şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hayatta yapılabilecek en büyük ama belki de en doğru hata.
  • sosyoloji nediri, ne değildiri çok tartışılan bir bilimdir, o kısma hiç girmek istemedim şimdi.

    peki sosyoloji okumak nedir?

    bir kere en yüzeysel açıdan bakarsak yüzlerce kızla aynı bölümde okumaktır sosyoloji okumak. birçok erkeğin gelip "hacı çok şanslısın ya o kadar kızla aynı bölümde okuyorsun bizim bölümde 2-3 tane var onlar da çirkin" muhabbetine maruz kalmaktır. tamam ama gelin görün ki dışarıdan bakıldığı gibi değil olay. bir süre sonra sıkılıyorsunuz o kadar kadın arasında. kadın görmek istemiyorsunuz, onların muhabbetlerine, dedikodularına maruz kalmaktan ömrünüzden ömür gidiyor. neyse.

    bir de marx* ve weber* olayı var. en çok da bu adamlardan sıkılıyorsunuz. ulan her konuda fikirleri var adamların. yeter ulan bir derste, bir konuda da karşıma çıkmasın bu adamlar diyorsunuz fakat ne fayda. yine de seviyoruz tabi onları.

    sürekli okumak demektir sosyoloji okumak; nefes almadan, yemeden, içmeden okumak gerekir. elbette ki iyi bir soyolog olmak istiyorsanız. peki sosyoloji okuyan herkes çok okur mu, hayır. ama okumayı sevmelisiniz, sosyolojinin olmazsa olmazıdır bu.

    sosyoloji okumak, okulu bitirdiğinden ne yapacağını bilmemektir. en kral işe de sahip olabilirsiniz, bölümünüzle hiç alakalı olmayan sıradan bir işe de ya da kuvvetle muhtemel işsiz de kalabilirsiniz.

    çok uzatmaya gerek yok, zaten okula gitmeden sosyoloji okumaya çalışan birisi olarak yeterince yüzeysel yaklaştım olaya, daha uzatırsam saçmalarım muhtemelen.

    son olarak ise, sosyoloji okumanın en güzel yanı; sosyolojinin size her konuda, her olguda bir fikir veriyor olması. daha kapsamlı bir bilim dalı daha var mıdır bilmiyorum; ancak her konuda az çok bir şeyler söyleyebilme yetkisi verir sosyoloji. yine de çok dikkatli olmak gerekir, ki belki de sosyologların en büyük hatasıdır bu, her konuda fikir sahibi olabilirsiniz fakat insan olmamız sebebiyle her konuda aynı derecede yetkin bilgiye sahip olamıyoruz. bu nedenle sosyolog olmak size az çok bir şey söyleme yetkisi verse de siz bunu olur olmadık her yerde kullanmayın. çünkü her bir sosyoloğun çalışma alanları, okuma alanları farklıdır; o yüzden de herhangi bir konuda ahkam kesmeden önce kendi bilgi birikiminize bakın ve yeterli değilse bırakında o konuda daha bilgili bir sosyolog konuşsun.
  • lisansı bitirip yükseğinde tez dönemine geçmiş bunu da türkiye'nin en "iyi görünen" ünilerinden birinde yapmış olmama rağmen diyebilirim ki gerek yok. biz 70'e yakın adamdık toplasan sadece ilk sene rekor düzeye ulaşan 10 civarı erkek gerisi kız olan bir sınıftık. buraya hepsini toplasam, hepsi size saatlerce bik bik bik sosyoloji efendim, sosyoloji şöyle böyle diye nutuk çekeceklerdir. sonra da hanginizin işi var desem yine 10 kişi öne çıkacak ben iş buldum diyecektir. "hanginiz kendi işinizi yapıyorsunuz?" dediğimde de bildiğim kadarıyla yalnızca 1 tanesi akademisyenliğe adım atmayı başardı ondan bir cılız ses çıkacaktır. gerisi dershanede, satış danışmanlığında, plazalarda saçmalamakla meşgul.

    ben böyle konuşunca hemen ardımdan da 22-23'üne gelmiş hala anne baba parasıyla geçinmekle övünen (geçinmek zorunda kalan demiyorum) güruh çıkıp daha bir gür sesle bik bikleyecekler ve sosyoloji bilimdir iş bulma ümidi değildir falan diyecekler.

    kısacası, sen ey tercih yapacak olan adam/kadın/lgbt işte sosyolojinin hali budur ve sen bu liseli halinle daha benim bile anlamakta güçlük çektiğim sistemin içine atılmak üzeresin. tavsiyem sosyoloji yazma isterse en "iyi görünen" üniversite olsun yazma, iş bulmak istiyorsan yazma, bik biklemek istiyorsan yaz.
  • kalındır.ingilizce okumak daha da kalındır.
  • 2 yıldır okuduğum ama pişman olduğumu farkettiğim bölüm.

    edit : bıraktım gitti .
  • iş bulunacak bir meslek olarak değil hobi olarak yapılması gereken eylem. mümkünse 2. üniversite olarak okuyun, he üniversite mezunuysam neden sosyoloji okuyayım diyorsanız zaten siz çok yanlış gelmişsiniz.

    ben 2. üniversite olarak sosyoloji okuyorum, normalde mühendisim bu bölümle işim gücüm yok yarın öbürgün için bu alanda iş bulmak gibi bir beklentim de yok.

    o zaman neden mi okuyorum? sosyoloji, psikoloji, felsefe zaten hayatım boyunca ilgi duyduğum bilimlerdendi ancak bir yandan da doğuştan mühendis özellikleri gösteriyordum. hani şu 5 yaşında oyuncak arabasını söküp takan 10 yaşına geldiğinde en sevdiği oyuncağı 3 5 pil, ampul ve oyuncaklardan söktüğü minik motorlar olan tiplerdendim.

    tabi sayısalcı olduk dediler ki sözelde aç kalırsın mühendissen kral gibi yaşarsın. ben mühendisliği hayatım boyunca elime anahtarı verip makina tamir etmeyi öğretecekler sanarken dayadılar türevi, dayadılar integrali, dayadılar diferansiyel denklemleri meğersem mühendis dediğin elinde anahtar değil kağıt kalem olan, cebinde hesap makinesi eksik olmayan birşeymiş. tamam onun da kendine has bir güzelliği var ama ben olaya daha çok müdahil olmayı seviyordum.

    neyse mühendislik sayesinde ilgi alanım olan bir meslekten para kazanmayı başarıp hedefe ulaştık. sonra içimdeki açlığı durduramadım gittim sosyolojiye kayıt oldum. madem hobi olarak okuyorum neden üniversiteye kayıt oldum? her ne kadar ilgim olsa da okuma konusunda tembelim, kapitalist hayat şartlarında insan okumaya bile pek vakit bulamıyor. ama öyle bir yarış atı olmuşuz ki sınav var deyince bir dönem boyu yüzüne bakmadığım dersleri 1 hafta içinde köpek gibi çalışıyorum.

    sosyoloji, insanın ufkunu gerçekten çok geliştiriyor herkese tavsiye ederim. hele ki her insan kendi kendine hayata ve diğerlerine dair bazı çıkarımlarda bulunur ya işte o yaptığınız çıkarımları sizden yüzlerce bazen de binlerce yıl önce keşfedip yazan adamlarla karşılaşınca tee antik çağdaki adamla aranızda bir iletişim hissediyorsunuz.

    bir noktada bir bakıyorsunuz zihninizde rakı sofrasını kurmuşsunuz, bir yanda marx, bir yanda weber devlet yapısı üzerine tartışırken, adam smithle ibne ricardo karşılıklı oturmuş ne olacak bu ekonominin hali üzerine kapışıyorlar, comte, durkheim, aristo, rousseau, montesquieu herkes orada hararetli bir tartışma havası çılgın bir beyin fırtınası birbirini döven düşüncelerden yeni fikirler doğuyor eleştiriliyor, güncelleniyor ve en güzel yanı sofranın başında siz oturuyorsunuz ve bu adamlarla fikir yarıştırıyorsunuz. bitmek bilmez bir mükemmele ulaşma çabası sürüp gidiyor.

    işte sosyoloji okumak böyle birşey, bundan zevk alacaksanız okumalısınız. yoksa ben sosyoloji okuyayım üstüne de formasyon alıp rdm hocası olur hayatımı yaşarım mantığındaysanız hem avucunuzu yalarsınız hem okulu okumak ızdırap olur.
  • 4 yıllık mühendislik eğitimi süresince ikinci üniversite teranesine hep istediğim ancak hep ötelediğim yada para vermeye kıyamadığım durum. neyse artık son dönemiz diye aman parayı kitaba yatırır okuruz dedim ama bakalım nasıl olacak. kafa açan birşey. evet kafa açmak iyi birşey, egzersiz gibi.