1. lenin'in yıllar önce, bu yazıya verdiği cevaplar şu şekildedir:

    "savaşın düşman için elverişli olduğu apaçıkken, savaşın bizim için elverişsiz olduğu besbelli iken, savaşı kabul etmek bir cinayettir ve bizim için elverişsiz bir savaştan kaçınmak için 'dolambaçlı yollara, anlaşmalara ve uzlaşmalara' başvurmayı bilmeyen devrimci sınıf siyasîleri beş para etmez"

    "her duruma uyan bir reçete ya da ("asla uzlaşılmayacak"!) biçiminde bir genel kural üretmeye kalkışmak saçmadır"

    "tarihin her özel ya da özgül anında, karşımıza dikilen pratik siyasal sorunlarda kabul edilmesi mümkün olmayan uzlaşmaları, oportünizmi temsil eden uzlaşmaları, devrimci sınıfa ihanet niteliğindeki uzlaşmaları ayırt etmeyi bilmeli."

    "çarlığın iktidardan düşmesine kadar, rusya'nın devrimci sosyal demokratları çok kez liberallerin yardımına başvurmuşlardır, yani bunlarla birçok pratik uzlaşmalar yapmışlardır."

    -proletarya, proleterden yarı proletere, yarı proleterden küçük köylüye, küçük köylüden orta köylüye ve diğer toplumsal gruplarla çevrilidir. bunun gibi proletaryanın kendisi de meslek grupları ve bazen mezhepsel gruplar gibi tabakalara bölünmüştür. egemen sınıflar da bölünmüş, parçalı bir yapıdadır. bu, kapitalizmi kapitalizm yapan bir özelliktir. lenin şöyle sürdürüyor:

    "bütün bunlar; proletaryanın öncüsü için, onun bilinçli bölümü için, komünist partisi için, zikzaklı, dolambaçlı yoldan yürümenin, ayrı ayrı proleter gruplarla, ayrı ayrı işçi partileriyle ve küçük mülk sahipleriyle anlaşmalar yapmanın, uzlaşmalara varmanın kesin, mutlak gerekliliğini doğurmaktadır".

    "komünistler öteki işçi partileri karşısında özel bir parti değildir. proletaryanın çıkarlarından ayrı çıkarları yoktur. proletarya hareketini kalıba sokmak üzere apayrı ilkeler ortaya atmazlar. komünistler geri kalan proletarya partilerinden yalnızca bir yandan proleterlerin ayrı ayrı ulusal savaşımlarından tüm proletaryanın ulusallıktan bağımsız ortak çıkarlarını vurgulayıp öne sürmeleriyle, bir yandan da proletarya ile burjuvazi arasındaki savaşımın geçtiği başka başka gelişim aşamalarında hep genel olan hareketin çıkarlarını savunmakla ayrılırlar".
  2. edit: tartışmanın açıcısı şu adresteki güncellenen yazıda bütün tartışmayı özetlediği için bu entry'yi artık güncellemiyorum: http://fraksiyon.org/…n-neresindeyiz-guncelleniyor/

    tartışmada şu vakte dek şu etaplar kat edilmiştir:
    1. barış yıldırım'ın fraksiyon.org'a ilk yazdığı: sosyalistlerin hdp'de ne işi var?
    2. alp altınörs'ün cevap yazısı: sosyalistlerin hdp dışında ne işi var?
    3.emrah zıraman'ın hdp'ye giriş 101 kodlu dersi: hdp’ye sağlı solu giriş
    4. ilk yazarla aynı ad ve soyad kombinasyonuna sahip barış yıldırım'ın aynel ömer adıyla kaleme aldığı sömürgecilik tartışmasını odağa alan yazısı: sömürgecilik, sömürgeciliğin siyasi krizi, hdp ve halkların görünmeyen eli: rojava
    5. son olarak sarphan uzunoğlu'nun yönettiği tartışma videosunda da yazıya bir bölüm ayrılmış.
    edit: yeni katkılar
    6. evren barış yavuz'un alevilerin neden bir ‘pkk’si olmalıydı? yazısı da tartışmayla bağlantılı bir yazı.
    7. sungur savran’ın quo vadis hdp? dediği hdp nereye’si de “hdp ışık hızıyla marksizmden uzaklaşıyor” tespitiyle atıf vermeden ilk yazının argümanını destekliyor.
    8. kızıl bayrak’ta çıkan hdp dayanaksız hayaller yaymaya devam ediyor! yazısı da benzer bir hatta ilerliyor.
    9. fraksiyon'daki atıf güney'in seçimler için bir güzergah denemesi yazısı seçim meselesi üzerinden tartışmaya katılıyor
    10. ilk yazarın biraz daha önce yazdığı seçim, bi’ dur allahını seversen, zaten ortalık karışık! yazısı da doğrudan tartışmanın, özellikle seçimler kısmının parçası olarak okunabilir.
  3. benim de anlamadığım, anlam veremediğim durum.

    hele hdp'nin hatay'da çalıştığını, kendine sosyalistim diyen bazı hataylıların da hdp ile birlikte olduklarını görünce ne yapacağımı şaşırıyorum. tek diyebileceğim allah akıl fikir versin.
  4. "sosyalizm bir tüzük meselesi değil, büzük meselesidir" de can yücel.
    bu da öyle bir hikaye.
  5. her eleştiri tamam da "gizli ırkçılık" eleştirisinin dayanağı bizi oluşumun kürt sorununu çözmekten başka bir gayesi olmadığına ve dolayısıyla kurumsal anlamda bdp'ten tek farkının adı ve logosu olduğuna çıkaracak makaledir. e iyi alışmış bu insanlar vallahi her önüne geleni yaftalamaya. "gülmeyen oç" desen daha anlamlı olur vallahi.