şükela:  tümü | bugün
  • waooww dedirtir.
    ahanda
  • bana her zaman hoş gelmiştir. bakıldığında size soğukluk ve komunizmin sertlik hissini versede, her zaman içindeki sıcaklıkları bilirsiniz aslında.
    rusyanın en doğusundan, baküye-batuma, oradan da kievden bulgaristana kadar bu yapıları görebilirsiniz.

    70-80 sene evvel yapılmasına rağmen, mimari olarak, bizim salak saçma beton apartmanlarımızdan kat ve kat güzel ve sevecendirler.
  • mimarlıkta stalinist architecture olarak bilinen, sözlükte de sovyet mimarisi başlığı altında incelenen binalardır.

    (bkz: aramaya inanmak)
  • ben bu evlerden birinde bir süre yaşamıştım. küçük bir giriş holü, 2 küçük oda, salon ve mutfak. solanla mutfak birleşik. banyo ve tuvalet de birleşik. küçük pencereler, kalın duvarlar. yaklaşık 70-75 m2.

    elektrik, su, doğalgaz faturaları sıfır, rakamla 0. aç değilse de karınlarını da doyuruyordu devlet baba. eğitim ve sağlık harcamaları da sıfır, devlete ait bir sorumluluk bu. vatandaşa kalan sabah 8, akşam 6 çalışmak, üretime katkı sağlamak. garanti bir hayat. allahtan daha ne ister insan? normalde üretilenin masraflar***** düşüldükten sonra kalanın emek oranında eşit dağıtılması gerekirdi. ama maalesef sonradan bozuldu, vatandaşa emekleri oranında eşit dağıtılmadığı gibi iktidar çok çok büyük çoğunluğunu gasp etti, kendine harcadı. ve battılar.

    iktidarın bağnazlığı da bu batışı tetikledi. elindekini kaybetmemek için kendisini ve üretim araçlarını yeniliklere kapadı. bu eksikliği ve fakirleşmeyi ise baskı ve yasaklarla kapatmaya çalıştılar. halbuki sovyetistan dünyanın en büyük tarım alanlarına, en zengin madenlerine sahipti. insan da çoktu. bunu iyi kullanıp zenginşeşmek, zenginleşip dağıtmak yerine az ile yetinmeye çalıştı. zenginliğin sisteme zarar vereceğini düşündüler. zenginliği halka yayabilselerdi şimdi hala ayakta olur ve süper güç olurlardı.
  • ısı kaybını azaltmak maksadıyla bir binanın duvari, diger bina ile bitisiktir. ek olarak kapı girişleri cift kapilidir.
  • şu gün için, koca demir kapıları, rutubet kokan koridorları ve küflü duvarlarıyla insanı ürperten mimaridir. evlerin içleri de beni her zaman için tuhaf hissettirmiştir. gerçi bu, mimariden ziyade maddi olanaklarla ilgili bir durum. evlerin ufacık olması, tek tip ve son derece eski mobilyalar, soğuktan korunmak için duvarlara döşenen halılar, -ki biz alay ediyoruz, onlarsa soğuğu engellemenin derdinde- duvar kağıtları.. gerçekten insanın içini bi' tuhaf ediyor. nedense bana hep, "binalar acı çekiyormuş" gibi hissettirmiştir.

    diğer yandan, sovyetlerin kuruluş dönemindeki "devlet fakirliğini" `(lenin'in çalışma arkadaşlarının anılarının anlatıldığı yönetmeyi nasıl öğrendik adlı kitap dönemin devlet imkanlarını gözler önüne sermesi bakımından önemlidir)` göz önünde bulundurursak büyük başarı denilebilir rahatlıkla. neticede, bugün bizim toki diye kopyala yapıştır yurdun dört bir yanına saçtığımız devlet konutları da prensip olarak çok farklı değil. tamam niyetler kaygılar ve tahsis etme şekilleri elbette ki çok farklı ama esas hedeflenen şey her ikisinde de yurttaşları hızlı ve düzenli bir şekilde konutlandırmak.

    aklıma gelen birkaç detayı da paylaşmak istiyorum bu bağlamda. birincisi, banyolarda küvet ile lavoba birbirine çok yakın konumdalar ve lavobanın musluğunu yana çevirince küvete akıyor. iki ayrı muslukla doğacak fazlandan bir maliyeti tek musluk kullanarak ortadan kaldırmışlar.

    diğer yandan şehirler genelde tek merkezden basılan ve şehri dolaşan kocaman borularla taşınan sıcak su ile ısıtılıyordu. bu sistemler yaz dönemlerinde bir ay boyunca bakıma alınırlar ve bir ay sıcak su kullanamazsınız eğer başka bir ısıtma sisteminiz yoksa. tabi şehirden şehire değişir.

    bir de, evlerde radyoya benzeyen sabit bir kutu vardı. sorduğumda, bu yayın için bizdeki sabit ev telefonu gibi bir paranın ödendiğini, ve sovyet iktidarının bu radyo yayınıyla her eve ulaşabildiğini söylemişlerdi. bir nevi radyolu resmi gazete. hala sistem aktif mi bilmiyorum ama ilginç bir detaydı.

    şimdi genel olarak tüm bunlara bakınca şu anki köhnemiş ve eskiyi rutubete boğulmuş fakir görünümlü evlerin, kendi çağında, kendi imkanları dahilinde oldukça başarılı olduğunu söylemek mümkün.
  • buram buram rutubet ve yalnızlık hissi veriyor bu evler bana.

    yalnız fotografik açıdan çok elverişlidir. ne güzel fotoğraflar çıkar kim bilir..
  • 3 tanesinde birer yıl olmak üzere toplam 3 yıl yaşamış olan biri olarak diyebilirim ki içi her ne kadar sıcak hale gelse de (aile faktörü) dışı o kadar iticidir. yapacak bir şey yok yani.

    mutfak ve salon birbiriyle bağlantılıdır, her soğuk memleket gibi balkon yoktur ve bu bile egeli bünyeye ağır gelir. yemek pişireceğiniz alan ufak bir apart mutfağından hallicedir. ilk oturduğum evin ilginç bir şekilde salonu epey genişti ve solunun ortasında 4 basamaklı merdiven vardı.

    sevimsizdir lan bunlar, valla iyi şey diyemedim.

    editoyevski: asansörlerine ve merdiven boşluklarına buram buram sinmiş köpek sidiği kokusu unutulmaz, unutulamaz..