şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle şunu belirteyim buna benzer bir başlık aradım ama bulamadım. konu bugün anneler günü bahanesiyle aklıma geldi ve birazcık üzerine düşünme şansım oldu.

    evet bazılarımızda sosyal medyada aile bireylerimiz engelli olabiliyor. kimisi anne, baba, dayı, kuzen ayırt etmeden herkesten uzak yaşıyor. kimisi kendi yaş grubundan akrabalarına izin verip önceki nesilleri engelleyebiliyor. kimisi de sosyal medyada bile rahatlıkla arkadaş olabiliyor, durumlarını fotoğraflarını çekinmeden paylaşabiliyor.

    elbette bir sürü sebebi olabilir, doğrusu yanlışı da vardır demiyorum. ama ben bunu bireyin kendisi ile aile ve akrabalar arasında çocukluktan gelen iletişim kalitesine bağlıyorum. eğer bireyin çocukluktan beri annesi ve babası ile arası iyiyse, anne-baba ebeveynliğin yanında çocuğa arkadaş da olabilmişse, çocuk büyürken kendisini onlara çok yakın hissedecek ve hayatında olan bitenle alakalı gizli kapaklı işler çevirme durumunu düşünmeyecektir. yargılanma ve kim ne der endişesi gütmeden hayatı öğrenme yolunda ilerlemeye devam edecektir.

    ama birey hayatının herhangi bir döneminde ailesiyle çatışmaya başlayıp, onları kendisine yol arkadaşı veya yol gösterici olarak göremediyse artık kendisine ait gerçekleri, yaşamının izlerini ve gelecek planlarını gizlemeye başlayabiliyor. çünkü atacağı her adımda eleştirilme ve engellenmeye yönelik tehdit unsuru haline gelmiş ailesini kendi konfor alanından çıkarıp, ne de olsa ailedir düşüncesiyle güvenli bir uzaklıkta tutma eğiliminde olabiliyor. psikoloji uzmanı değilim ama kendi tecrübelerimden ve edindiğim izlenimlerden yola çıkarak böyle çıkarımlarda bulundum.

    hepimiz şu hayatta bir şeylerin mücadelesini veriyoruz. ben de işte bu yolculuğun çoğu noktasında hayatla mücadele ederken ailemi yanımda değil karşımda buldum. sanki hayatla mücadele ederken hep ailemle de mücadele ettim. yıllar geçiyor, her geçen gün psikolojim çöküyor. konuyu dağıttım biraz ama buraya nerden geldim, nasıl bağlayacağım onu söyleyeyim. bende aile üyelerimin neredeyse hepsi engellidir mesela. neyi nasıl yaşadığımı görsünler istemem. bu iletişim kopukluğunda elbette benim hatalarım olmuştur ama bana hatalarımın ne olduğunu anlayabileceğim şekilde anlatan olmadı. anne babasıyla her şeyini paylaşabilen, onlarla arkadaş olabilen insanlara hep gıpta ile baktım. o yüzden siz siz olun, çocuğunuzla iyi geçinin, ona arkadaş olun lütfen. çocuğuna azıcık şefkatiniz varsa ona farkında olmadan bir travma yaşatabileceğinizi bilin.
  • zavallıdır.
  • bazen mecbur kalan insandır.

    hepimiz ikili hayatlar yaşıyoruz, bir aile içindeki halimiz; bir de üniversite, iş, sosyal yaşam gibi dış ortamlardaki halimiz var ve çoğumuz kendimizi daha korunaklı gösterdiğimiz, bazen rekabet içinde olduğumuz bu dış ortamlarda ev halimizle bulunmak istemeyiz.

    facebook ortamında bu çevreleri sınırlandırmak mümkün aslında, yani kimin neyi görebileceğini kontrol edebilirsiniz, ama bu çok pratik değil, çünkü örneğin "iş arkadaşlarım" diye bir grup kurup birilerini eklediğinizde tek tek gidip soruyor, "cidden iş arkadaşı mısın, emin misin, son kararın mı?" diye. onaylayan da oluyor, atlayan da oluyor.

    ama bütün listeniz birbirinin gönderilerini görebildiğinde de işte benim zarzalak kuzenim gibileri sizin gece yarısı zorla çekilmiş pijamalı ergenlik fotolarınızı, yazlıktan plaj görüntülerini filan üniversitedeki proflarınızın, iş arkadaşlarınızın görebildiği ortamda paylaşarak sizi etiketliyorlar. çocukluğunuzu bilenler size herkesin görebileceği şekilde tuhaf ve çocuksu takma adlarla hitap ederek karizmanızı yerle bir edebiliyor, hiç gurur duymadığınız çocukluk anılarınızı anlatıp, fotolarla sergileyebiliyorlar. ne kadar rica etseniz de bizim toplumda sevimli olduğunu sanarak inadına gitmek huyu yaygındır, bu yüzden sildiğim aile fertleri var. o yüzden de fazla yargılayıcı davranmamak gerek.