şükela:  tümü | bugün
  • ismindeki sosyodan oturu, sosyallesmek ya da toplumsal kurallara uyum zorlugu cekmek gibi davranislarla karistirilip hafife alinan seri katil hastaligi

    kendimizden baska insanlarla iliski kurmak icin gerekli olan empati yetenegi, ogrenilmis bir davranis olmakla beraber, altyapisinda bulunan vicdan, human natureda default olan ozelliklerdendir (bilimsel arastirmalara gore bu soyledigim tamamen kabul gormemis olsa da, sosyopat kimligi incelemesinde bulunurken kabul ettigimiz uzayda, felsefe ve psikoloji bilimleri catisadursun, durum boyledir)

    cocukken bocek olduren insanoglu (ki hepsi yapmaz) bu eylemi ne kadar ve ne olcude devam ettirdigine gore saflalarla hastaliga yakin veya uzak durur. bu cumleden sakin bocek olduren sosyopattir kanisi cikmasin, darilirim. demem o ki, kendisi de dahil canlilara zarar verme eylemi, sosyopatligin birinci belirtilerinden biridir. seri katillerle paralellik gosteren bu durum, tahmin edeceginiz uzere bocek oldurmekle sinirli kalmaz. psikopatliktan ayrilan yonu de yine bu caglarda ortaya cikar: eylemin gudusu farklidir. soyle ki, psikopatlar oldurme veya aci verme islemini gerceklestirirken zevk alma, ilgi cekme, cinsel uyarilma gibi gudulerle hareket ederken sosyopatlar bunu sadece yapabiliyorum, oyleyse yaparim seklinde bir dusunceden hareketle gerceklestirir. psikopat seri katiller, mahkemede, durusmalarda genellikle ne yaptiklarini hatirlamaz veya bunu buyuk bir gururla anlatip ovgu beklerler, buna karsin sosyopat zekice yalanlarla cezadan kurtulmaya calisir, ve soyle ki, yasalarin tikir tikir isledigi ulkelerde bunu basarmak (sad but true) daha kolaydir (yani diyorki, linc bilinci iceri hukuk disari)

    psikopatlik durumunda, mahkemece verilen kararla hastaneye gonderilirsiniz. (siz degil yani, bi dakka) sosyopatlik ise burada tekrar farklilik gosterir, cunku devam eden bir delilik* halinden cok yalan soyleyen sogukkanli bir katil cogu zaman muebbet hapis cezasi alir. psikologlarin ve savcilarin da iki durumu ayird etmesinin zorlasmasinin nedeni ise, sosyopatlar (istedikleri zaman) yine isimlerinin aksine topluma uyumlu iyi bir vatandas olabilirler, tam da bu nedenle delilik mazeretiyle yirtamayip olum cezasi veya muebbet alirlar.

    seri katillerin bir cogunun gunluk hayatlarinda saygi goren birer birey olmalari da bu durumla aciklanabilir. son yuzyilda seri katiller uzerinde yapilan arastirmalar, onlarin aslinda dr jeykill mr hide hayati yasadigini ve oldurmeye programlanmis yaratiklardan cok saygin birer doktor veya avukat da olabildiklerini gosteriyor.

    psikopat olarak nitelendirilenler bir yana, sosyopat seri katiller icin kurbanin dustugu zavalli durumlar cok onemli degildir. iskence yapmak, cinsel bir zevkten cok (ki psikopat seri katillerin en buyuk gudusu genellikle cinselliktir) deneysel bir merakin sonucudur. kurbanlarini yemek onlarin tarzi degildir ve seri katillerin aksine kendilerine zarar verme davranisi daha sik gorulur.

    etik ve hukuki olarak hapisanede degil de hastanede tedavi edilmeleri gereken hastalarin, ironiktir ki tedavi edilerek topluma kazandirilabildigi gorulmemistir. en agir mental hastaliklarda bile (orn. sizofreni) ilaclarla gunluk hayata devam edebilme mumkunken, sosyopatlarin durumundaki ayirici unsur olan zarar verme durtusunun tedavisi yoktur.

    bunun lanetlenme veya inhumanity ile bir tutuldugu primitiv toplumlarin en buyuk savunmasi da bu gercektir. bir diger savunmalari da belirtilerinin orta yaslarda degil de bebeklikten itibaren gozlenebilir olmasidir. idam cezasina karsi olan gelismis bati toplumlarinda bile, bu hastaligin cezasi genellikle olum ya da tecrit olur.

    ama durum hicbir zaman natural born killersteki gibi degildir, maalesef cogu zaman yargiya baska secenek birakmayacak derecede insanlik disi ve dusunce disi eylemleri kolayca yapabilen insanlara karsi, bilim henuz bir care bulamamistir, sanat ise filmlerini cekerek kendine fayda (parasal) topluma da hurafe saglar, bizi supersize eder

    bitti.
  • ahlak değerlerinden yoksun, başkalarına zarar verecek davranışlarda bulunmayı normal gören, suçluluk duygusundan uzak, çoğu zaman birden fazla kişiyle ilişki sürdüren, eleştiriye hiç tahammül göstermeyen, kurbanlarının zayıflıklarını çok kolay belirleyip onları toplumdan uzaklaştırarak üzerinde baskı kuran, kendini kanundan üstün gören kişilerdir.
  • anladığım kadarıyla herkesin içten içe olmak istediği şey. prim yapacak başka bir şey bulun bence. ergenler sizi.
  • psikolojik bir bozukluk nedeniyle empati kurma yeteneği bulunmayan kişilerdir. karşılarındakilerin düşünce ya da duygularını anlama yetisinden yoksun oldukları için, kaşıkla göz oymak ve musluk kapatmak, bu kişilerin gözünde aynı derecede nötr iki eylemdir. psikopat tabir edilen kişilerin aksine acı vermekten zevk almamaktadırlar; sadece deneysel takılmaktadırlar.
  • "bir sosyopatı ele veren 10 işaret

    1) genellikle karizmatiktirler; çevrelerinde çoğunlukla bir hayran kitlesi bulunur. cinsel açıdan da çekici oldukları söylenebilir.

    2) sosyopatlar kararlarında ve davranışlarında spontandırlar; planlı, programlı yaşadıkları söylenemez. sıradan insanlardan farklı olarak tuhaf karşılanabilecek davranışlarda bulunurlar. normal sosyal ilişkileri kopuktur. tehlikeli ve mantıksız eylemlerde bulunmaktan çekinmezler.

    3) utanma, suçluluk veya pişmanlık duymazlar. aslında beyinlerinde bu duyguları işleyebilecek bir merkez yoktur; varsa bile bozuktur. dolayısıyla en ufak bir vicdan azabı duymadan insanları kolayca kandırabilir, tehdit edebilir veya zarar verebilirler. kendi çıkarları için başkalarına zarar vermekten çekinmezler. “başarılı” bir sosyopatın bir ülkede üst düzey mevkilere rahatça yükselmesi bu yüzdendir.

    4) deneyimleri ile ilgili beklenmedik yalanlar icat etmekte çok ustadırlar. olayları o kadar abartırlar ki bir noktadan sonra saçmalamaları kaçınılmaz hale gelir. ancak çarpıtılmış gerçekleri bir öykünün arasına ustaca gizleyerek, saf ve iyi niyetli insanları yalanlarına kolayca kandırırlar.

    5) insanlara hükmetmeye bayılırlar. bedeli ne olursa olsun her tartışmada ve kavgada kazanan taraf olmak isterler.

    6) çoğu zekidir, ancak zekâlarını diğer insanları kandırmak için kullanırlar. yüksek ıq’lu olanlar toplum için gerçek bir tehdit unsuru olabilirler. işte bu nedenle yasalara yakalanmadan cinayet işleyebilen seri katillerin çoğu sosyopattır.

    7) sevme ve âşık olma yeteneğinden yoksundurlar. istediklerini elde etmek için severmiş, empati duyarmış gibi yaparlar. gerçek yaşamlarında kimseyi sevmezler.

    8) şiirsel bir dilleri vardır. sözcükleri çok ustaca kullanırlar. insanları konuşmalarıyla kendilerine hayran bırakacak kadar iyi hatiptirler. öykü anlatma ve şiir okumada ustadırlar.

    9) hiçbir zaman özür dilemezler. yanlışlık yapmış olduklarına inanmazlar; suçluluk hissi duymazlar. hatalı oldukları kanıtlanmış olsa bile özür dilemezler ve saldırılarına devam ederler.

    10) derin bir hayal âleminde yaşarlar.

    bütün bu özellikleri nedeniyle bir sosyopatla mantık çerçevesinde tartışılmaz. tartışmaya girmek yalnızca zaman kaybına neden olur."

    (bkz: cumhuriyet bilim teknoloji eki)

    (bkz: http://www.e-psikiyatri.com/…-veren-10-isaret-45265)
  • sözlükte troll ve benzeri yazarlarin icine sokulmasi abes rahatsizliktir. sosyopatlar kendilerini asla bu kadar basit sekilde disa vurmazlar. sözü gecen yazarlar genellikle basit asagilik komplekslerinden müzdariptirler.
  • gördüğüm "kadarlarıyla" sosyopatlar, vicdan ve ahlakı, "bilgi sahibi olma", "tanımlayabilme, özelliklerini anlama" düzeyinde bilmekte, ancak yaşayarak hissederek bilme ve içselleştirme gibi bir durumları olmadığından, gelişkin sosyal zekayla birlikte, kendisi ve etrafını tahrip edici sonuçlar üretebilmektedirler. sosyopat, ahlaki davranmayı bile ancak kişisel tutarlılık ve kendini kendisine ve etrafına karşı bir saygı-güç nesnesi haline getirmek için gerekli bir performans olarak görmekte ve kendisinden asla beklenmeyecek anlarda bu performansa son verebilmektedir. kendini ve davranışlarını, etrafına topladığı zavallıları da inandıracak şekilde rasyonalize etme kabiliyeti vardır. var olan (varsa) tüm kabiliyetlere rağmen toplumsal olma ihtiyaçlarıyla çelişen düstürları hatta tek klavuzları, bencil hayatta kalma, güçlü olma, kendini iyi hissetme refleksleri olduğu için, kendisi için dahi doğru ve iyi olan eylemlerin faili olamazlar.
  • yöneticiler, genel müdürler, generaller, politikacılar arasında sıklıkla görülür. beyaz yakalı psikopatlardır. bunlarla başetmenin bir yolu yoktur. kaçın.
  • sosyopatiden muzdarip kişidir. bazı kaynaklarda antisosyal kişilik bozukluğu ile aynı anlamda kullanılır. bazı kaynaklarda ise sosyopatların mutlaka şiddete eğilimli olmaları gerekmediği için antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olanlardan ayrı tutulduğu görülür. sosyopati çocukluk döneminde başlayıp kişinin tüm yaşamı boyunca devam edebilen rahatsızlıklardandır. nedeni tam olarak bilinmese de beyin omurilik sıvılarında normal seviyede bulunması gereken testosteronun yüksek oranda; serotonin ve kortikotropinin de düşük seviyede bulunmasının hastalığa etkisi olduğu tahmin ediliyor. sosyopati, toplum içinde yaşayabilen ancak topluma uyum sağlayamayan kişilik gelişimine neden olmaktadır.

    sosyopat kişiler genelde hastalıkları olduğuna inanmaz ve sorunun ya başka insanların kendisini kabul etmeyi becerememelerinde ya da başkalarının özgürlüğünü kıstılamayı istiyor olmalarında arar. sadece kendilerine inanırlar ve çevrelerinde küçümseyecek insanlar olduğunda, kendilerini en rahat hissederler. dünyayı tehlike ve hayal kırıklığı ile dolu bir yer olarak görürler. dolayısıyla sürekli kötü niyetli insanların kendisini kullanmasına ve suistimal etmesine karşı korunmak zorunda hissederler. sosyopat insanlar başka insanların elindeki gücü alması gerektiğine inanır, böylece hiç kimse bu gücü kendisine zarar vermek için kullanamaz. diğer taraftan kendi gibi olmayan ve çevresini kontrol etmeyen insanları kullanılmaya açık, zayıf ve savunmasız olarak düşünürler.

    yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve başarmak için gereken her şeyi yapmak onlar için çok normaldir. sonuç olarak sosyopat kişiler şüpheli, gizli kapaklı ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunurlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanırlar. sosyopat kişiler genelde diğer insanları tehditlerle ya da saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar. her hangi bir baskı, otorite karşısında ya da finansal problemler karşısında fazlaca öfkelenirler. genelde başkalarına verdikleri zarar karşısında duygusuz ve umursamazdırlar. bu acımasızlık, insanlarla ve hatta sevdiklerini söyledikleri kişilerle olan ilişkilerinde bile esası oluşturur. çevrelerindeki kişilere sürekli ve düzenli olarak üstünlük ispatlama ihtiyacı duyarlar. herkesin kendilerini kullandığını düşünürler, bu gerekçeyle sömürüldüklerine inanırlar. ilişkilerine sadık kalmak, başkalarına karşı duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşarlar.

    sosyopatlar, vicdan ve ahlakı yüzeysel olarak tanımaktadırlar. gelişkin sosyal zekayla birlikte, kendisi ve etrafını tahrip edici sonuçlar üretebilmektedirler. ahlaki davranmayı bile kendisine ve etrafına karşı bir saygı-güç nesnesi haline getirmek için gerekli bir performans olarak görmektedirler ve kendisinden asla beklenmeyecek anlarda bu performansa son verebilmektedirler. kendini ve davranışlarını, etrafına topladığı insanları da inandıracak şekilde rasyonalize etme kabiliyetleri vardır. düsturları; bencil hayatlarında hayatta kalma, güçlü olma, kendini iyi hissetme refleksleri olduğu için, kendisi için dahi doğru ve iyi olan eylemlerin faili olamazlar.

    sosyopati, insanlarla ilişki kuramayan asosyallik ya da daha ziyade öfke-sinir bazlı bir durum olan antisosyallik ile karıştırılır; ama bir sosyapat, birey olarak insanlarla çok iyi ilişkiler kurabilir ve gayet de sosyal olabilir.

    korku, kızgınlık, endişe, üzüntü duygusu olmayan psikopatların aksine, sosyopatlarda bu duygular vardır; ama suçluluk olarak tanımlanan duyguyu hissetme yeteneği, sosyopatlarda da yoktur. suçluluk duygusundan uzak oldukları için, bir eylemi yapıp yapmama konusunda bilgi sahibi değillerdir; doğru ve yanlış kavramlarını hissedemedikleri için öğrenmeleri gerekir; ama çoğu zaman bu bile onları yapacaklarından vazgeçirmeye yetmez. toplumun ortak değerlerine dâhil olamayan yani ahlak değerlerinden yoksun olan sosyopatlar, yaptıklarını ahlaksızlık olarak görmezler. başkalarına zarar verecek davranışlarda bulunmayı da normal görürler ve vicdan duyguları gelişmediği için de rahatlıkla suç işlemeye devam edebilirler.

    sosyopatlar, içlerinde biriken öfke ve şiddet duygusunu saklayabilirler, bastırabilirler ve bu nedenle hepsi şiddete meyilli olmayabilir; ama şiddet uyguladıklarında, insanlara zarar verdiklerinde ise empati kuramadıkları için bu durumda bir vicdan azabı duymazlar, iç hesaplaşma yaşamazlar ve bu durum, psikopatlarınki gibi bir zevk kaynağı değildir.

    sosyopatlar, insanları araç olarak görürler; sadakat, dürüstlük, onur gibi duygu derinliklerinden yoksundurlar ve yaptıkları kötü şeyler ile aralarında bir bağ kurmazlar, aşağılık davranışlarından rahatsız olmazlar. çok zeki, eğitimli, kariyerli, karşı cins tarafından sevilen insanlar olabilirler. sosyopatlar (evli ya da bekâr fark etmez) çoğu zaman birden fazla kişiyle ilişki sürdürebilirler, aldatmaya meyillidirler. evlilikleri çok problemli olur ve üstesinden gelemeyince de alınan psikolojik yardım sırasında tesadüfen keşfedilir durumları.

    genelde zeki olan sosyopatların en belirgin özelliklerinden biri de, her türlü dış faktörü kontrol edebilme yetenekleri sayesinde kendilerini güvenceye alabilecekleri bir çevre yaratma becerileridir ki buna çok ihtiyaç duyarlar. örneğin: sosyopatlar bir tehlike sezdiklerinde, kendilerine yönelik tehlike olasılığını azaltmak amacıyla çevrelerindeki tüm insanları belirli bir şekilde davranmaya iterler. çevresindekileri kendi istedikleri şeyi yapmaya inandırmak, ikna etmek, zorlamak için uygun sözcük kombinasyonlarını bulmada (laf ebeliği ya da laf cambazlığı da diyebiliriz) ustadırlar ve yedi adım ötesini düşünüp detaylı planlar yapabilirler.

    doğuştan gelen bir anomali olduğu düşünülen sosyapatlık, çeşitli beyin ameliyatları sonrasında da oluşabilmektedir; çünkü bu, bir beyin fonksiyon bozukluğudur ve bu yüzden psikoterapi ile tedavi edilemezler.

    belirtileri:
    hassasiyet zayıflığı: umursamazlık önemli belirtilerden biridir. sosyopatlar karşısındaki kişinin üzülmesini ya da incinmesini önemsemez. yaptıklarının kötü ve yanlış olduğunun farkında olarak karşısındakileri üzmeye devam eder.
    ahlaki kurallara karşı durma: toplumun genel geçer kurallarına uyumsuzluk gösterir. dengesiz tutumları nedeniyle toplumdan dışlanır, ancak bundan herhangi bir rahatsızlık duymaz.
    uyumsuzluk: sosyopat kişilik, başta ailesi olmak üzere çevresindekilere karşı son derece uyumsuz tavır sergileyebilir. dirençli uyumsuzluklarıyla çevresindekilere büyük sıkıntılar yaşatabilir. yalan söyleme ve rol yapmaya yatkındır. otorite unsurlarıyla şiddetli uyumsuzluk yaşar.
    verim düşüklüğü: sosyopatlar, dengesiz tavırları nedeniyle performans düşüklüğü yaşar. çalışma verimleri son derece düşüktür. iş yaşamında problemli tavırlarıyla dikkat çeker.
    saldırganlık: rahatsızlığın ilerlemiş dönemlerinde uyumsuzluk boyutunun artması saldıranlığı beraberinde getirebilir. kavgaya karışma, toplum içinde suç işlemeye yatkınlık, başkalarının haklarını ihlal etme sosyopatların belirgin özelliklerindendir. zayıf olanları ezmekten de büyük keyif duyar.

    tedavisi:
    sosyopat kişiler genelde çevrelerindeki kişilerin zoru ile psikoloğa ya da psikiyatra giderler. eğer kişi sorunlarının nedenini başkalarında görmeye devam ederse ve sorumluluk almayı reddederse tedavinin süresi uzayabilir. bu tür hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olmaları, tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. tedavinin başarılı olabilmesi için kökleşmiş davranış şekillerine, yaklaşımlara, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kişinin kapasitesine bakılması gerekir. bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli etken uyuşturucu veya alkol kullanımıdır. bazı durumlarda madde bağımlılığı ve kullanımı kişilerin antisosyal davranışlar geliştirmelerinde temel etken olabilir. bu durumda kişinin madde bağımlılığını bırakması kişinin iyileşmesinde önemli bir adım olabilir. antisosyal davranış bozukluğunda kullanılabilecek her hangi bir ilaç bulunmamaktadır. fakat bazı semptomlar ve davranışlar için doktor gözetiminde ilaç kullanımı önerilebilir. örneğin saldırgan davranışlar için antidepresan kullanımı gibi. fakat hatırlatmak gerek, sosyopat kişiler ilaç kullanımına sıcak bakmayabilir ve ilaç almayı reddedebilirler.

    http://www.msxlabs.org/
    http://blog.milliyet.com.tr/muratkartal
  • ileri zeka nedeniyle rastlanan topluma uyum sorunu.bu kisilerde vicdan duygusu gelismedigi icin rahatlikla suc isleme eyilimi vardir.pek de zeki olduklarindan tehlikelidirler.
    ornek:hannibal lecter-k.sessizligi(a.hopkins),lisa-girl interrupted(a.jolie)....vs