şükela:  tümü | bugün
  • (ara: söyleyememek)
  • kızgınlıktan çıldırırken agzını açıp tek laf edememektir bazan. çıkamayan kelimeler, anlatılamayan şeyler fokur fokur cadı kazanı misali karın boşluğunda kaynarken yüzün aldığı şekil her geçen dakika daha da tuhaflaşmaktadır. zoraki bir gülümseme bile oturtamazsın yüzünüze. gelişigüzel cevapları söze dökebilmek bile işkencedir. konusulmaz, konusulamaz hiçbirşey... tek istediğin konuşmakken, konuşamamaktan çıldırmaktır yaşadığın. için acımaya, öncelerden çok iyi tanıdıgın o sızı yine orta yerine oturup kalbinin kancasını etine batırıp çekmeye başlar. dayanamayacak hale gelirsin, geldikçe daha çok yanar için. kendine küfürler savurarak yarım saat önce seni deli eden sesi duymak, yüzyüzeyken dile getirilemeyeni söylemek için telefona uzanırsın...
  • biriktirirsin icinde..patlayacak gibi olurda bi turlu cıkmaz agızdan..lanet edersin herseye o an..aglamak istersen ama dugumlenir boyle bogazda..hem konusamazsin hem aglayamazsin..rezil etmek istersin kendini,bu sefer ne olursa olsun soyliycem dersin de bi turlu cesaret edemezsin..agzini acipda sesin cikmadigini duyunca tekrar dondurursun basini..bagirmak istersin butun vucudunu sarsarak..sonra sadece tek bi kelime cikar cilizca..sokayim yaaaa.. die
  • bazen söyletmemekten ileri gelir. kelimeler, cümleler, zihnin içinde gezinenler dışarı çıkmak isterken, boğaza geri itilir başkaları tarafından.
  • başka zaman söylenebileceğine inanarak susmaktır. insan içinden bir zaman mutlaka söylerim der ama o zaman hiç gelmeyebilir. seneler de geçebilir, ama yeri hiç gelmeyebilir.
    bir fırsat çıkacağı ve ilk fırsatta söyleneceği inancı avutur ama o çıkmayan fırsat istenenleri söyleyememektir.
  • yürekte biriktirip biriktirip de dilinde anlam kazandıramamak, sese dökememek... belki çok üzülmekten, belki çok sevinmekten... belki sadece mahcubiyetten. yutkunmak sonra. boğazda yumruk gibi toplamak sesleri, diyememek işte, bu kadar mümkünken, bu kadar kolayken bi kısacık "gel!" diyememek yahut...
  • insanın fiziksel ve biyolojik dengesinden-yahut dengesizliğinden- kaynaklanan hareketsizlik. halbuki zihin ve bilinç ne deneceğini toparlamış paketlemiştir. vücudun kimyası kaldırmaz böylesini. kan dolaşımından tut da, hormonlara kadar.. sözler ağızdan çıkamaz. bu gibi durumlarda elbette önemli olan vücuda söz geçirmektir. daha doğrusu söz geçirmeye çalışmaktır. erken boşalmamaya çalışmak gibi. nafile bir uğraş yani. en iyisi konuşmak. o konuşmanın içinde söylemek.
  • ifade edememekle karıştırılır söyleyememek
    oysa çok farklıdır söyleyememek
    söyleyememek herşeyin başlangıcıdır. keder başlar, sıkıntı başlar, nefret başlar, husursuzluk başlar.
    herşeyden daha kötüdür, söylenipte alınacak en kötü cevaptan bile daha kötüdür.
    arada kalmaktır söyleyememek. netleştirememektir söyleyememek.
  • "söylememek , söylemekten daha dürüst bir davranıştır " *
    peki ya söyleyememek?

    "yasladım binlerce başımı
    milyonlarca göğsüne
    kalakaldım öylece
    söylemek istedimse bir şey
    bilmiyorum istedim mi
    söyleyemedim işte"*