şükela:  tümü | bugün
  • bir ki$i hakkinda, ucuncu $ahislarin yargilarini kaale almak yerine, hakkinda laf edilen uzerinde yogunla$mayi ogutleyen bir atasozumuz..
  • insanin dili surcup de 3 yerine 5 dedigi zamanlarda, dagilan karizmayi toparlamak icin kullanilan bir deyim. boylece "evet, fazla soyledim ama belki de allah'in bir bildigi vardir, belki de ileride oyle olacak" ayagina yatilarak kivirmaya calisilir. genelde kimse yemez, sadece usulden "ehe ehe, hakkaten.." diyerek gecistirilir.
  • özneden ziyade nesne üzerinde yoğunlaşılması gerektiğini anlatmaya çalışan yalancı atasözlerinden biri yine. eğer bir insan size "sevgilim, güzelim, birtanem" gibi laflar ediyorsa bu sizin çok sevgili, çok güzel, çok biricik insan olduğunuzdan değil bu sözleri sarfedenin sizdeki güzellikleri takdir edebilme yetisinin olduğunun göstergesidir. tamamen karşıdakinin anlam yüklemesi, "güzelliğin beş para etmez bu bendeki aşk olmasa" durumudur. kendini her daim böyle güzel, böyle prenses hissetmene gerek yok yani. yarın biri de çıkar "ne kötü, ne orospumuyşsun, iğrendim senden" diyebilir. böyle bir durumda da yine kendini kötü hissetmene, dünyanın başına yıkılmasına gerek yok çünkü bu onun bakış açısıdır, takdir yetisidir, belki bok yemesidir. burada önemli olan, kendi iradenle ve öz bilincinle, seni sevenin, değer verenin, güzel görenin değerini bilmek; aşağılayanın, kötüleyeninse uzağında durmaktır. yani neymiş? önce kendimizi tanıyacakmışız sonra dışardan gelen iyi/kötü eleştirileri öpüp başımızın üzerine koyacakmışız, götümüze sokup orgazm olmanın ya da kuyruk acısıyla yaşamanın pek bir anlamı yokmuş. çünkü kendimizden gayrısı bir varmış bir yokmuş.
  • istenmeyen durumlarda, sorumluluğu sadece öznenin üzerine yıkmaktansa, nesnenin de yargılanması ve sorumluluğu alması gerektiği durumlarda kullanılır. yalan söylemek, hakaret etmek, küfür etmek vs. gibi bilumum kavramlar buna örnek olarak gösterilebilir. (bkz: hırsızın hiç mi suçu yok)