şükela:  tümü | bugün
  • akp iktidarının son gozdesi olan voltran gucunu ssk,bagkur ve emekli sandıgında kullanmak istemesi beraberinde yeni bir sağlık reformu gercekleştirmek uzere bu uc kurumdan tek kurum cıkarmak dusuncesi ile bakanlar kurulu kararı ile ilk adım olarak gosterilen gelecekte akıllı orgutlenme ve yapılanma yapılırsa sosyal guvenlik kaygımızın ve orda burda surunmememize vesile olacaktır kuruluştur
  • her ne kadar toplum için faydalı olacağı izlenimini bırakmaya çalışsalarda kesinlikle türkiyede hayata geçirilmemesi gereken bir sistemdir. parası olanın daha iyi hizmet alabileceği ama parası olmayanın ölüme terkedileceği özelleşmiş bir sağlık sistemidir istenilen. bu sistem hekimlerinde hiç işine gelmemektedir. malpraktis yasasının da çıkması ile sigorta şirketleri ve avukatlar bu işten çok karlı çıkacaktır. peki bu sistem kimin işine yarayacak diye düşünürsek sonuç çok komik. sağlık nedir bilmeyen, maddiyat konusunda gözleri doymayan insanlar* istedikleri gibi hastane sahibi olabilecek ve toplum sağlığı ile oynayabilecekler. tüm hastanelerin yerel yönetimler tarafından idare edileceği bu sistem, türkiyenin sağlık hizmetlerini beter etmekten başka bir işe yaramayacak olan sistemdir**
  • büyük bir özelleştirme harekatının önemli bir adımıdır.
  • gss bu ülkenin sadece bu gününü değil geleceğini de ilgilendiren bir yasadır. bu nedenle de sadece 70 milyonunu değil, gelecek nesilleri de ilgilendirmektedir.

    gss 59. akp hükümetinin basit matematiksel bütçe hesapları üzerinden, sosyal güvenliğe, sağlığa ayrılan payı halkın sırtına yükleyerek, ülkemizin bu günü ve geleceği borç ödeme planına kurban edilmek istenilmektedir.

    bu ülkeyi düşünen, kaygı duyan herkesi sosyal güvenlikte, sağlıkta yapılan ve yapılmak istenen tüm politikaları daha yakından takip etmeye çağırıyoruz.

    akp hükümeti gss ile nasıl bir sağlık anlayışını hakim kılmak istiyor?

    gss ile sağlik hakki ortadan kaldiriliyor

    genel sağlık sigortası kişilere sağlık haklarının gereği olarak sağlık hizmeti sağlanmasını değil prim ve katılım payı temelinde cüzi sağlık yardımında bulunulmasını sağlamak üzere oluşturulmuştur.

    gss’nın sağlık yardımı anlayışının yaratacağı hak kayıplarını gizlemek için özel bir çaba yürütüldüğü görülmektedir (!) daha önceki taslakta yer alan tüm 'sağlık yardımından yararlanma' kelimelerinin yeni gss taslağında 'sağlık hizmeti sağlamak' kelimeleri ile değiştirildiği görülmektedir. ancak bu kelime değişikliklerinin getirilmek istenen anlayışı gizleyebilmesi mümkün değildir. prim ve katılım payları ile satın alınan bir sağlık hizmetinin, sağlık hakkı ile bir ilişkisi olmadığı açıktır.

    gss ile primli sistem egemen hale getiriliyor.

    gss ile sağlık hizmetleri için herkesten prim ve katılım payı alınması zorunlu hale getirilmektedir. böylece prim borcu olanlar yada hizmet anında katılım payı ödeyemeyenler sağlık hizmeti verilmeyecektir.

    tüm resmi rakamlar dahi bu ülkede yoksulluğun arttığı ve derinleştiğini gösterirken, sağlık hizmetlerini tam anlamıyla paralı hale getiren gss yaklaşımı insanların sağlık hizmetlerine ulaşımını daha da zorlaştıracak hatta ortadan kaldıracak, yoksulluğu daha da arttıracaktır.

    gss son derecede eşitsiz bir sistemdir. prim alırken dahi eşitsizdir:

    1- asgari ücretle ayda 350 ytl alan kişi de gss ye 58 ytl ödemekte, ayda yalnızca 120 ytl alanda gss için 58 ytl ödemek durumunadır.

    2- aylık geliri 3.176 ytl olandan da 381 ytl prim alınmakta, aylık geliri 5.000 yada 10. 000 ytl hatta daha fazla olandan da 381 ytl prim alınmaktadır.

    katilim payi ödeme zorunluluğu

    genel sağlık sigortası ile herkesin hizmet alımı esnasında cepten katılım payı ödemesi zorunlu kılınmaktadır.

    artık her bir hekim muayenesinde 2 ytl, tahlil ve tetkikler için %3 ile 6 arasında ve ilaç, ortez ve protezler için de %10 ila %20 arasında katılım payı alınacaktır. böylelikle daha önce ilaçtan alınan %20’lik katkı payı tüm sağlık hizmetleri için de getirilmektedir.

    asgari ücretle çalışan az gelirli işçiler, ilaç için gereken %20 katkı payını dahi ödemekte zorlanırken, hatta ilaç alımından vazgeçmek zorunda kalınırken ve bu uygulama kaldırılmalıyken sağlık hizmetinde katılım payı alımını genişletmek ve oran olarak arttırmak sağlıkta var olan eşitsizlikleri daha da arttıracaktır.

    toplumun en yoksul ve korunmaya muhtaç kesimlerinin sağlık hizmeti esnasında katılım payı ödemek zorunda bırakılmaları daha sonra da ödedikleri katılım payını geri almak için uğraş vermek durumunda bırakılmalarını sosyal adaletle bağdaştırmak mümkün değildir.

    hizmet alımı esnasında katılım payı ödeyemeyecek kişiler gerekli olan sağlık hizmetinden yararlanamadıkları için ölümle karşı karşıya kalacaklardır. tıbbi bakım yoksunluğuna bağlı ölümlerde önemli artışlar yaşanabilecektir.

    gss ile daha az sağlik hizmeti vaat ediliyor.

    sağlık hizmetleri; koruyucu sağlık hizmetleri, tedavi hizmetleri ve rehabilitasyon hizmetleri olarak bir bütündür. bu bütünselliği ortadan kaldıran ve her bir hizmet sunumunu da kendi içinde parçalara ayrıştıran bir sağlık yardımı anlayışı sağlık hizmet etkinliğini olumsuz olarak etkileyecektir. genel sağlık sigortası sağlık hizmetlerinin bu bütünselliğini ortadan kaldıran bir anlayışla hazırlanmıştır. ‘sosyal güvenlik sisteminde reform önerisi’ (29 temmuz 2004) metni başta olmak üzere, görüş almak maksadıyla çeşitli kuruluşlara gönderilen gss yasa tasarısı versiyonları ve en son olarak da tbmm’ne gönderilen sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanun tasarısı’nda karşılanacak sağlık hizmetlerinin kapsamına ilişkin olarak ifade biçimlerinin sürekli değiştirildiği görülmektedir. önceleri son derece açık bir şekilde ‘temel teminat paketi’ adı altında toplanacak sağlık hizmetlerinin ggs tarafından karşılanacağı belirtilmekteydi. gelen yoğun eleştiriler karşısında, temel teminat paketi'nin kelime olarak kaldırıldığı, ancak içeriğinin olduğu gibi korunduğu dikkati çekmektedir. en son tasarı’da ise büyük bir incelikle temel teminat paketi'nin muhtevasının da gizlenmeye çalışıldığı görülmektedir.

    şu anda hangi sağlık hizmetlerini kapsayacağını bilmediğimiz ve genel sağlık kurumu'nun tamamen kendi yetkisi içinde; '.. maliyet-fayda, maliyet-etkinlik ve benzeri ölçütler' i temelinde belirlenecek sağlık hizmetlerinin toplumun ve kişilerin sağlık ihtiyaçlarına göre değil de kurum'un mali durumuna göre yönetmeliklerle ilan edileceği belirtilmektedir. böylece sağlık hizmetlerinin kapsamı daraltılmaktadır.

    gss ile hekimlerin mesleki bağimsizliği ortadan kaldiriliyor

    gss ile hekimlik mesleğinin temel yaklaşımlarından birisini oluşturan; hastaların sağlığının öncelikle gözetilmesi ve her şeyin önünde tutması anlayışı yerine sosyal güvenlik kurumu'nun çıkarlarının korunması anlayışı getirilmektedir.

    sağlık hizmetinde, hekimlik meslek değerleri ve ahlakı ilk hekimlik uygulamalarından günümüze kadar, binlerce yıllık bir birikime dayanmaktadır. hekimlik mesleğine gösterilen saygı, sevgi ve güvenin temelini de bu değerler oluşturmaktadır.

    hekimin hastasına duyduğu sevgi ile tıbbi bilgisini hiçbir etki altında kalmaksızın onun yararına ve hakları doğrultusunda kullanması her şeyin önünde olup, hekim, mesleki uygulama esnasında din, ırk, parti politikaları ve zengin yada yoksul her türlü toplumsal konumun tıbbi uygulamalarını etkilemesine izin vermediği gibi her türlü ayrımcılığı da reddeder.

    hekimlerin mesleklerini en yüksek düzeyde sürdürmeleri ve hastanın yararı için özgür, bağımsız olarak vereceği kararların hiçbir çıkar güdüsü tarafından etkilenmesine izin verilmemesi gerekirken, gss ile hastanın tedavi sürecinde hekimin yapacağı her türlü tıbbi müdahaleye genel sağlık sigortası ödeme kapsamı içinde olup olmadığına göre anında müdahale edebilecektir.

    farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına ilişkin olarak çıkarılan ilaç yönetmelikleri (maliye bakanlığı bütçe talimatı, ssk ilaç uygulama talimatı vb) ile hekimlerin reçetelerine yapılan müdahaleler gss ile ilaç dışı tıbbi girişimlere doğruda yaygınlaştırılarak kalıcı hale getirilmektedir. bu müdahalelerin amacı açıktır; gss’nın çıkarları hastaların ihtiyaçlarından önündedir (!) kurumun ekonomik çıkarlarına öncelik veren bu anlayış, sağlık bakanı'nın genel sağlık sigortası ile birlikte hekimle hasta arasındaki para ilişkisinin kaldırılacağı iddiasının tam tersine, genel sağlık sigortası ile hekimin her türlü tıbbi müdahalesinde paranın tamamen hakim kılındığı, her türlü hekimlik değerlerinin paranın egemenliği altına alındığı bir sistem oluşturulmaktadır.

    sağlık işletmelerinde taşeron usulü veya sözleşmeli personel haline getirilecek hekimler ve sağlık personeli iş güvencesiz konumları nedeniyle mesleki bağımsızlıklarını kaybederek her türlü baskıya açık hale geleceklerdir. hekim, tıbbi uygulama esnasında bağımsız, bilimsel ve moral değerlere uygun davranması, hiçbir güçten etkilenmeden vicdanı ile baş başa kalarak özgür karar vermesini yerine sağlık işletmesinin çıkarını öne alması talepleri önem kazanacaktır. bundan da hekimler kadar hastalarda olumsuz olarak etkileneceklerdir.

    sonuç

    1- genel sağlık sigortasında, sağlığın bir hak olmaktan çıkarılması, bir tür kişisel tüketim olarak sunulması ve bu tüketim ihtiyacının da piyasa koşulların göre tanzim edilmesi programının (aile hekimliği ve sağlık işletmelerinin) finans yapısının düzenlenmesi amacıyla oluşturulmuştur. hekimler ve sağlık çalışanlarının düşük ücret ve kamu güvencesinden mahrum, mesleki bağımsızlığı elinden alınmış, sağlık işletmesinin her türlü isteğine karşı koyamaz bir konumda çalıştırılması bu sürecin önemli bir parçasıdır. günümüz iş dünyasında egemen olan taşeron usulü çalışma sağlık işletmelerinde de hakim olacaktır. bu statüde çalışmak zorunda kalan hekim işini kaybetmemek için tıbbi bilgisini hekimlik mesleğinin temelini oluşturan hastanın yararına kullanmak yerine sağlık işletmesinin yararına, daha fazla kar için kullanması taleplerine sürekli maruz kalacaktır.

    2- gss sağlık hizmetlerinin finansmanında adilliği hiçbir şekilde gözetmeyen bir anlayışa sahiptir. gss ile aynı sağlık hizmeti için farklı gelir gruplarına aynı düzeyde sağlık yardımında bulunulmasını sağlıkta adil bir finans yapılanması olarak kabul edilemez. gelir dağılımındaki aşırı bozukluğa bağlı olarak farklı gelir grubundaki hanelerin yaşamın her alanında maruz kaldıkları adaletsizlikleri bir yana bırakarak sadece sağlık hizmetlerinde yapılacak sağlık yardımlarında adaletin ve eşitliğin aranması, onlara yapılan son derecede önemli bir adaletsizliği oluşturmaktadır.

    3- işsizlik, kayıt dışı sektördeki küçük şirketlerde çalışanlar, tarım kesimindeki düzensiz gelir sahipleri vb. primini sürekli ve düzenli ödeyemeyecek durumda olan on milyonlarca insanımız gss'nın dışına itilerek sağlık güvencesinden mahrum kalacaktır. akp hükümeti emekli sandığı, ssk, bağ-kur ve yeşil kart sahiplerinin sağlık hizmetlerinden eşit olarak yararlanmadığını, artık gss ile tüm vatandaşların eşit olarak sağlık kuruluşlarından ve hizmetlerinden yararlanacaklarını söylemektedir. genel gerekçe kısmında 'yüksek gelir gruplarının düşük gelir gruplarını, sağlıklı olanların hasta olanları finanse ettiği..ve riskin paylaşıldığı bir dayanışmacı' anlayışı yerine, gss ile getirilen eşitlik, hanelerin sağlık hizmetlerinin karşılığını ödemek için gelirleri ne olursa olsun aynı prim ve katılım payı ödemeleri ile tanımlanmaktadır. akp'nin sağlıkta eşitlikten anladığı budur. bunun sağlıkta eşitliğe yüklenen anlamla bir alakası olmadığı açıktır. sağlıkta eşitlik; herkesin sağlık hizmeti gereksinimi olduğunda buna ulaşabilmesinin (ödeyebilmesinin) yanı sıra aynı sağlık hizmetinden aynı oranda yararlanabilmesidir. gss'nı yapacağı sınırlı sağlık yardımlarına bağlı olarak sağlıkta ikili bir sistem belirginleşecektir. parası olan ve tamamlayıcı sigortaları bulunan, cebinden her an için ödemede bulunabilen kişilere uygun sağlık işletmeleri ile gss'nın sağlık yardımları ve kısmi cepten ödemelerle yetinen kamu sağlık işletmeleri ayrımı yaşanacaktır. böylelikle söylenenin tam aksine sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikler daha da belirgin hale gelecektir.

    4- gss ile sağlık hizmetlerinin kapsamının daraltılmasına bağlı olarak sağlık güvencesi yetersiz olanlar daha büyük bir sorunu teşkil edeceklerdir. bir çok kişi hayatlarının can alıcı bir anında, gerçekten sağlık bakımına ihtiyaç duydukları bir anda, gss'nın kendi ihtiyaçları olan tıbbi müdahale tipini yada gereksinimi olan testleri ve ilaçları kapsamadığını yada bu hizmetler için ödemesi gereken miktarın küçük bir kısmını kapsadığını görecektir. gss insanlarda büyük bir öfke ve düş kırıklığı yaratacaktır.

    5- genel sağlık sigortası’na ait hükümleri bu şekliyle benimsenmesi mümkün değildir. gss tasarısı geri çekilmelidir. sağlık ortamının bütün yapısal sorunlarının yeniden değerlendirilmesi, sağlığın temel bir hak olması temelindeki evrensel yaklaşım temelin de, uluslar arası mali kuruluşların çıkarları yerine, halkın ihtiyaçlarının gözetilmesi doğrultusunda yapılacak çalışmalarda türk tabipleri birliği tüm birikimi ve deneyimi ile katkıda bulunacaktır.

    türk tabipleri birliği
    merkez konseyi
  • bir ülkeye getirelecek yeni sağlık sistemi için, imf getirin diye bastırıyorsa fakat türk tabipler birliği bunun ölümcül olacağını ve bir nevi (benim yorumum) doğal seçilim yaratacağını savunuyorsa bir kere daha durup düşünmek gerekir ki
    -hastası az olan veya alım gücü düşük olan yerlere neden hastane neden yapılsın? bir şirket olacak olan hastaneler neden zarar edecekleri bir yere para akıtsınlar?
    -kanser vb. gibi yüksek maliyetle tedavi edilebilen ya da yavaşlatılabilen hastalıklara gelir düzeyi yüksek kesimden değil de düşük kesimden bir kişi yakalanırsa tedavi edilme/olma olasılığı nedir?
    -özel üniversitelerde de görüldüğü gibi, revaçta olan bölümler açılırken, sosyoloji gibi pek rabet görmeyecek ve sonunda paraya doğrudan çevrilemeyecek bölümler açılmamaktadır. aynı şey sağlık konusunda olursa ne olur? eğer bir göğüs hastanesi, uzmanlaştığı hastalıkları bırakıp para getiriyor diye estetik yapmaya başlarsa göğüs hastalarının durumu ne olur?
    -asgari ücretin 3'te 1'i olan 120ytl'yi alan birinin sigorta sistemine prim ödemesi düşünülmektedir. fakat primi asgari ücret üzerinden hesaplanmakta ve %12 olan 40 ytl istenmektedir. 120 ytl alan birinin 40 ytlsini sağlık sigortasına vermesi ne derece mümkündür?

    bu sorulara daha kolay yanıt verebilelim.
  • meclisten geçtiği anda;

    -1999 yılında 60'a çıkarılan emeklilik yaşı 68'e çıkartılacaktır.
    -1999 yılında 7000 güne çıkarılan prim ödeme gün sayısı 9000'e çıkartılacaktır.
    -2016 yılında memur emekli maaşlar %33, ssk ve bağ-kur emeklilerinin maaşları %23 azaltılacaktır.
    -geliri 127 ytl'den yüksek olan her yurttaş 64 ila 431 ytl prim ödemek zorunda kalacaktır.
    -bu primi ödemeyenler sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaktır.
    -ödeyebilenler genişleyecek olan katkı paylarına katılmak zorunda kalacaktır.-
    bu ödemelerin hepsini yapanlar da bütün sağlık hizmetlerinden yararlanamayacaktır. içeriği her yıl belirlenecek olan temel paketlerden yararlanabilecektir.
    -bütün sağlık hizmetlerinden yararlanmak isteyenler ek sigortalar yaptırmak zorunda kalacaktır.
    -sağlık satın alınacaktır.
  • ttb, disk ve kesk ile beraber genel sağlık sigortası ve emeklilik yasa tasarısına ilişkin olarak sayfalarinda bi referandum baslatmislar..
    http://www.ttb.org.tr/referandum2006/
  • mecliste maddeleri bile okunmadan oylamaya sunulan ve kabul edilen yasa tasarısıdır. düşünün ki bu hükümet iki köy arasında 1 ay sonra çökecek yolları yapmak için bile davullu zurnalı törenler düzenlemekte, saatlerce hazır kıtaları güneşin altında bekletmektedir. bu yangından mal kaçırma durumu nedendir acaba? meclis tv'yi arada açarsak görürüz ki en önemsiz maddeler bile okunmakta, tartışılmakta, yorumlanmakta ve öyle geçmektedir fakat genel sağlık sigortası imf tarafından tartışılmıştır, dünya bankası tarafından yorumlanmıştır ve akp tarafından geçirilmiştir ne de olsa hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.
  • madde başına 15 saniye ayrılan (hey yavrum hey demokrasiye bak çay demle) bu yasa tasarısının bazı abuklukları öyle gizlenemez şekilde ki, milliyet gibi bu tasarıyı destekleyen kesimlerin benimsediği fikirlerin sözcüsü olan bir gazetede bile karşı haber çıkabiliyor.

    http://www.milliyet.com.tr/…4/19/ekonomi/eko02.html