yanıtlar 7
3 yanıt daha
  • aşkın şiddeti tanımına katılmıyorum, aşkın şiddeti olmaz, aşk içinde şiddet barındırıyorsa aşk değildir. şiddet yerine yoğunluk kelimesini kullanmayı tercih ederim.

    aşk, bir diğer cevapta bahsedildiği gibi üreme güdüsü ile de ilişkili değil, olmamalı, olursa o şey aşk değildir, çoğalma isteğidir ki bunun için bir kalbe, beyne , vs ihtiyacınız yok. bunu tek hücrelisinden çok hücrelisine çoğalma derdindeki tüm canlılar yaşıyor, yaşanan bu şeye aşk denmesini kabul etmiyorum.

    işte sorunun cevabı da aslında burda yatıyor, eğer gerçekten aşık olmadıysanız, ve hatta karşılıklı (bir çift için konuşursak) aşk yaşanmıyorsa zaman ile aşk duygusunun azalması kaçınılmaz. azalmaması için her iki tarafın da aşk ateşi güçlü olmalı, denge olmalı.

    tek taraflı aşk, ki bu da toplumumuzda çok yaygındır, zaman ilerledikçe ilk baştaki gücünü yitirir bunun sebebi sonradan aşık olmanın çok ama çok zor olması yani sizin tek taraflı aşkınızın karşı tarafın duygusunu gerçek aşka dönüştürmesinin neredeyse imkansız olmasından kaynaklanıyor.

    o yüzden azalan bir aşk varsa orada dengesiz bir başlangıç, dengesiz bir duygusal ilişki olduğunu söyleyebilirim.

    sonrasında bu güzel duyguların içine geçim derdi, başka bireylerin sorumluluğu, vb. girince tek taraflı yanan aşk ateşi her iki kalbi ısıtamamaya başlıyor ve doğal olarak tükenerek azalıyor.

    gönül ister ki aşkı masallardaki gibi yaşayalım, hiç bitmesin hep çoğalsın.

    not: bu arada aşk ille cinse duyulan bir aşk ile sınırlı olmamalı, işinize, hobinize, inandığınız tanrıya, vs. aşık olabilirsiniz ve belki de bu başarılabilecek en zor ama en ödüllendirici deneyim olacaktır, bunu başarabilene ise aşk olsun!*
  • soruda gizli,yas ilerledigi icin??hormonal sistem,yasanmisliklar,bikkinliklar,tecrubeler,acilar....
  • hayalperestliği bırakıp realizme geçiş yaptığın için.

    ayrıca üstteki arkadaş ,
    aşk, bir diğer cevapta bahsedildiği gibi üreme güdüsü ile de ilişkili değil, olmamalı, olursa o şey aşk değildir.
    demiş aşk tam da budur işte onu belirteyim istedim.
  • zamanla kişilik oturuyor ve hayatın gerçekliği tokat gibi suratımıza çarpıyor. haliyle olgunlaşıyoruz. artık hissiyattan çok mantıkla hareket etmenin daha sağlıklı olacağını fark ediyoruz. sonu hüsran olunca birine bağlanmış olmak derin yaralar bırakabilir. o yüzden her şeyden önce akıl ve sağduyuyla hareket etmeli.