şükela:  tümü | bugün
  • yarıyor diyen varsa buyursun anlatsın. şu ülkenin sosyolojik durumunu kaçınız biliyor. kaç tane ünlü sosyologumuz var? siyasi iktidarlar ne kadar sosyolojiye önem veriyorlar?

    yapılan siyasi hamlelerin toplumsal olarak karşılığını umursuyorlar mı? sonuçlarını hesap ediyorlar mı?
  • (bkz: emre kongar)
    (bkz: cemil meriç)
  • sosyologlar bircok calisma yapiyor ama toplumsal alanda kendilerine yer bulamadiklari icin akademik cevrelere ancak ulasabiliyorlar.

    bir cogu mesleğini yapamıyor bile, her kurumun ihtiyaci olmasina ragmen aile bakanligi disinda sosyologlara is imkani veren cok az kurum var. aile bakanliginda calisan sosyologlara ise imza yetkisi bile verilmiyor sosyal calismacilar onlardan daha yetkili.

    sosyoloji kokenli bir milletvekili sayesinde kamu atamalarına dahil oldular son yıllarda, oncesinde ya formasyon alarak ogretmen oluyor ya da ozel sektorde halkla iliskiler insan kaynaklari gibi iletisim temelli kadrolarda is bulabiliyorlardi, hos hala cogu bu sekilde devam ediyor hayatina o ayri.

    simdi boyle bir ulkede topluma dair o kadar sey ogrenmis, kim bilir ne calismalar yapmis, ne tezler yazmis, siyasetten sanata nelerin hangi topraklarda nasil ortaya ciktigini size bir bir anlatabilecek kapasitede kendini gelistirmis bir sosyolog olarak ne yapabilirdiniz?

    son olarak; doktora ogretmene oldugu kadar sosyologa ihtiyaciniz olmaz evet ama bu meslekler arasi esitsizlik kavramiyla aciklanir, sosyolojinin gereksiz oldugu mantigiyla degil.

    düzeltme: cümle düşüklüğü.
  • bu serzeniş sadece türkiye'yle sınırlı değildir aslında. elbette istisnai ülkeler vardır ama ciddi anlamda dünya üzerinde sadece 4-5 ülkede sosyologlara hak edilen değer gösterildiği için çoğu boşa harcanıyor. halbuki kulak verilse, diğer disiplinlerle kaynaşmasını kolaylaştıracak projeler daha çok fonlansa bu insanlar -ki ben de onlardan biriyim- çok daha fazla katkı sağlayabilir dünyaya. küçümsenmemesi gerekir ayrıca, zira şu an yaşadığımız dönem (bilişim devrimi), tıpkı 19.yy'da sanayi devriminin yarattığı dönüşümlerin anlamlandırılması ameliyesinin gerekliliği gibi, fevkalade önceliklidir.

    evet, eyyorlamam bu kadar.
  • bu başlığı siyasilerin yaptıkları hamlelerin toplumsal karşılığının ne olabileceği konusunda sosyologlardan yardım almaları gerektiğini vurgulamak için açtım.

    çünkü siyasilerin bu konuda sosyologlardan yararlandığını hiç düşünmüyorum. mesela valiler kaymakamlar sosyoloji dersi alıyorlar mı?

    mesela sosyolojiden anlayan bir vali gezi olayları sırasında çıkan olayları polisin orantısız gücüne müdahale ederek önleyebilirdi.

    başbakanın yanında iyi bir sosyolog olsa nefret dilinin türk toplumunda ayrıştırıcı bir etki yaratacağını olayları büyüteceğini kendisine söyleyebilirdi.

    şimdi başbakanın danışmanları var diyebilirsiniz. gerçi şimdi fiilen ülkeyi cumhurbaşkanı yönetiyor kendisi söyledi. danışmanları ne kadar sosyoloji biliyor acaba?

    bence sosyologlar kendilerini anlatamıyorlar.
  • sosyoloji mesela şu soruyu sorar "toplum neden kaos içinde değildir?" bunun sebeplerini arar ve mümkün mertebe cevaplar.
  • katılmadığım yaklaşımdır. sosyoloji ile ilgilenen insanlar veya sosyologlar en zayıf ihtimalle hayatı tanır ve üst düzey bir genel kültüre sahip olurlar. yetkinleşme açısından bu bile yeterlidir. şu da burada dursun;
    (bkz: bilmek hükmetmektir)
  • hangi alanda yetkin kişilerimiz var sayın beyefendi, dinden ekmek yiyen 1 milyon çalışan vardır, yeni din mi üretiyorlar onlar da dahil, akademisyenler neden bir şey üretmiyor demek gibi bu zaman ve para yok imkan yok gel de geliştir bir şeyler. karnını doyuracaksın yunan filozofları gibi sonra düşüneceksin bu ülkede akşamını düşünmeyen sabahı göremiyor ki bazen düşünen de göremiyor ya. beyin göçüne evet.

    sosyoloji toplum bilimidir bu da bizim toplumun bu habitat çeşitliliğini dikkate almaya elbette değerdir nelere tepki gösterip nelerden kaçacağı biraz sosyal psikoloji olur, ama toplum içi etkileşimlerin geçmiş gelecek uzantılarının dinamikleri bu alan öyle kolay yaklaşılmıyor birikimsiz hiç değil.
  • türkiye'de bnun sebebi sol aktivistlerin akademide cemaat benzeri yapılanmasıdır.

    beni okuldan attırmaya çalıştılar "bu faşistin burada ne işi var" diye. kendi kafalarına göre bir gerçeklik uydurmuşlar ona göre takılıyorlar. veriyle vs. gelmeniz de hiçbir şeyi değiştirmiyor.

    türkiye'nin en iyi fakültelerinden birinde bize verilen eğitime göre zaten üç metdolojik yaklaşımı var:
    1- pozitivist -harbi bilim olanı
    2- critical theory öz hakiki solcu saçmalıkları
    3- interpretative - halka inmeye çalışan solcu delüzyonu

    fırçalayım öyle bilimi de hocayı da. amk yerine flemmenwerferle dalmak en büyük hayalim.