şükela:  tümü | bugün
  • günümüz dünyasında, dağda, kırda, bayırda yaşamıyorsanız, ekmek kadar, su kadar ihtiyaç duyduğunuz şeydir sosyallik.

    peki sosyallik nedir?

    facebook ve benzerlerinde 500 tane arkadaş edinmek değildir. (bkz: sosyallik düzeyini facebook'ta belgeleyen insan)
    onun adı başka bir şeydir, ve gerçek sosyalliğin yerini asla tutmadığı gibi, bilakis baltalar. (bkz: sanal sosyallik)

    sosyallik, karakterle %8500 ilintilidir. girişkenlik, konuşkanlık, atılganlık vb. faktörler, bir çocuğun sosyallik düzeyini belirler.
    genetik de işin içindedir doğal olarak. (deli gibi konuşkan ve sosyal bir babadan, pısırık ve sünepe bir çocuk bekleyemeyecek olmamız gibi)

    bir bireyin sosyalliğini çevresi belirler. ki bu çevre, anaokulundan itibaren şekillenmeye başlar. oturduğunuz muhit müsaitse, çocuk mahallenizden ve komşularınızdan da arkadaş çevresi edinebilir.

    karakter olarak sosyal olmaya teşne bir çocuğu konuştuğumuzu var sayar isek, okul sosyallikteki en önemli unsurdur.

    okul dediysek, üniversite'den falan bahsetmiyorum. az önce dediğim gibi, başını içeri soktuğu her sınıf, her okul önemlidir.
    o yüzden, çocuğa, bilgisayar, labaratuar, kütüphane sağlayan okulların yanı sıra, sağlam bir sosyal çevre sağlayabilecek bir okul da tercih etmek önemlidir.

    buraya çok ama çok dikkat: her türlü elektronik alet, sosyalliği öldürür.
    hele ki çocuk bu aletlerle tam da ergenlik döneminde tanışmışsa vay halinize. içine kapanır, ki ne kapanış.
    bir daha en usta çilingiler gelse açamazsın o çocuğu.

    lise, sosyallikte önemli bir dönemeçtir. genelde en sağlam arkadaş grupları ve sosyal ortamlar burada kurulur, şekillenir.
    eğer ki çocuk, düzgün, kalabalık ve kaliteli bir lisede eğitim görmüşse daha fazla ve daha nitelikli insanlarla tanışabilir.
    dikkat buyurun, "nitelikli"'den kastım, "berkecan'ın babası da x'in sahibiymiş!!" değildir.

    liseden sonra yapılacak üniversite ve şehir tercihi, en nihayetinde sosyallik kavramının son aşamasıdır.
    bu raddeye kadar pek fazla sosyalleşemediyseniz, o dükkanı kapatıp gitmek en iyisidir.
    kendinize başka mecralarda, başka platformlarda şans verin.

    üniversiteyi kendi şehrinizde okumaya karar verirseniz, şunu bilin ki, oradaki arkadaşlığınızın ve arkadaş grubunuzun temeli esasen liseden atılmış olur.
    yani, lisede herkesin dalga geçtiği, itip kaktığı, adam yerine koymadığı biriyken, x üniversitesi'ne girince, "ortamların en kral ve en aranan adamı" olacağınızı zannetmeyin.
    ha oldu da şehir değiştirdiniz, işte bu sefer yine sosyallik buhranı üzerinize çöker.
    sosyal birisi değilseniz, 2.-3. sınıflarda hasbelkader sizinle aynı kaderi paylaşan bir kaç hemcinsinizi bulur, ömrü billah onlarla vakit geçirirsiniz.

    iş hayatı mı?
    oradaki herşey yalan olduğu için değil sosyalleşmek, elindeki sosyallikten bile olursun haberin olmaz.

    işbu entry, cumartesi gecesi evde oturanlara ithaf edilmiştir.
  • (bkz: overrated)*
  • ne olduğundan çok ne olmadığını açıklamak gerekiyor sanırım.

    -işverenlere sempatik gözükmek adına cv'ye yazacak sosyal aktivite arayışı değildir.
    -kimsenin dayatması da değildir.

    -ve evet, sosyallik "adam gibi sosyallik" iyi bir şeydir.
    asosyallik te götüm gibi bir şeydir, aksini iddia edenle boğa güreşi bile yaparım.

    -kimseyi çevrenizde "sosyal olacağım" kaygısıyla tutamazsınız. zaten o ilişki sikko bir ilişki olduğu için, maksimum 1 ay içinde patlar.

    gerçek sosyallik tanımını uzaklarda aramayınız, bayinizden ısrarla isteyiniz. kendi hezeyanlarınızla milleti germeyiniz.

    saygılar.
  • toplumsal bir varlık olarak insanın diğer insanlarla içiçe olma ihtiyacı.
    insanlara küsüp onlarla birlikte olmayı reddetme/ kaçınma/ izole olma/ içine kapanma bir süre sonra psikolojik sorunlara neden olabileceğinden kaçınılmalıdır.
    konuşmak, paylaşmak, eğlenmek, dinlemek hayatla daha kolay baş edebilmeyi sağlar.
  • fazlasi bunyeye zarar olarak geri donmektedir.
  • türkiye'de neredeyse olmayan kavram.
    şimdi öyle bir yer düşünün ki insalar birbirlerine her zaman ön yargılı, hele ki bu sosyalleşme ihtimali olan insanlar farklı cinsiyetlere sahipse bu ön yargı tavan yapmakta. çoğu insanın zannettiğinin aksine sosyallik bana göre kendi oluşturduğun arkadaş çevresiyle sosyalleşmek, dışarı çıkıp eğlenmek, aktivitelere katılmak değildir. sosyallik kısmı o arkadaşları edinebilme kısmıdır ki ülkede insanların çoğunluğu arkadaş çevrelerini tamamen bulundukları, bağlı oldukları çevreden (okul, iş, apartman vs.) elde etmektedirler ki bu sosyallik değil, aynı ortamda bulunduğun insanlarla konuşma anlaşma ve karşılıklı ihtiyaçların sağlanması(üniversitede not, işyerinde ortak çalışma vs.) açısından zorunluluktur. bu sayede tanışılan ve tamamen şans eseri iyi anlaşılan insanlar sosyallik kısmına girmez. avrupalısından amerikalısına, afrikalısından asyalısına kadar bir çok kişiyle konuşma fırsatı yakalamış biri olarak şunu söyleyebilirim ki bizdeki sosyallik anlayışıyla yurtdışındaki sosyallik anlayışı çok farklı. örneğin sigara içen yabancı birine neden sigara içtiğini sorduğunuzda bile, sosyalleşmemi sağlıyor diyebiliyorsa olayın aslında konuşmak, yemek yemek, uyumak kadar kolay olduğu anlaşılıyor. işin türkiye'de nasıl işlediğine bakacak olursak. aynı cins insanların sosyalleşmesi bi dereceye kadar kolayken, karşı cinsle sosyalleşmek neredeyse imkansız. bi okul bahçesinde, hastanede ya da aklınıza herhangi bi bekleme alanı getirin ve oturacağınız yerlerin dolu olduğunu düşünün. erkek bir birey olarak tek başına oturan bir kadının yanına oturduğunuzda her an tepki alabilme ihtimaliniz vardır ki örnekleri her yerde (bkz: metrobüste yanına erkek oturtmayan kadın). üzerinizde bir baskı vardır çünkü devamlı sapık damgası yeme, en hafif tabirle karşınızdaki kıza yavşadığınızı düşündürme ihtimaliniz vardır. aynı örneği yurtdışındaki insanlar (tabi geneli için söylüyorum, yoksa her yerde moronlar var) için verdiğimizde, eğer tek başına oturan bir kadının veya erkeğin yanına oturup da onla konuşmaz, sohbete girmezseniz çoğunlukla ona karşı ayıp işlemiş oluyorsunuz. çoğunlukla bi insanla konuşmaya çalıştığınızda sizi sapık zannetmez, salak ve boş muhabbetler yapsanız bile zamanı varsa gülerek size eşlik edebilir, yolda yürürken hiç tanımadığınız insalarla gülümseyerek selamlaşabilirsiniz. bu durumun türkiye'de yaşanıp, gelişmiş ülkelerde yaşanmasının başlıca sebepleri bana kalırsa insanlar üzerindeki baskı, diğer insanlara karşı olan ön yargı, çocukların pasif yetiştirilmesi ve dinin cezalandırma kısmının insanları korkutacak şekilde aileler tarafından devamlı deklare edilmesidir ki en büyük sebep de bana kalırsa bu en son maddedir. işte tüm bu sebeplerden dolayı istisnalar hariç olmakla beraber türkiye'de sosyalleşmek gerçekten girişken insanlar için bile zordur ve bu hatalar düzelmedikçe de böyle devam edecektir.
  • (bkz: #45324520)
  • ogretim ilkelerinden biri. ozgurluk ve otoriteye itaat. ogrencilerin hem kendi kararlarini verme ozelligini gelistirecek hem bagimsiz hem dusunme bicimlerini kazandiracak ortamlar olusturularak ozgur olmalari saglanmali hem de birtakim kurallar cercevesinde genel normlara uyarak sosyallesmeleri saglanmalidir.
  • "bir oyun oynuyorlar. oynamıyormuş gibi yapma oyunu. oyunlarını gördüğümü belli edersem onlara, kuralları bozmuş olurum, o zaman cezalandırırlar beni. onların oyununu oynamaktan başka çarem yok, oyunu gördüğümü görmeme oyunu.
    eğlenmiyorlar.
    onlar eğlenmezse, ben de eğlenemem.
    onları eğlenmeye ikna edersem, o zaman ben de onlarla beraber eğlenirim belki.
    onları eğlenmeye ikna etmek eğlenceli değil. ağır iş.
    neden eğlenmediklerini bulmaya çalışarak eğlenirim belki.
    neden eğlenmediklerini çözmeye çalışarak eğlenmem yakışık almaz.
    ama neden eğlenmediklerini çözmeye çalışarak
    eğlenmiyormuşum gibi yapmak bile biraz eğlenceli.
    (...)
    kendimi iyi hissetmiyorum
    öyleyse kötüyüm.
    öyleyse kimse beni sevmiyor.
    kendimi iyi hissediyorum
    öyleyse iyiyim
    öyleyse herkes beni seviyor.
    ben iyiyim
    sen beni sevmiyorsun
    öyleyse sen kötüsün. o halde seni sevmiyorum.
    ben iyiyim
    sen beni seviyorsun
    öyleyse sen iyisin. o halde seni seviyorum.
    ben kötüyüm
    sen beni seviyorsun
    öyleyse sen kötüsün."

    (bkz: ronald david laing)
    (bkz: knots)
  • öğrenilebilen bir şeydir.