1. açık tribündeki cefakar taraftarın müteakip defalar tekrarladığı numaralı ayağa tezahuratları sonucu ayağa kaldırmayı başaramadığı numaralı tribün seyircisine gönderme yapmak için kullandığı tezahurat.sözleri tam olarak "sosyete sosyete şıngır mıngır sosyete" şeklindedir.artık pek kullanılmıyor ya da bana denk gelmedi bilemiyorum ama düşünüce hep komik gelmiştir öyle bir kaç bin kişinin "şıngır mıngır" diye bağırması...
  2. ali sami yen de galatasaray ın rosenborg ve atletic club bilbao (hagi nin 90 da gol attigi mac) maclarinda sahit oldugum tezahurat. inanilmaz bir sosyal tespit ve patlama barındırır içinde.
  3. basketbol maçlarının spor sergi sarayı nda oynandığı yıllarda skorbordun karşısındaki pota arkası tribünde yer alan taraftarların, ortak tezahürata katılmaması sonrasında diğer tribünlerin yaptığı tezahürat..
  4. stadyum'da yaşanan sınıf ayrımına isyan eden taraftar grubunun serzenişidir.
    ''biz burda kıçımızı yırtıyoruz...herifler yaymışlar öle ooh..kalkın laan!'' şeklinde ortaya çıktığını düşündüğüm tezahürattır.
    stada gelen her taraftar bağırmak ya da ayağa kalkmak zorunda mıdır?
    maçı tv'den izlemeyi tercih edenlere tribünde bulunmadıkları için küfür etmeye benzer gereksiz bir iştir.
  5. su alemin en kral 3 5 tezahuratindan biri oldugu su goturmez bir gercektir. genelde yerinde oturan numarali tribunun ender hareketlenme anlarinda diger tribunlerden alkis kopmasi olayinin turevidir.
  6. küçüklüğümde ali sami yen' de duyduğum bu tezahürata eşlik etmiştim ama ne demek istediklerini anlayamamıştım. ali sami yen'i bilenler bilir. bütün trübünler(kapalı ve açıklar) canı gönülden takımı desteklerken, bu numaralıdaki beyzadeler sadece gol olunca bağırırlardı. şimdi bir durup düşünüce adamlar ne tespit yapmışlar zamanında arkadaş. ülkenin durumunu özetler gibi...
  7. artık duyamaz olduğumuz slogan.

    son yıllarda özellikle üç büyüklerin stadları yenilenirken tribün profili yavaş yavaş değişiyor. stadlar büyüyüp, daha konforlu hale gelirken maç izleyicisi de ancak belirli bir ekonomik güce sahip insanlardan oluşmaya başladı. demiyorum ki, artık maçlara zenginler gidiyor. ama şu bir gerçek ki türkiye'de artık maça gitmek bir hadise, bir lüks. eskiden canın maç çekti mi, tuttuğun takım şehrine geldi mi hadi derdin, stada gidelim şu maçı izleyelim. gideceğin yer belliydi, hasbelkader bir yerden para bulmadıysan: kale arkası. öğleden sonra stada girerdin, deplasamana gelen manyaklar bir gece önceden beklemeye başlardı gişe önünde. eziyet filandı ama o harala gürelede sen de kaybolup giderdin, varoştan mustafa da. kışsa donar, baharsa sırıta sırıta maç izlerdin ama ne verdiğin para koyardı ne de bir iş yapmış sayılırdın. gider biletini alır maçını izlerdin. sade, basit.

    bugün anadolu'da 14 ilde 15 stadyumun yapımı devam ediyor. çoğu da bitmek üzere. stadların yenilenmesine, büyümesine bir lafımız yok. klüplerin inşa sebebiyle artan masraflarını çıkarmak için en azından bir süreliğine biletlere zam yapmasına da tamam. neticede taraftar bu çekecek cefa... ama kazın ayağı öyle değil. kulüpler bugün tikko para için stadın üçte ikisini kombineye sahip taraftara veriyor. kalan az sayıdaki biletin bir kısmı internetten güç bela, e artık kalan 3-5 tanesi de gişeden insan gibi alınıyor. bursaspor galatasaray maç biletinin 800lira olması tüm istinasına ve misafir takım taraftarı gelmesin deyu yapılan bir numara olmasına rağmen bursasporlu yöneticinin "ödediğimiz onca ceza var, haftalardır hasılat alamıyoruz" açıklamasıyla az da olsa ibret verici bir örnek haline geldi. ve son olarak tabii ki passolig. bununla ilgili lakırdı etmeye zaten gerek yok, mal meydanda.

    sosyete sosyete şıngır mıngır sosyete'yi artık zor duyarız. çünkü stattaki herkes biraz sosyete.

sosyete sosyete şıngır mıngır sosyete hakkında bilgi verin