şükela:  tümü | bugün
  • ingilizce adi i am cuba, orjinal adi soy cuba, ya kuba da olabilir tonla adi olabilir bu filmin.
    ama soylemem gerekir, omru hayatimda gorselligi bu kadar muazzam kullanmis baska bir filme rastlamadim ben. her karesini kes katla duvarina as, o derece sairanedir, o derece pirlantadir. izlemeyene izlettirmelidir.
  • ismi hatirlanmasin diye elinden geleni ardina koymamis bi ailenin cocugu olan mikhail kalatozishvili diye bi insan yapmistir yonetmenligini. muazam sahneler vardir, annatamam oyle kelimelerle, annatabilseydim sinema diye bi sanat olmazdi sanirim.
    bulun bulusturun izleyin, standartlarinizi bu filmi izlemeden belirlemeyin, ben belirlemistim pismanim.
  • mikhail kalatozov un yonettigi, batista yonetimindeki kuba dan devrime dogru ilerleyen sureci anlatan, 1964 kuba rusya ortak yapimi film. propaganda amacli yapilmis olsa da, her rus eli degmis propaganda filmi gibi gorsel yani politik yanini geride birakir. 1990'a kadar usa de gosterimi yasaklanmis, yasaklanmadigi ulkelere de pek ulasamamistir. bu nedenledir ki dunya sinemasinin unutulmus basyapitlarindan biri olarak gorulur.
  • kameranin boyle deli kullanildigi bir baska film (sadece propaganda filmi demiyorum bak) daha var midir acaba sorusuyla insani basbasa birakan film. turkcesi 'ben kuba'yim'.

    yani o dekadan ve tatilci amerikan burjuvazisi kuba'daki kumarhanelerde ve bes yildizli otellerde fink atarken, kubalilar da onlara 'hizmet etmek' icin didinirlerken kamera sizi bir anda bir otelin cati katinda yapilan guzellik yarismasindan alir parkta gezdirir gibi butun bir dans eden, eglenen, yuzen, icen, havuz basinda guneslenen ... insan guruhu icinde dolastirir (havuzun dibi de dahil) ve butun bu tur bittiginde kendinizi ayni otelin bilmemkacinci katindaki herhangi bir odanin penceresinden iceri girmis ve baska bir odaya dogru hareket eder halde bulursunuz. onunde saygiyla egiliyorum bu filmi yapanlarin.

    unutmadan, filmi abd'e tekrar gun yuzune cikaranlar da francis ford coppola ve martin scorsese.
  • bu seneki if istanbul'da gösterilecek film.
  • if'teki ikinci gösteriminde caddebostan kültür merkezi'ndeki salonu hıncahınç dolduran film.
    izlediğim en güzel sovyet filmlerinden biri, hatta kameralı adam'la birlikte ilk sırayı zorluyor.

    film, toprak ağalarının baskısı altında ezilen çiftçiler, gerillaya yataklık yaptığı için evi bombalanan dağ köylüleri, havana üniversitesi'ndeki solcular, zengin turistlere hizmet eden katolik konsomatrisler gibi cuba'yı oluşturan karakterler üzerinden ilerliyor, gerilla sahnelerinde fidel castro ve che guevera'yı temsil eden oyuncuların arka planda şöyle bir geçiyor olması, gözümüze sokulmaması propogandayı daha da başarılı kılmış.

    üstüste binen karelerle sovyet sinemasının en önemli özelliği olan montaj da unutulmamış ama bu filmin müthişliği kesinlikle kameradan geliyor.kamera büyülüyor. 20 dakikalık bir sahnede hiç mi cut olmaz, bir kamera şeker pancarlarının dibinden 30 metre yüksekliğe nasil çat diye çıkabilir, gibi sorular uyanıyor kafamızda.
  • bu akşam yapılacak ek gösterimiyle henüz izlemeyenlere if tarafından büyük bir fırsat sunulmuştur. gitmeyene gitmek farz, filmden sonra "dibi düşmek" sünnettir.
  • görüntü yönetmenliği ile bana sanki 2005'te siyah beyaz çekilmiş bir film izlenimi uyandırdı. dram, kıstırılmışlık duygusunu veren oyunculuklar ise bir tuhaf geldi.

    onun dışında filmin, olayların kişilerin mekanın vs.nin bende uyandırdığı izlenim kesinlikle 1960 yılında falan çekilmiş bir filmin yapacağı şey değildi. bu zaman-dışılık/evrensellik etkisi neyle ilgili, benim subjektif izlenimim mi bilemiyorum. benzer bir duyguyu nasıl bir alakası varsa çarli çaplin abimiz, pirimizin the great dictator filminde hissetmiştim.
  • sinematografik açıdan zamanının kat be kat ötesinde, her sinefilin arşivinde olması gereken kült bi film.
  • gelmiş geçmiş en iyi sovyet sineması ürünü. küba ortaklığını es geçmemek lazım tabii, her açıdan tek geçerim. hatta bu filmin üstüne uzunca da yazmak gerek şimdi fark ettim. o vakit;

    to be contunied...