şükela:  tümü | bugün
  • insanın en korkunç belirlenimi. ya da özgürlük bilincinin ortaya çıktığı ilk aşama.

    soyut özgürlüğün ne olduğunu bilenler türkiye’de olan biteni de çok rahat anlarlar, hatta çok da tabii addederler, çünkü bilirler ki bu soyut bilincin işleyişi bu şekilde olur. gücü yeten yetene durumu yani. bu memleketin iktidarı da budur, muhalefeti de.

    soyut özgürlük bilincindeki kişi “her şey benim hakkım” der. yani hak saltık olarak onundur, öyle görür. başkasını tanımaz. ‘başkası’nın da sırf insan olmaklığıyla ‘hak’ta kendisiyle saltık olarak eşit olduğunu kavrayamaz. dolayısıyla da eline güç geçmesin bunların, insanlıktan çıkarlar. ne sınır tanırlar ne yasa, varsa yoksa kendi öznel istekleridir.

    peki bu durumun üstesinden nasıl gelinir? çok basit, gerçek özgürlük bilincine vararak. yani ‘başkası’nın da tıpkı kendisi gibi ‘hak’ta saltık olarak kendisiyle eşit olduğunu kavrayarak. ve vicdanını içselleştirerek. özgür vicdanlı bireye yükselerek.

    başka bir yerde bahsettiğim soyut intikam da işte bu soyut özgürlük bilincinde takılmış bireylerin hissidir ki şerrinden ancak allah’a sığınılır. düşünebiliyor musunuz bir intikam hissi ki hiçbir kıstasın dolayımından geçmemiştir. böyle bir intikamın yapacakları ancak hayal edilebilir belki, düşünülemez.

    peki adaletteki durumları bu da, ekonomideki halleri nicedir bu soyut özgürlük bilincindeki insanların derseniz, söyleyeyim, kapitalist liberal ekonomi işte kendilerine saltık ilke olarak laissez-faire’i alan bu bilinç düzeyindeki bireylerin belirleyici, düzenleyici oldukları etik-dışı ekonomidir.