şükela:  tümü | bugün
  • lenin'in din üzerine yazdığı bir kitaptır.

    kitaptan alıntı bir yazıda dikkatimi çeken bir noktaya değinmek istiyorum.
    lenin, partinin* görevlerinden birinin ateizm propagandası yapmak olduğunu söyler ancak bunun baskı ortamıyla değil yazılı ve sözlü olarak yapılacağını söyler.

    lenin dini akıl ile değerlendirmeye karşı çıkıyor ve bunu bir burjuva aptallığı olarak adlandırıyor ve dini baskıyı yalnızca ekonomik bir baskının ürünü olarak görüyor.elbette dinin yalnızca inanç olmaktan öte siyasi ve ekonomik çok fazla rolü var ancak insanın inanma ihtiyacı hisseden aciz bir varlık olmasını* veya inancın ekonomik ilişkiler gelişmeden çok önce ortaya çıkmasını neden dikkate almıyor.büyük ihtimalle yaptığı tanımda yaşadığı dönem dikkate almış ancak ben dini eleştirmenin her açıdan hem ekonomik hem siyasi hem de akli açıdan yapılması taraftarıyım. sanırım yazıda din değilde dinin toplumdaki yeri irdelenmiş.
    arıyorum eğer kitabı bulursam eklemelerde bulunacağım.

    yazıyı okumak isteyenler 23. sayfaya baksın
    http://tr.scribd.com/…oc/97255246/komunist-sayı-337
  • şu kitabı fitil yapıp günümüz siyasilerine hediye etmek lazım. aslında adamın mesajı çok basit; adam diyor ki ister dindar olsun ister ateist, partimize herkes gelebilir. ammaaa o gelen kişi bizim düşüncemizi bozmaya çalışmayacak, din reklamı yapmayacak. kendi gibi düşünenlere de diyor ki; dini devlet işlerinden ayrı tutmaya çalışırken din ile savaşmayın, bunu yaparak dincilerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz. ah şu din manyaklığı her toplumda her dönemde dert anasını satayım. eyvallah kendi evinde bu kurallara uy da, ülke yönetmeye kalkarken bunları bir zahmet uzak tut şu işlerden.
  • viladimir iliç lenin'in 3 aralık 1905 tarihli novaya zihn dergisinin 28. sayısında yayımlanan yazısının başlığıdır. *

    --- spoiler ---

    " başkaları hesabına çalışmaktan, yerine getirilmeyen isteklerden ve yalnız bırakılmışlıktan yılmış halk kitleleri üzerine her yerde büyük ağırlıkla yüklenen ruhsal baskı biçimlerinden biri dindir. doğaya yenik düşen ilk insanların tanrılara, şeytanlara, mucizelere ve benzeri şeylere inanmasına yol açışı gibi, sömürülen sınıfların sömürenlere karşı mücadeledeki yetersizliği de kaçınılmaz olarak ölümden sonra daha iyi bir yaşamın varlığına inanmalarına yol açar. din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi, kısmete boyun eğmeyi, sabırlı olmayı ve öteki dünyada bir cennet umudunu sürdürmeyi öğretir. oysa yine din, başkalarının emeğinin sırtından geçinenlere bu dünyada hayırseverlik yapmayı öğreterek, sömürücü varlıklarının ceremesini pek ucuza ödemek kolaylığını gösterir ve cennette de rahat yaşamaları için ehven fiyatlı bilet satmaya bakar. böylelikle din, halkı uyutmak için afyon niteliğindedir. din, sermaye kölelerinin insancıl düşlerini, insana daha yaraşan bir yaşam isteklerini içinde boğdukları bir çeşit ruhsal içkidir.
    (...)
    ancak, hiçbir koşulda din sorununu burjuva radikal demokratlarının sık sık yaptığı gibi, soyut, ülkücü bir biçimde, sınıf mücadelesinden kopuk 'entelektüel' bir sorun olarak ortaya koymak yanlışına düşmememiz gerekir. aşırı baskı temeline oturan ve işçilerin eğitilmediği bir toplumda, dinsel önyargıların sadece propaganda yöntemleriyle yok edilebileceğini sanmak budalalık olur. insanlığın üzerindeki din boyunduruğunun, toplumdaki ekonomik boyunduruğun bir sonucu ve yansıması olduğunu akıldan çıkarmak burjuva dar görüşlülüğünden başka bir şey değildir. proletarya kapitalizmin karanlık güçlerine karşı kendi mücadelesiyle aydınlanmadıkça, ne kadar bildiri dağıtılırsa dağıtılsın, ne kadar söz söylenirse söylensin proletaryayı aydınlatmak olanaksızdır. bizim açımızdan ezilen sınıfın bu dünyada bir cennet yaratmak adına gerçek devrimci mücadelede birleşmesi, öteki dünya cenneti konusunda proletaryanın görüş birliğine gelmesinden daha önemlidir."

    --- spoiler ---
  • kitabın en sevdiğim kısmı olarak direkt bir bölümü alıntılayacağım;

    ''sevgili a.m.;
    siz ne yapıyorsunuz? düpedüz korkunç bu; gerçekten öyle!
    dostoyevski'ye karşı ''havlama''ya reç'teki yanıtınızı dün okudum; tam sevinmek üzereydim ki, bugün likidatörlerin gazetesi elime geçti ve orada makalenizin reç'te bulunmayan bir paragrafı vardı.
    bu paragraf şöyle sürüyor:
    ''ve 'tanrı arama' şimdilik'' (yalnız şimdilik mi?) ''bir yana bırakılmalıdır; yararsız bir uğraştır bu: bulunacak hiçbir şey yokken aramakta yarar yoktur. ekmeden biçemezsiniz. codex'iniz yok, henüz''(henüz!) ''onu yaratmadınız. tanrılar aranmaz, yaratılırlar; insanlar yaşamı icat etmezler, yaratırlar.''

    böylece sizin ''tanrı arama''ya ''şimdilik'' karşı olduğunuz ters anlamı çıkıyor! tanrı aramaya ancak onun yerine tanrı kurma'yı koymak için karşı olduğunuz anlamı çıkıyor!
    peki makalenizde böyle bir şeyin yer alması korkunç değil mi?
    tanrı arama, tanrı kurmadan ya da tanrı yaratmadan ya da tanrı yapmadan vb. sarı bir şeytanın mavi bir şeytana oranla farklı olduğundan daha çok farklı değildir....''

    şu kontrolcülüğün, detaycılığın gücüne bakar mısınız. okurken vay be gorki ne güzel demiş dedikten sonra lenin uzun uzun kaymaya başladı, her satırda bana da hakaret ediyor gibiydi, ayrı bir haz aldım.

    bu bölüm haricinde, işçi kadınların tüm rusya kongresindeki konuşma ve gençlik birliklerinin görevleri bölümleri de bir hayli güzeller. merak eden varsa 80 sayfalık bir kitap zaten, tavsiye ederim.