şükela:  tümü | bugün
  • son günlerde oldukça revaçta olan bir meslek. reklam ajanslarından birçok çeşitli alanda faaliyet gösteren markaya kadar pozisyon sıkıntısı çekilmeyen; ancak nitelikli eleman sıkıntısı çekilen iş, güç.

    edit: konuyla ilgili "15 dakikada sosyal medya uzmanı olun" başlıklı yazı için

    http://sosyalmedya.co/…da-sosyal-medya-uzmani-olun/
  • aylar sonra gelen edit:

    kimsenin umursamayacağını, unutulup gideceğini düşündüğüm bir titr idi bu, geldiğimiz nokta mide bulandırıcı bir hale geldi. türkiye'nin açık ara en bilinen internet firmalarından birinde çalıştığım sürede kendini bu ünvana haiz gören insanlardan gözlemlediğim kadarıyla gerçekten içi boş, kof insanların kendilerine biçtikleri bir isimdir sadece. yurt dışında çok acayip vs. bu işi yapan insanlar olabilir. ama türkiye'de "ben sosyal medya uzmanıyım" diyen aptalların yaptığı şeyleri görseniz oturup ağlarsınız. yahu insan biraz araştırır, bari taklidini güzel yapar. ama yok siz oturun, sizin aptal patronunuz da sırf şirketinde iki tane daha güzel kız görmüş olsun diye size maaş ödesin, siz de bütün gün facebook'ta, twitter'da vs. kurumsal hesabınızla ona buna kalıp cevaplar gönderin, uzmanlık yaptım sanın.
  • türkiye'de bu ünvana sahip olanların hepsi friendfeed ya da twitterda kolayca takip edilebilmektedir. işin garip tarafı ise bu mecralarda çok kişi tarafından takip edilen herkesin kendini sosyal medya uzmanı sanmasıdır. sosyal medya uzmanı olunca yüzlerce binlerce takipçiniz olabilir ama o kadar takipçi olunca otomatik olarak verilen bir ünvan değildir kendisi. bu arkadaşların anlayacağı dilden anlatmak gerekirse foursquare'de check in yapınca kazanılan bir badge değildir fazlasıyla emek ister.
  • bu ünvandaki "uzman"ın insanı tırmalamasının sebebi, "expert" gibi algılanması. "specialist" karşılığı olan "uzman" bu. yani sıkıntı kaynağı türkçenin yetersizliği aslında. bu da süper basit bişidir ama kimse dillendirmez niyeyse :)

    kobilere uçuk fiyatta twitter hesabı çakan karakter yoksunu kişiler ve sm ajansları mevcut iken, sosyal medya'nın sadece b2c için değil, b2b için de cayır cayır bir lead generation alanı olduğu dünyada kabul görmeye başlayan bir gerçek. ticaret kanununun önümüzdeki yıllarda getireceği zorunluluklar da düşünüldüğünde sosyal medya'nın b2b için kullanımı türkiye'de daha da olgunlaşacak. vizyonu olan bir işletme bana sosyal medya'da ne zaman var olması gerektiğini sorsa, "dün" diye cevap veririm. bunda bir sıkıntı yok. neyi ne zaman ne şekilde nasıl yapması gerektiği önemli. ki zaten sm ajansı ya da sm uzmanı olduğunu iddia eden kişilerin de bu noktada kabiliyet göstermesi gerekiyor.

    işi "bi facebook sayfası açayım, bi de twitter açayım ona da facebook'u bağlayayım" seviyesinde yapan, yapılanmaları çoluk çocuk hipster personelinden ibaret hiçbir iletişim nosyonu barındırmayan sm ajanslarının bayt ve oksijen israfı olduğunu düşünüyorum. şu anki konjonktürde müşterilerin pek bilinçli olduğu söylenemez. yavaş yavaş, facebook'taki marka sayfasına bodoslama like veren insan sayısının bir esprisi olmadığını, facebook'a bağlanmış twitter hesabının "twitter'da var olmak" olarak algılanmasının bile abes olduğunu fark edecekler. bu noktada biz de ciddi efor sarf ediyoruz. zaten bu kendine sm ajansı diyen arkadaşlar o kadar büyük yalanlarla satıyorlar ki kendilerini, kulaklarınıza inanamazsınız. 2011 birçoğu için çok sürprizli ve tatsız bir yıl olacak. zerre üzülmüyorum. sosyal medya dürüsttür, yalancıların çöpe çevirmesi kadar fena bir şey olamaz. burada her şey baytlardan ibaret olduğu için yapılması kadar yıkılması da kolay. şark kurnazlıklarıyla beraber silinip gidecekler.

    takipçi sayısı gibi hilkat garabesi kriterler ile işe alım yapan bu gaydırıguppak ajansların öyle patronları vardır ki, account'unu yönettikleri markanın twitter hesabından kendi kişisel twitter hesaplarını bile takip ettirecek kadar düşebilirler. bu takipçi sayısı manyaklığı bende sadece acıma duygusu yaratıyor. iş başvurularında "şurada şu kadar arkadaşım burada bu kadar takipçim var" diyen insanları direkt eliyorum.

    facebook'unu ve twitter'ını bağladığı friendfeed'de mashable linkleri paylaşarak sm uzmanı olan tipler bir yana; solcu network'ü ile edindiği 2.000 arkadaşını/takipçisini, kendini satmak için kullanan tipler midemi bulandırıyor. yaptıkları zaten mide bulandırıcıyken, network'ün kaynağını düşündükçe "ulan insanın kendine biraz da mı saygısı olmaz? nasıl rahat uyur?" diye onlar yerine utanıyorum. paranın imanı yok, burası türkiye. ama müşterilere ve potansiyel müşterilere her zaman söylediğim bir şey var, know-how'dan saymıyorum rahat rahat paylaşabilirim: sosyal medya, internet sayesinde bize bir şeyi ilk defa dünyayla aynı anda yaşama fırsatını verdi. bu sefer 10 sene geriden gelmiyoruz. bütün dünyayla birlikte kurcalayıp öğreniyoruz sosyal medya'yı. diğer her şeyde 10 sene geriden gelmenin sancısını buranın algılanmasında da hissediyor olsak da, teknoloji kadar hızlı olgunlaşacak ve bu üçkağıtların hepsi olması gerektiği gibi anormalleşecek, markalar "e sen senelerce beni kandırmışsın?" demeye başlayacak. bu ortamı sağlamak için de bugünkü gibi yarın da elimizden geleni yapıyor olacağız. yarından sonraki gün, ayakta kalabilenler işini düzgün yapmak zorunda olacak. körler sağırlar birbirini ağırlar network'ü çözülecek.
  • internet ekipler amiri bir başka ismidir. günden güne saygısını kaybettirenlere de denir. kıçımın fenomenlerini konuk alırlar programlarına.
  • kendilerini bu şekilde tanımlayanların kaç tanesinin social media week istanbula katılacağı ve ciddi anlamda faydalanacağı merak konusudur.
  • kendi içinde smu nedir bilen, smu nedir hiç bilmeyen ve smu olma yolunda ilerleyen üç gruba ayrılan meslektir. smu nedir bilmeyenler işte böyle "şikretinize facebook profili açalım, size twitter yapalım, bloggerlara paket yollayalım" kafasında çalışır, titri vasfından daha önemlidir netekim var olan genel negatif görüşün sebebi de onlardır. smu işinin global standartlarda nasıl yapılması gerektiğini bilen türkiye'de kişi veya kurum yok, o kısmı geç zaten.

    türkiye dijital sektöründeki kalbur üstü sosyal medya hizmeti veren ajanlar ve sosyal medya uzmanlarına gelirsek; unzip edildiği zaman içinden metin yazarı, sanat yönetmeni, proje yöneticisi, müşteri temsilcisi, arayüz geliştirici ve mümkünse server-side yazılımcı çıkması beklenen kişilerdir bu insanlar. sosyal medya yönetimi tek kişilik iş değildir, ama tek başlarına yapmaları beklenir. geleneksel ajansların dijital ajanslar karşısında yaşadığı geçiş dönemi sıkıntıları ve önyargılarını, sosyal medya alanında çalışanlar bizzat bir parçası oldukları dijital ajanslar içinde yaşamaktadır. pek çok sanat yönetmeni, metin yazarı ve sıklıkla bizzat patronları tarafından yaptıkları işe 'bir heves, geçici bir furya' gözüyle bakılır. çalıştıkları markalar ise eğer biraz işi biliyor, global gelişmeleir takip ediyorsa onlardan inanılmaz beklentiler içine girer. doğası gereği gecesi-gündüzü, mesai saatleri olmayan bir işleri vardır. (basitçe örneklemek gerekirse, smu klasik mesai saatleri içinde patronları ve müşterilerine çalışır işin 'medya' yönünü icra eder, mesai bittikten sonra ise ülkenin geri kalanının da mesaisi bittiği için 'sosyal' ve 'yönetim' mesaisi başlar) tüm bu stres, yoğunluk ve hor görülmenin üstüne jr. proje yöneticisi, bilemedin çiçeği burnunda sanat yönetmeni kadar maaşı zor alırlar.

    ama gerçek olan bir şey var ki "sosyal medya uzmanı" çok tırt bir ünvandır, yakın gelecekte sosyal medya dijital iletişimin bir kolu değil bizzat omurgası haline geleceği için sosyal medya uzmanı titri de başka bir isime dönüşecektir.
  • marka bağımlısı olmuş kişilerdir.
  • afedersiniz de çoğu kıçımın uzmanıdır.!

    "iletişim nedir?" sorusuna dahi doğru düzgün cevap veremeyen, bilgisayar başında istatistik değerlendirmeleri ile yorum yapmaya çabalayan, giyim kuşamları ile artizliğe oynayan bir güruhtur bu.! bu ünvanı kullanacak insanların önce 1 günlerini ayırıp ünsal hocamızın iletişimin abcsi adlı kitabını hatmetlerini tavsiye ediyorum.!