şükela:  tümü | bugün
  • uzerindeki giysileri cikarma i$lemi.. striptizin uzerine kurulu oldugu ana tema..
  • çıplak olmaya yatmak.
  • kimliklerden birini çıkarmak
  • hemen akabinde bir de dökünülmesi farz olan eylem.
    (bkz: soyunup dökünmek)
  • kimi zaman "apaçık olmak, gizsiz kalmak":

    soyle ki:

    "en son ne zaman soyundun birinin karşısında?

    sana ne?

    ters tarafından kalkmışsın bakıyorum. onu sormuyorum yahu, bana ne senin nevresimsel keşif gezilerinden. iç çıplaklığından söz ediyorum, ne zaman gösterdin içini en son diyorum, zırhını kalkanını diyorum, ne zaman çıkardın diyorum.

    öyle de o zaman. sabah sabah otomatik pilotta giderken metafor yapıp benim sinirimle oynama. niye soyunacakmışım?

    hep giyinik mi dolaşıyorsun? yorulmuyor musun?

    hep giyinik dolaşıyorum demedim. soyunmak için ne gibi geçerli gerekçelerin olduğunu öğrenmek istedim.
    hakikaten zor oluyor bazen seninle konuşmak. yoksa konu mu gerdi seni? ben bunun bir gereksinim olduğunu düşünüyorum - anlatmak, sevilmemeyi göze alarak karanlığını ortaya koymak, hatta tam tersine birisinin senin hakkında olabildiğince sert yargılarda bulunmasını sağlayacak şekilde kendini deşifre etmek bir gereksinimdir gibi geliyor bana.

    mel gibson'dan bir alıntı yapmak zorunda kaldığım için kendimi affedebilecek miyim bilmiyorum, ama abimiz ne demişti, "no games, just sports." tamam, bunu nike kampanyasının sloganı olarak söylemişti, ama seninkisi acınası bir hal sanki: apaçık olmaktan, gizsiz kalmaktan söz ederken bile oyun oynuyorsun.

    ne oyunu?

    "hedefçilik" oyunu. misyon mantığıyla yaklaşıyorsun, kasıtlı olarak belirli bir davranış biçimi sergileyip, karşındakinin belirli tepkiler vermesini sağlamaya ve bundan yararlanmaya çalışıyorsun. üstelik orada bile, sevilmemek değil bence derdin, bütün anlattıklarına rağmen sevilmek istiyorsun. benim çıplaklık anlayışıma pek uymuyor açıkçası.

    bravo. ilk başta "neden soyunacakmışım?" diye sorduğunu kayıtlara geçirdik neyse ki. nedir senin çıplaklık anlayışın o zaman, alabilir miyiz?

    bir hikayecik: bir sevgilimden yeni ayrılmıştım, daha doğrusu o terk etmişti beni, ona hala aşık olduğum bir dönemde bir gece onda kalmam gerekti, yatılacağı zaman soyundum ve üzerime birşeyler vermesini istedim. arkası dönüktü, soyunduğumu görmemişti, bana döndüğünde öyle bir çığlık attı ki hemen oracıkta öleyim istedim. onun karşısında nasıl soyunurmuşum, o artık başka biriyle birlikteymiş, "bunu" görmek zorunda değilmiş. haklıydı elbette; ama bir seferde bu kadar çok yumruk çıkartmasını beklemiyordum – hem aramızda hala olduğunu varsaydığım yakınlığın, teklifsizliğin artık olmadığını yüzüme vurmuştu, hem de sonuçta incinebilir (çünkü çıplak) olduğum bir anda beni düşüncesizce incitmişti, beğenmemişti gördüğünü. abartıyorsun canım, o kadar da değildir. abartıyorum tabii de, o anda ne hissettiğimi anlatıyorum sana. bu olayı metafor olarak kullanmak istiyorum izninle – böyle birşeydir soyunmak, yeri geldiği için kendiliğinden soyunursun, karşındakine güvendiğin için soyunursun, ama bir risk her zaman vardır, tutamaksızlıktır, korktuğun başına gelirse de gelir, göçer kalırsın, sonra geçerse geçer.

    iyisi yok mu bunun peki?

    karşındaki de soyunursa. çünkü sen soyunukken o hiçbir şey yapmasa bile, sırf giyinik kaldığı için kötü olur.
    kendini çıplak hissedersin.
    ayazda kalır üşürsün.

    sonra giyinmek de bir tuhaf olmuyor mu?

    sorma. ama hep çıplak dolaşabilenine çok az rastladım. açık yarayla dolaşmak, hatta açık yara olarak dolaşmak gibi birşey. insanlar da sana o muameleyi yapıyor. cüzzam gibi. bulaşacağından değil, bakamadıklarından" cem akas
  • (bkz: giyinmek)
  • her halukarda gumburtuye giden, ugras gerektiren eylem.
  • misal duş öncesi çok normaldir. ama sonrasında bakkala da bu şekilde giderseniz eğer, o normal değildir. zira daha yeni duştan çıktınız, üşütebilirsiniz.
  • çıplak poz vermek. özellikle birşey/birisi için soyunmak olarak kullanılır.