sızdı: “bütün yalvarışım sana, bize hiç olmazsa bir yıl süre verin. kulübü küçülteyim, toparlayayım. bana bir yıl verin ne olur. hepsini satarım gerekirse oyuncuların.”

    25 aralık 2011: büyük fenerbahçe mitinginde söz alan fenerli bir blog yazarı, ‘’mardin’deki ayağı çıplak ama sırtında fenerbahçe forması olan çocuk’’ ve ‘’fenerbahçe bayrağı görünce ayağa kalkan kötürüm dede’’den bahsedip, böyle bi camianın şike yapmadığını ve yapmayacağını söyleyip bolca alkış aldı ve camiasının görüşlerini özetledi. yanında hukuk tarihine geçmeyi de ihmal etmeden elbette.

    21 aralık 2011: nihat özdemir 58. madde değişmezse türk sporu batar dedi.

    20 ocak 2012: nihat özdemir; ”uefa’nın dikte ettiği hiçbir cezayı kabul etmiyoruz. 26 ocak’taki genel kurul gereksizdir. 58. madde değişmemeli. biz herhangi bir şekilde, herhangi bir yolla fenerbahçe’den yarım puan dahi kesilmesi, para cezası verilmesi veya uefa’nın federasyona dikte ettiği hiçbir kararı kabul etmiyoruz” dedi.

    21 şubat 2012: aziz yıldırım ”türküm, doğruyum, çalışkanım” içerikli savunmasına başladı. mahkeme heyetine galatasaray strum graz maçının görüntülerini izleterek asıl şikeyi galatasaray’ın yaptığını söyledi. suçlu yine galatasaray oldu.

    15 ocak 2012: lefter’in cenaze törenine katılan başbakanı, fenerbahçeli taraftarlar yuhalandı. rıdvan dilmen konuyla ilgili açıklama yapmadığı için ertesi gün gazetelerde ”rıdvan fenerbahçelileri çok kızdıracak” şeklinde haberler çıkmadı.

    16 ocak 2012 fenerbahçe ordu’ya giderken rıdvan dilmen ”duruş sahibi teknik direktör” aykut kocaman’ı arayarak federasyon başkanı mehmet ali aydınlar’la bir görüşme ayarladığını söyleyip beraberce aydınlar’la görüşmeye gitti. mehmet ali aydınlar bu görüşmede fenerbahçe yöneticilerinin şike yaptığını söylerken, aykut kocaman ve rıdvan dilmen bu görüşmeyi uzun süre reddetti. ardından rıdvan dilmen, görüşme aydınlar tarafından doğrulanınca, ”görüştük ama bir sorun neden görüştük? puan pazarlığı falan yapmadık. basın yalan yazıyor şampiyon olmayınca” diyerek suçu medyaya attı.

    fenerbahçe kürek takımında ”cemal nalga skandalı”na benzer bir olay yaşandı. galatasaray açıklama yapmazken, fenerbahçe kulübü yaptığı açıklamada suçsuz olduğunu söyledi. ilginç bir şekilde suçu galatasaray’ın üzerine yıkmadı.

    19 mart 2012: başbakan uefa başkanı platini ile görüşmesinde: ‘’tüzel kişiler değil, gerçek kişiler cezalandırılmalı.’’ dedi.

    19 mart 2012: ali koç’un, ”sahamızda oynadığımız maçta fatih terim’e bir cisim atılmış. aynı şekilde hasan şaş’a da bir şeyler isabet ettiği söyleniyor ama o konuda muamma var. şimdi bir şey söyleyemem” demesi üzerine, tapelerden nasıl çalıştığını çok iyi bildiğimiz medya, aslında hasan şaş’ın kafasına bir şey atılmadığını, hasan’ın elini kanatıp alnına sürdüğünü iddia etti. hasan şaş gerçekten alnının yarıldığını göstermek için gs tv’ye çıktı. pfdk tarafından, seyirciyi tahrik ettiği gerekçesiyle 1 maç ceza aldı. suçlu her zamanki gibi, fenerbahçe değil, galatasaray oldu.

    29 mart 2012: başbakan’ın muhtemelen danışmanlarının sözüne güvenerek, türkiye’deki şike süreciyle hiç alakası olmayan ve tamamen yanlış değerlendirilen thatcher modelini örnek göstererek, ”ingilizler 5 yıl gitmedi de ne oldu? kişilerin yaptığı kurumu bağlamaz’’ sözü üzerine, başbakanını seven federasyon başkanı yıldırım demirören ”başbakanım yine haklı, biz de zaten thatcher modelini öneriyoruz” dedi. kimse ”thatcher modelini ne zaman duydunuz?” diye sormadı.

    15 nisan 2012: trabzonspor maçında, emre belözoğlu zokora’ya; ”fucking nigga” dedi. fenerbahçe yönetimi, ”sonuçta galatasaray altyapısında yetişmiş biri emre. bu yaptığının suçlusu galatasaray’dır!” şeklinde bir açıklama ile çok rahatlıkla çözebileceği bir konuyu uzatıp, basın toplantısına, emre’nin ingiltere de oynarken yine aynı konudan davalık olduğu yobo’yu da davet ederek emre’nin ”afedersin” zenci arkadaşlarının da olduğunu gösterdi. yobo; emre’ye kefil olduğunu ve asla öyle sözler söylemeyeceğini anlatıp bol bol gülücük dağıttı.

    22 nisan 2012: galatasaray-fenerbahçe maçında, galatasaray spor basınının deyimiyle, şampiyonluk yolunda ağır bir yara aldı. maç sonu fenerbahçeli futbolcular sahanın ortasında sevindi, mehmet topuz melo taklidi yaparak arkadaşlarını ”kırdı geçirdi”. maç sonunda mecidiyeköy de benzin istasyonları yakılmadı, polis arabaları devrilmedi.

    26 nisan 2012: fenerbahçe yönetimi ”namus meselesi’’ olarak gördüğü cas davasını gerçi çekti: gerekçe olarak ise ”ülke menfaatlerini” öne sürdü. cas davası ve geri çekilmesi ile ilgili 13'ün yazdığı bir yazı.

    7 mayıs 2012: pfdk ibrahim akın’ın ”şikeyi tek başına yaptığı” sonucuna vardı.

    12 mayıs 2012: galatasaray normal sezonu da anormal sezonu da lider olarak tamamlayarak, daha önceden kararlaştırıldığı gibi kupayı şükrü saraçoğlu stadında almak istedi ama fenerbahçe yöneticileri buna engel olmak için stadın ışıklarını söndürüp zeminini suladı. saatler sonra galatasaray kupasını karanlıkta da olsa almayı başardı. kadıköy de benzin istasyonları yakılıp, polis arabaları devrilirken, fenerbahçe medyası ve yöneticileri olayların sorumlusu olarak ”saha ortasında şampiyonluğu kutlayan galatasaraylı futbolcular”ı gösterdi.

    14 mayıs 2012: nihat özdemir ”işıkları söndürmedik, galatasaraylılar yalan söylüyor, ışıklar açıktı” dedi. maç sonunda çıkan olayların sorumlusu olarak da galatasaray yönetimini ve şampiyonluğu kutlayan galatasaraylı futbolcuları gösterdi.

    21 mayıs 2012: pfdk; “müsabakanın fenerbahçe lehine sonuçlanması için, fenerbahçe kulübü başkanı ve ilhan yüksel ekşioğlu’nun ‘müsabaka sonucunu etkileme’ faaliyetlerini yürüttüğü, kendisinin doğan ercan ve mehmet şen’i gençlerbirliği futbolcusu serdar kulbilge ve yardımcı antrenörü cengiz demirel’e ulaşabilmek için aracı olarak kullandığı, ilhan ekşioğlu ile doğan ercan arasındaki ve ilhan ekşioğlu ile faruk yaşar arasındaki konuşmalardan anlaşılmıştır. ” dedi. bunun ise yönetim kurulunun değil sadece ilhan ekşioğlu’nun şahsi gayretiyle olduğu sonucuna ulaştı. çünkü bu olay yönetin kurulu defterine işlenmemişti ve fenerbahçe’yi bağlamıyordu.

    29 mayıs 2012: aziz yıldırım ”türkiye’yi ayağa kaldıracak” dediği savunmasında, cihan kırmızıgül’den bahsetti. duygu sömürüsü için hiçbir fırsatı kaçırmayan ve aziz yıldırım’ı hrant dink’le bir tutan fenerli blog yazarı bir çocuk ”cihan kırmızıgül’ü savunan bir başkanımız var. ne şikesi?” minvalinde tweet’ler attı. +50 retweet +50 favori +50 takipçi ve onlarca ”abi helal olsun, sesimizi duyuruyorsun” içerikli övgü kazandı. aziz yıldırım’ın nasıl büyük bir devrimci olduğunu anlatırken, şikeye değinmedi. dalga geçenleri blockladı.

    30 mayıs 2012: ilhan ekşioğlu mahkemede, yıllardır bilinen ve aziz yıldırım’ın da söylemekten çekinmediği hatta gurur duyduğu bir gerçeği tekrarlayarak; kulüpte aziz yıldırım’dan izinsiz kuş uçmayacağını söyledi.

    30 mayıs 2012: uefa beşiktaş’a evrakta sahtecilikten 1 yıl men cezası verdi. beşiltaşlılar bile bu hâle düşmelerinin sorumlusu olarak yıldırım demirören’i görüp hesap sorarken, aynı fenerli çocuk, verilen cezanın sebebini hiçe sayarak, beşiktaş gibi bir abideye san marino muamelesi yapmaya kimsenin hakkı olmadığını söyleyip, verilecek cezaların suçlu-suçsuzdan ziyade güçlü-güçsüz şeklinde olması gerektiğini imâ ederek tekrardan adını hukuk tarihine altın harflerle yazdırdı. lâf arasında san marino’yu küçümsedi.

    3 temmuzdan bu yana yaşanan süreç;

    aziz yıldırım: allah uzun ömürler versin; 60 yaşında, taraftarı o’na ”sütten çıkma ak kaşık” diyor."

    kaynak: http://www.soroscuaslanlar.com/…-yasanan-surec.html
  • ulusun
    yüzkaraları
    sorosun
    uşakları
  • ana sayfasında hala 30 nisan 2013 tarihli "potukların alper" yazısını barındıran gs sitesi.

    alper'in jübilesi geldi neredeyse; hala neyin alper'i diye sorduran sitedir aynı zamanda...