şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: maskeli balo)..
  • bütün insanların toplum içerisinde takındığı maske. gerçek ben i saklamak için kullanılan yapmacık olarak da nitelendirebilecek davranışlar bütünü.
  • insanin toplumun baskin degerlerine, alisilmisliklarina, beklentilerine karsi kendine, farkinda olarak ya da olmayarak, kaftan dikmesidir, vucut olculerini bilmeden ya da onlari dikkate almadan ustelik. o kaftan olmadan kendisini o topluma yerlestirememesi, bakkala ekmek almaya bile gidememesidir.

    tabi bakis acisina gore insanin kendine herseye ragmen kaftan dikebilmesi de birseydir; zira daha kotusu hazir dikilmisini de giymis, giydirilmis olmasi olasilik dahilindedir.

    kisinin kendisine toplu tasima araclarinda rahatlikla yer bulma cabasidir sosyal maske. garip olan sudur herkes herkesi bu maskeleri takmaya, bu kaftanlari giymeye zorlar. herkes herkesin aklini yer, delirir, delirtir de mutlu deli bile olamaz.

    ileri analizler, yer yer baskaldiri ornekleri icin

    (bkz: american beauty) en guzeli

    (bkz: fight club)
  • insanin kendine yakisani davranmasidir. kendine neyin yakistigini ona soyleyecek bir suru kisi vardir zaten. ne yemesi gerektigini soyleyen diyetisyeni, ne giymesi gerektigini soyleyen stilisti, nasil durmasi gerektigini soyleyen imagemakeri vardir. ne okumasi gerektigini soyleyen egitimcisi vardir, ne izlemesi gerektigini soyleyen elestirmeni vardir. neye inanmasi gerektigini soyleyen kutsal kitabi vardir.

    ama bir ben, sen, o vardir maskenin altinda; senden iceridir, benden iceridir, ondan iceridir.

    (bkz: yunus emre)
  • vaktiyle 2-3 yas buyugumuz (ki o zamanlar 2-3 yas farki buyuk bi fark) bir agabey, karsisina oturdugumuz bir ara bizi tesir altina alma maksatli bi konusma yapmisti.

    "bak kocum, ben aslinda gordugun gibi degilim. hayatta degisik maskelerle dolasirim. kimi aksam en sen-sakrak maskemi takar, ortama nese sacarim. kimi zaman gelir, ortalikta en depresif-kopuk adam olurum. bende maskeler cesit cesit.." turunde/tadinda bir konusmaydi.

    sonralari aradaki goreli yas farki azalinca anladim ki, o aksam "vay be, dayiya bak" diye hayret ettigimiz, gipta ettigimiz abinin dusturunu samimiyetsizlikle, yuzsuzlukle ikrah eder olmusuz. ortamda maskeli kedi gibi dolanmanin, sagim oldurur solum surundurur tandansli telkin verip genclere firildaklik kursu vermenin zamane modasi oldugunu idrak ettim edeli, kendin ol cephesinin neferligini aldim. agabeye de "sende maskeler cesit cesit, bende de kizilcik dallari boy boy" mesajini gonderip, uzerine belediye itlaf ekiplerini saldim.
  • maske taktığının farkına varabilmek için önce içinde ne olduğunu bilmek gerekir. (bkz: herşey zıddıyla vardır) (bkz: dialektik)
    içinde ne olduğunu bilmek, kendini bilmek demektir.
    zor olan kendini bilmektir, erdem ve bilgelik gerektirir. o yüzden taktığı maskenin farkında olan kişi saygıyı hakeder.
    ama hem farkında olacak erdeme, hem de maskeyi çıkaracak cesarete sahip olan, daha çok saygıyı hakeder. ki, maskeleriyle kendilerini ayırdedemeyen çoğunluğun deli dedikleri de, çokluk bunlardandır.
  • hayatımızın yeme , içme kadar önem taşıyan öğesidir. birden fazla olması işin zorlu kısmıdır. hayatı bir santranç oyununa benzetirsek gerçek kişilik "şaht"ır. diğer tüm taşlar bu şahı korur, "kale" ailemize karşı davranış şeklimizdir , "piyonlar" arkadaş ilişkilerimizi belirler...

    sosyal maske geçici olabilir. bazen sevgilinizden ayrıldığınızda çok fazla üzülmezsiniz , çünkü sevgiliniz sizin sosyal maskelerinizden sadece birini tanıyıp beğenmemiştir. bu sorun değildir çünkü maske bol... ama gün gelir de sevdiğiniz insana gerçekten kendinizi açarsanız ve o sizi terkederse işte o zaman keder dolu bir zaman süreci başlar. çünkü kendinizi yani "şahı" değiştiremezsiniz , ve aşk sizi mat etmiştir.

    çoğu zaman insanların kötü olayları kolayca atlatabilme yolu bu maskelerden geçer. ergenliğe girdiğimiz anda bu maskeleri yaratmaya başlarız. bu yüzdendir ki filmlerde klişe olmuş psikolog sözü "bir süreliğine çocukluğuna inelim" , aslında çok yerindedir. çünkü o dönem maskeniz yoktur , her darbe kalıcı olarak gerçek kişiliğe zarar verir , sonradan gelen piyonlar bu yaraların sadece üstünü kapatırlar , onaramazlar.

    sosyal maske hayatın her alanında karşımıza çıkar. çünkü "ortak" maskeler vardır. bunlara kısaca "izm" ler diyebiliriz : komünizm , faşism , darwinizim...aklınıza ne gelirse. bu büyük "izm" ler topluma karışmak için mükemmel seçeneklerdir , çünkü çok fazla kişinin paylaştığı maske çok güçlüdür , yıkılması zordur.

    bu sebepten genel bir topluluğa katılan kişilere hemen önyargıyla yaklaşıp, "koyun sürüsü" damgasını vurmaktansa , 2. bir seçeneği göz önünde bulundurmalıyız; acaba o koyun sürüsü , aslında kendilerine çok güzel post bulmuş kurtlar mı diye..
  • herkeste bir seviye var olmakla beraber, kendini olmak istediği gibi kabul ettirmeye çalışanlar, kendini kabullenmeyi başaramamış kişilerde kalın bir şekilde var olan bariyer.

    sevilmediklerini ve toplumdan dışlandıklarını düşünen bu kişilerin sevilmek, övülmek ya da kabul edilmek için yaptıkları eylemler gerçek kendileri ile dış dünya arasında bir yapmacıklık alanı oluşturur. bu yapmacıklık zaman içinde diğer kişiler tarafından fark edilince doğal olarak uzak durma refleksine maruz kalırlar. insanlar kendilerini bu kişilere karşı korumaya alıp içlerine almadığında kişi gerçek kendilerinden uzak durulduğunu sanarak yapmacıklığını arttırır ve bu bir kısır döngüye girer.

    öğrenilmesi gereken belki de insanın kendisi olmaya çalışmak zorunda olmamasıdır. zaten kendinizsiniz. herkes sizi sevemez herkesle iyi geçinmek zorunda değilsiniz. varlığınız diğerlerinin varlığına bağlı değil. neyden hoşlandığınızı keşfedin. bazı durumlarda kendinizi önemli hissedin. sizi önemsiz hissettiren kişilerden uzak durun. siz kendinize yöneldikçe insanlar da size yönelir.
  • başlığını görünce bir an heyecanlandığım ama hakkında internet üzerinde bir kaynak bulamadığım, 2010 yılında bir grup genç tatafından çekilmeye çalışılmış ama maddi ve zaman konusundaki yetersizliklerle çekimi bitirilememiş kısa film senaryosunun adı.

    konusu; evindeki salaş ve “doğal” haliyle zıt düşer şekilde insan içinde bambaşka bir bünye olan bir kızın hayatından kesitleri içermekteydi. yani herkesin içinde olduğu duruma çoklu açı getiren bir senaryo idi.

    çekim aşamasında bulunduğum filmdeki bir sahnede başrol oyuncusunun burnunu karıştırırken internette kültür sanat konulu bir web sitesini gezdiği görülüyor. aynı kızımız bir ortamda, bu sitede edindiği bilgileri tüm entelliğiyle çevresine aktarırken görülüyor. bilgileri aktarma anlarında ufak flash backler ile yakın planda parmağını tüm rahatlığıyla burnuna soktuğu görülüyor.
    ama sosyal maskesi sayesinde bu an kızımıza özel kalıyor.

    bu örnek dışında sosyal maske taktığı başka bir an ise evde televizyon karşısında, (tiyatrala kaçmadan) elini pijamasına sokup bir yerini kaşırken saçma bir programı izliyor ama sosyal çevresinde bu tür içerikleri aşağılayışı görülüyor.

    filmde özellikle tiyatrala kaçmamaya ve aşırı göze sokulası anlar yaratmamaya çalışmıştık. çekemediğimiz ama senaryoda yazan başka bir sürü “o an”lar vardı.

    bulsam da okusam tekrar.