şükela:  tümü | bugün
  • richard kelly'nin gelecek projesi. komedi-musikal thriller olacakmis. oyuncu kadrosu: sarah michelle gellar, jason lee, janeane garofalo, tim blake nelson, amy poehler, kevin smith, ali larter ve belki seann william scott. 2008 yazinda los angeles'ta geciyormus.
  • filmin, "donnie darko" ve "requiem for a dream"inkileri hatirlatan "fantastik" internet sitesi:

    http://www.southlandtales.com/
  • kadrosuna the rock nın da katıldığı, müzikleri trent reznor ve de moby nin yaptığı 2005 te de gösterime girmesi düşünülen film.
  • film muzikleri moby tarafindan yapilacak 2. richard kelly filmi.
  • cannes film festivali 2006'da altın palmiye için görücüye çıkan diğer yandan normal ötesi merakla beklediğimiz film..
    (bkz: çatlamak)
  • aldrich'in kiss me deadly'siyle, cox'un repo man'ine saygı duruşu fikriyle birleşen kelly kareleri' ne yazık ki cannes'da yerden, yere vuruldu. bir çok insan bu filmin- festivalin yarışma bölümünde; bugüne kadar gösterilen en kötü film olduğunu söylüyor. 160 ve üzeri bir kaç dakikayı: hafıza kaybı, kötü karma, kumsal, şöhret, dünyanın sonu, cover, zamanda yolculuk, jump cut, gece, petrol, flash forward, noe-marksizm, uçak, cameo, okyanus...gibi düşler veya engellerle tüketen kelly; ilk yirmi dakikanın sonunda sinemayı terk etmeyen azınlık için (rus kanlı sinema açılımlarında "ilk 2o dakika hiç bir şey olmuyorsa sinemayı terk et!" denir. uzun zaman önce, filmler daha ağır ve sahte sevgiyle doluyken.) filmin kapanış jeneriği parçası bir tür hakaret olarak eşleştirilmiş-bu büyük çılgınlık, her küçük çılgınlığın düşük yaptığı yerde. zihnin kürtajı.-blur'la seyrelen "come on, come on, come on, get through it" nidaları ile sonsuzluğa terke...
    nihayetinde yönetmen filmi yeniden kurgulayacağını söyledi.
    domino'yu izlerken, mickey'nin kadınlar hakkında, yenilgi ve kopan parmaklara ithafen söylediği şeyler, tavanda ki örümcek sadeliğindeydi. o anda bu filmin bir saygı duruşu olduğunu hissetmiştim. çok fazla yan karakter, çok fazla alt metin, çok fazla söylem- ve yerli, yerinde tek çizgili cümleler, acid tripleri, ortadoğu ülkeleri, talk şovlar...kelly ya bu gezegende uzun yıllar vakit geçirmeyi düşünmüyor. ya da zihni sıradışı bir insanın zihninin dört katı dolulukta ve her kusma seansı; içinde altı ayrı film bulunduran tek bir filme tekabül ediyor.

    ve av yeniden başladı. bazen tüketen olmak yaratan olmaktan daha az vicdan gerektiriyor.

    edit:southland'in gördüğü tepkiyi, marie antoinette'nin geçtiğimiz hafta cannes'da gördüğü tepkiden ayırmak lazım. s.coppola'nun filmi, fransız eleştirmenler tarafından yuhalanmıştı. bu filmin politik zemini ve fransa hakkında konuşan bir amerika'lının fransızlar tarafından nasıl algılandığıyla da ilişkili. zamanında dancer' ve wild at heart gibi filmlerde aynı salonlar da, aynı insanların genç halleri tarafından yuhalanmıştı. oysa southland sadece büyük bir şaşkınlık ve iletişimsizlik olarak algılandı. bir çok kelly hayranı da bu kollektif sürecin bir yerlerinde aynı şeyi hissetiklerini söylüyorlar ve bugünden filmin sadece dvd formatında 'getirileri ve götürüleri' konuşulur olmuş. bir tür "straight to video." hipnozu söz konusu. geri kalan her şey bir bilinmez. geri kalan her şey bir spoiler.
  • ifistanbul 2008 kapsaminda hit filmler bolumunde gosterilecek olan film.
  • --- spoiler ---

    film george orwell'in nineteen eighty four romanını andırıyor. hatta orwell'in oceania adlı ülkesine ithafen, southland tales'de, amerika, tüm dünyanın petrol, nükleer vb tüm enerji kaynaklarını tükettikten sonra alternatif enerji kaynakları aramaya başladığında, okyanus dalgalarının sonsuz enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini iddia eden ve dünyayı yönetmelerine ramak kalan bir grup kaçık bilim insanı var. fena halde bush'u andıran amerikan başkanı ülkenin dört bir yanında kurduğu şirketlerle big brother misali herkesin her adımını izliyor. internete sansür uygulanıyor (tanıdık gedi mi?) ve her türlü sanal, bankacılık vs işlemleri parmak izi kontrolüyle yapılıyor ki hükümet attığınız her adımı takip edebilsin. bunun üzerine parmak mafyası türüyor. ayrıca kapitalizmi yok etmeye ve tanrı'tı tahtından etmeye kararlı neo-marksist bir oluşum var ki filmin sonunda southland'i kurtaranlar da onlar oluyor.

    film çizgi roman, grafik roman, korku ütopyası, bilim kurgu, müzikal, gerilim, macera, gizem, kara mizah vb türlerin pastiche metoduyla bir araya getirilmesinden oluşuyor. filmin girişinde aynı zamanda anlatıcı rolünü üstlenen pilot abilene karakteri, üç bölümlük bir prequel (i the roads diverge, ii fingerprints, iii the mechanicals) olarak, hızlıca bu noktaya kadar neler olduğunu, southland ve amerika'nın içinde bulunduğu durumu özetleyip geleceğe dair ipuçları veriyor. olay örgüsü aslında revelations'ın modern zamanlara uyarlanmışı ki bu da akla the book of life adlı filmi getiriyor.

    ancak gördüğüm kadarıyla bu türkiye izleyicisi için fazla hılzı oldu yanımdaki kuş beyinliler başta olmak üzere tüm sinemadan ben anlamadım, ben hiç bir şey anlamadım feryatları yükselip durdu. hatta bir grup insan filmi terketti. evet uyarayım bu film ortalama sinema seyircisine hitap etmiyor. sinemada seyretmeyin. kendinize güvenmiyorsanız dvd'sini alın ev ortamında geri ala ala seyredin. hatta endişeleriniz varsa en iyisi uzak durun.

    perry farrel'ın "we saw the shadows of the morning light/the shadows of the evening sun/
    til the shadows and the light were one" dizeleri ise filmdeki gizemin başlıca ipuçlarından biri olarak kullanılıyor.

    öyle filme böyle pastiche entry.

    --- spoiler ---