şükela:  tümü | bugün
  • ataturk inkılapları arasında en önde gelenlerden biridir. insanların "sıracalı memmet" , "hasanların fadime" , "yukarı voltranın recai" diye bilinmeleri dayanılmaz bir durumdur aslında, ayrıca, sıracalı bir dolu memmet, hasanların bir sürü fadimesi olabilir, samanlıkta basıldığı için hasanların reddettiği fadimeleri de eklersek bir fadime ordusu bile doğabilir ve ayırt edilemez, hangisi hangi hasanın bilemezsin.

    1934 yılında kabul edilen bu kanunla, aile kavramı tam olarak oturmuştur neredeyse. bu kanun çıktığında tbmm, "mustafa kemal"e ataturk soyadını vermiştir.
  • siyaset sahnesine erdal inönü gibi bir şahsiyeti hediye eden kanun...
  • türk vatandaşlığına geçmek isteyen bir ingiliz tanıdığa soyadındaki "w" harfini "v" ye çevirmesi gerektiğine gerekçe gösterilen kanun. halbuki oğlu da aynı soyadını ** taşıyor ve tc vatandaşı, baba ile oğul aynı soyada sahip olamayacaklar
  • medeni kanunun 1926 da kabul edilidiğini düşününce (ki isviçre den aldığımıza göre içinde soyadı meselesi geçiyor olsa gerek ) çıkarmak için neden taa 1934ü beklediklerini merak etiğim kanun.
  • ana dili türkçe olmayan kimi bölgelerimizde soyadı kanunu nüfus cüzdanlarının üzerinde yazılı bir ibareden öteye geçmemiştir. bu bölgelerimizin bazılarında kanun çıkmadan çok önce her sülale, herkesçe kabul görüp bilinen bir lakapla anıldığından soyadına resmi ve devlet işleri dışında hiçbir zaman ihtiyaç duymamışlardır. öyle ki, türkçesi “faregiller”, “pandikgiller” olan lakaplarından hoşnut olmayanlar bile soyadlarını kullanmaktansa kendi kendilerine lakaplar uydururlar. uydurulan bu lakabı da kendilerinden başka kimse bilmez.

    özellikle o yıllarda büyük bir çoğunluğu türkçe konuşmayı bilmeyen insanlara, kendilerine zorla türkçe soyadı bulmaları emredilince ortaya böyle abudik kubidik soy isimleri çıkmış işte. o faşizan zihniyet, türkçe hüviyeti dolduran memurun da türkçeyi çat pat bildiğini unutmuş olacak ki, pek çok insan soyadında imla hatası taşır. oysa ki, ne güzel olurdu herkes kendi dilinden adını, soyadını seçmiş olsaydı. türkiye’de konuşulan her dilden onlarca sözcük biliyor olurduk şimdi.
  • bunun bir de üniversitelerdeki sınavlarda uygulanan versiyonu vardır birinci anlamından bağımsız olarak.. bir sınava giren kişi sayısı oldukça fazlaysa ve normalinde ders saatinde yeten amfi ya da sınıf, ne hikmetse sınav günü yetmiyorsa, birkaç sınav yeri belirlenir ve genelde soyadın baş harfine göre bir dağıtım yapar sevgili proflar ya da asistanlar.. ve bu dağıtımda genelde soyadları k ya da m harfiyle başlayanlar, bir güzel kalemleriyle, montlarıyla, vs. kuruldukları yerlerden tehcir edilirler.. bu sınır harf kimi zaman değişse de, her halükarda soyadları ü, v, y, z ile başlayanların hiç şansı yoktur..

    bir kere de "k'dan öncekiler gitsin, diğerleri kalsın" diyen hoca görülmemiştir..

    ayıptır ayıp..
  • atatürk'ün, matematik öğretmeninin işgüzarlığı sonucu durduk yerde 'kemal' ismini alma saçmalığı yüzünden çıkartmış olabileceğine inandığım kanun.
  • alıntıdır

    "1934 yılında soyadı kanunu çıktı, her türk kendine bir soyadı alacaktı.herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı..dünyanın en cimrileri 'eli açık', dünyanın en korkakları 'yürekli', dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar.bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine 'çevikel' soyadını almıştı.irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. bana, ortada böbürlenebileceğ im bir soyadı kalmadığından, kendime 'nesin' soyadını aldım. herkes 'nesin' diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim."

    aziz nesin
  • harflerin bir anlam oluşturmayacak bir biçimde arka arkaya sıralanarak oluşturduğu soyadımdan mütevellit benim de dertli olduğum kanundur.