şükela:  tümü | bugün
  • bugün çoğu avrupa ülkesinin model aldığı, devletin eğitim, sağlık gibi konulara özel hassasiyet gösterdiği, özünde sol ideoloji yatan demokrasi modeli. en iyi örnekleri için:
    (bkz: isveç)
    (bkz: kanada)
    (bkz: norveç)
  • serbest piyasa ekonomisini reddetmeden sosyal devlet anlayışını devam ettirmek isteyen, ülkemizde kalıplardan kurtulamadığı için başarılı olamayan ideoloji
  • revizyonist bir yaklaşım.

    revizyonist olmayan yaklaşımlar için: (bkz: kökten dincilik) (bkz: fundamentalizm)
  • gerek geçmişte, gerekse günümüzde farklı kişiler tarafından sosyal demokrasi kavramından, çok farklı şeyler anlaşılıyorsa da, sosyal demokrasi ortaya çıktığı dönem, yani 19. yüzyıl sonları açısından "siyasal demokrasi içinde emekçi sınıfların sosyal ve ekonomik haklarının genişletilmesi amacına yönelik tüm savaşımları kapsayan bir öğreti" olarak tanımlanabilir.

    fakat ayrıntılara girildiği zaman meselenin böylesine kolay açıklanabilir ve yalın olmadığı görülecektir. örneğin daha sonra bolşevik parti adını alan ve rus çarlığı'nda bir devrim gerçekleştirerek sscb'yi kuran partinin adı da rus sosyal demokrat işçi partisi'ydi. buna karşılık almanya'da rosa luxemburg yönetiminde benzer bir eylem yapmak isteyenleri engelleyen parti de almanya sosyal demokrat partisi adını taşıyordu.

    aynı ad altında çok farklı beklentiler olabilmektedir. kaldı ki günümüz dünyasında farklı ülkelerdeki sosyal demokrat partiler, çok daha kesin sınırlarla birbirinden ayrılabilmektedir. tüm bunların dışında aynı ülke içinde öylesi sosyal demokrat hareketler olabilmektedir ki, aralarında ad aynılığından başka ortak bir nokta bulmak mümkün olmamaktadır.

    tarihsel olarak sosyal demokrasinin gelişimine baktığımız zaman öncelikle 19. yüzyılın ikinci yarısında avrupa kıtasında sanayi işçilerinin sayıca ve toplum içindeki oran olarak hızla büyüdükleri noktasından harekete geçmek gerekir. işte sosyal demokrasi bu sanayi işçilerinin taleplerinin dile gelmesinden başka bir şey değildir.

    fakat burada bir hususun baştan açıklanması gerekir. işin o aşamasında sosyalizmle sosyal demokrasi arasında kuramsal bir farklılık gözetilmediği gibi, talepler açısından bir farklılık gözlenmesi de mümkün değildi. kapitalist toplumun kurumlarını, yapısını ve inancını, işçi sınıfının yararına değiştirmek isteyen tüm görüşler, sosyal demokrasi olarak adlandırılıyordu.

    günümüzde "sağ" ve "sol" ayrımı o günlere oranla çok değişmiş bulunmaktadır. gerçekten o dönemde sağ dendiği zaman anlaşılan mutlakıyetçiler, monarşistler ve çok ufak bir kısım liberallerdi. sol dendiği zaman ise liberallerin büyük bir bölümü ve sosyal demokratlar anlaşılırdı. günümüzde ise sağı liberalistler temsil ederken, sosyal demokratların bir bölümü de sağ içinde görülebilmektedir. buna karşılık sol, sosyalistler ile diğer sosyal demokratlardan oluşmaktadır.

    pek çok yazarın özenle vurguladıkları gibi liberallerle sosyal demokratlar arasındaki ayrım, bundan elli sene önce oldukça fazlaydı. ancak günümüzde bu ayrım çok azalmıştır. belki de birçok kuşak sonra tüm olarak kaybolacaktır. zira liberaller, gitgide sosyal bir nitelik kazanırken, sosyal demokratlar, mülkiyet ve ekonominin devlet tekelinde bulunması konusundaki düşüncelerini önemli ölçüde yumuşatmışlardır.

    hatta ilginç bir nokta olarak, günümüz abd'sinde "liberal" olarak adlandırılan bir kişinin görüşleri, avrupa'da sosyal demokrat olarak adlandırılan kişilerin görüşleriyle aynıdır. yani avrupa'da sosyal demokrat olarak nitelenen görüşler, abd'de liberal olarak nitelenmektedir. ayrıca günümüzde sosyal demokrat partilerden pek çoğunun ekonomik alanda savunduklarının liberalizmden başka bir şey olmaması çok ilginçtir.

    sosyal demokrasinin sosyalizmden gitgide uzaklaşması ve liberal görüşleri savunmaya başlaması yönündeki gelişmeler, 20. yüzyılın başlarına denk düşmektedir. yani sosyalizmle sosyal demokrasi arasında başlayan uzaklaşmanın kristalleşmesi ancak 20. yüzyılın başlarında olmuştur. zira gerek i. enternasyonal'de (1864, 1876) ve gerekse ii. enternasyonel'de (1889--914) sol düşüncenin tüm farklı anlayışları temsil edilmiştir. ancak devrimden sonra sscb'de toplanan iii. enternasyonel'le yolların iyice ayrıldığı ortaya konmuştur.

    sosyal demokrasi, devletin ödevlerini artırdığı gibi, halkın ödevlerini de artırmaktadır. burada siyasetin kapsamı genişlemektedir. devletin temel görevi, var olan özgürlükleri korumak değil, var olması gereken özgürlüklerin ortamını hazırlamaktır. servetin belirli ellerde toplanması, farklı gelir grupları arasındaki büyük farklar, fırsat eşitliğinin yokluğu, işsizlik gibi hususlar sosyal demokrasinin ilk mücadele hedefleri olmaktadır.

    sosyal demokrat terimi, sosyal demokrasi taraflarını ifade etmek için kullanılan bir terimdir. 19. yüzyılın ikinci yarısında marksist eğilimli parti mensupları için kullanılan bu kavram, daha sonraları ılımlı sosyalistler için kullanılmıştır. bugün ise sosyal demokrasi, kavramın taşıdığı belirsizlik paralelinde sosyal görüşlü liberaller için kullanıldığı gibi ılımlı sosyalistler için de kullanılmaktadır.
  • (bkz: sosyal devlet)
  • nedense ilk duydugumdan beri pek isinamadigim bir siyasi terim. sosyal, -halk- demektir, -halk icin- demektir. demokrasi keza, farkli birsey degildir. icinde insanin ozgurce fikir beyan etme hakkini ve secme,s ecilme tercihini de barindiran demokrasi terimi, basina sosyal kelimesini aldiginda sanki farkli bir tespit de bulunmuscasina insanlari kandirmaktadir.

    ozellikle de bizim gibi bazi yonetim ve yontem problemleri olan uluslarda, pek hos karsilanacak bir anlayis olarak degerlendirilemez bir siyasi sistemi adlandiran ya da adlandirmaya calisan bu kavrama hangi deger yargilari yuklenmistir ki, secimlerde cok buyuk bir beklenti icine girmektedirler. (yandas ve fanatizm farki)

    demokrasi tek basina insanliga yeter, basina veya sonuna birseyler eklemez yersiz. zira demokrasi taraftariysaniz tabi..
  • her bir tarafından riyakarlık fışkıran, ideoloji bile olmayan politik kimlik.müteşekkil olduğu kelimelere bir bakın; sosyalizmin sosyali, burjuva demokrasisinin demokratı...bir yanda işçi sendikası önderi bayram meral, öte yanda uluslararası kapitalist teşekküllerde uzun süre üst düzey hizmetlerde bulunmuş liberal bir adam; kemal derviş.kumpir gibi bir şey anlayacağınız.***
  • deniz baykal'ın türk halkını ondan soğutabilmek için elinden geleni yaptığı kapitalizmin gaz sancılarını alan hedefsiz siyasi görüş.