şükela:  tümü | bugün
  • nirvana'nın nevermind'ı başkta olmak üzere sayısız bomba albümün kaydedildiği, 2011 mayıs'ında kapanan efsanevi sound city studios hakkında çekilen belgesel. bu giriş bile yeteri kadar ilgi çekici iken filmin yönetmenini söyleyim de kendinizden geçin. adıyla sanıyla büyük insan david eric grohl!

    http://soundcitymovie.com/
  • afişi yayınlanmıştır. dave grohl'u davul, gitar ve vokalde dinlerken zevk alan bünyeler kuşkusuz bunu görsel açıdan da yaşayacaktır.
  • fragmanı yayınlanmış olan şubat 2013'de gösterimi yapılacak olan film/belgesel..
  • belgeselin 11 parçalık müzik listesi yayımlanmış ve aşermemizi sağlamıştır!
    içlerinden bir tanesi ile geçtiğimiz günlerde tanışmıştık; (bkz: cut me some slack/@tededfred)

    son şarkıdan büyük beklentim var, hadi hayırlısı.
    ayrıca chris goss etkisini de düşünecek olursak 7. ve 8. şarkılardan bir kyuss dönemi stoner rock performansı bekliyorum. stoner dedin mi akla gelecek üç isim üstüne dave grohl, ekmek kadayı üstüne manda kaymağı gibi olmuş.

    01. dave grohl, peter hayes, and robert levon been – “heaven and all”
    02. brad wilk, chris goss, dave grohl, and tim commerford – “time slowing down”
    03. dave grohl, rami jaffee, stevie nicks, and taylor hawkins – “you can’t fix this”
    04. dave grohl, nate mendel, pat smear, rick springfield, and taylor hawkins – “the man that never was”
    04. alain johannes, dave grohl, lee ving, pat smear, and taylor hawkins – “your wife ıs calling”
    06. corey taylor, dave grohl, rick nielsen, and scott reeder – “from can to can’t”
    07. alain johannes, chris goss, dave grohl, and joshua homme – “centipede”
    08. alain johannes, chris goss, dave grohl, and joshua homme – “a trick with no sleeve”
    09. paul mccartney, dave grohl, krist novoselic, and pat smear – “cut me some slack”
    10. dave grohl, jessy greene, jim keltner, and rami jaffee – “once upon a time… the end”
    11. dave grohl, joshua homme, and trent reznor – “mantra”
  • internet sitesine tadimlik klipler koymuslar, ilk muzik deneyiminiz neydi sorusunu cevapliyor turlu cesitli sanatcilar. http://buy.soundcitymovie.com/cast

    ayrica 31 ocak'ta sinemalara geliyor. biletler satisa bugun cikti. amerika'da olanlar saldirsin.
  • albüm itunes'ta 9 tl'den ön siparişe açılmış. cut me some slack de hemen iniyor ön sipariş verilirse. saldırmadan edemedim.
    http://bit.ly/soundcity-itunes

    kuruttun beni itunes.
  • davulun sesinin yakından da hoş geldiği yerin belgeseli. mekan cidden müziğin mabediymiş, onu anladım.

    "sound city was welcoming and we knew that we had a home there. it's a church." - mick fleetwood
  • grohl, reznor ve homme'u birlikte"mantra" şarkısını kaydederken göz yaşlarımı tutamadığım yapıt.
  • beklediğimize değen harika belgesel. buradan sonrası pek spoiler sayılmaz, ama genel bir özet içerir.

    filmin ilk yarısı sound city'nin kapanışına kadar olan tarihsel bölümü anlatıyor. sayısız röportaj, anektod, fotoğraf ve video ile desteklenmiş bu bölüm zaten fazlasıyla zengin. herhangi bir rock müzik hayranı için orgazmik öğeler taşıyor, eminim her rock severin hayran olduğu bir grup bu stüdyoda kayıt yapmıştır, yelpaze o kadar zengin. filmin ikinci kısmı ise dave grohl'un stüdyodaki meşhur ses masası "neve board"u kendi stüdyosuna taşımasıyla şekilleniyor. daha önce sc'de kayıt yapmış sanatçılar bir araya geliyor ve yeni birşeyler yaratmaya, o tutkuyu paylaşmaya çalışıyorlar. filmin bu kısmı çok keyifli olsa da bariz bir tempo düşüklüğü içeriyor, filme yapabileceğim tek eleştri bu kısımla ilgili. uzun uzun parçalardan ziye daha çok sanatçının daha kısa kayıt görüntülerini izlesek daha dinamik ve dolu bir seyir olabilirdi. yine de bu durum filmden pek birşey götürmemiş.

    film bittikten sonra bana iki his yaşattı. birincisi, dave grohl tam bir duygu insanı, bütün film boyunca bunu hissediyorsunuz, gerçekten sevdiği birşeyden, sevdiği insanlardan bahsediyor. o heyecanı, o tutkusu direk izleyiciye geçiyor, bu yüzden yüzünüzde kocaman bir sırıtma, tüyleriniz diken diken izliyorsunuz. ikinci nokta ise insanda birşeyler yaratma arzusu yaratması. filmi izledikten sonra epeydir pek çalmadığım gitarıma koştum direk, insanda müzik çalma, müzik dinleme, o coşkunun içinde kaybolma isteği yaratıyor, ki dave grohl'un da bunu amaçladığndan eminim. bu konuda bana single video theory'yi çok hatırlattı, bu da film için benim gözümde süper bir bonus.

    hadi diyelim ki bir mucize oldu, hiçbir şeyi beğenmediniz, o zaman en kötü ihtimalle zilyon tane yeni şarkı, yeni grup öğreneceksiniz. film boyunca o kadar güzel tınılar duyuyor ki insan, film biter bitmez google'a koşuyor. bu entry'i de yeni öğrendiğim, sözlükte bırakın şarkıyı, grup hakkında tek entry bulunan buckingham nicks - frozen love eşliğinde yazıyorum mesela, ve şu anda yemin ederim solo yüzünden tüylerim diken diken. ayrıca o kadar fazla materyal çekilmiş ki, dvd'sini çıkar çıkmaz koşarak alacağım, içindeki bonus materyali hayal bile edemiyorum. mesela lars ulrich, weezer gibi röpörtajları neredeyse hiç görmedik, daha kimbilir neler var.

    özetlemek gerekirse, rock müzik dinliyorum diyen adam bu filmden mutlaka birşeyler alarak çıkar arkadaşım. umarım sinemalara gelir, o davul seslerini gümbür gümbür dinleriz.