şükela:  tümü | bugün
  • sanattan gram çakmayan, gram çakmadığı gibi sanatçının emeğiyle dalga geçen dangalak insan tipidir.

    gelişme yollarından biri;
    kişi, internetten, atıyorum 30bin dolara satılan (ki bilen bilir, özgün ve bilindik bir tablo için bu fiyat ucuzdur) bir soyut tablo bulur. arkadaşlarıyla paylaşır, arkadaşları da "ahahaha bunu kuzenim de çizer xdxd" diye espri kasar. genelde bunu eğitim seviyesi düşük kişilerin yaptığı gözümden kaçmadı.

    gözüm üstünüzde, soyut sanatın en büyük savunucusu benim dalga geçtiğiniz anda hemen tepenize bineceğim.

    (bkz: bir şeylere sinirlenmiş yazar)
  • dünya üzerinde bir fenomen yoktur ki o fenomeni kendi kültürel yapısına uygun bulmayan birileri tarafından dalga geçilmesin.

    bu insan tipinin kültürel arkaplanı da soyut sanatı anlamlandıramayacak şekilde oluşmuş olduğundan, dalga geçme potansiyeline sahiptir. dalga geçme eyleminin tetikleyicisi ise, kişisel görüşümce, başlığı açan zatın kullandığı nobran dil olabilir. zira anlamlandıramamak ve beğenmemek ilk olası tepkiler olacakken, soyut sanatı savunan kişinin nobran tavrı, bu tipte dalga geçmeyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasını tetikleyebilecektir.

    uzun lafın kısası, al abi bir snickers ye.

    ilk girdi hakikaten reklam metni gibi olmuş. kaçırmayın bunu reklamcılar. düşünsene böyle 3-4 genç resim galerisine gidiyor, biri bu ne böyle ‘kulağı kıçına kaçmış’ diyor. asıl oğlan bir anda barbaros şansal oluyor ve ilk girdideki gibi deliriyor. sonra üçüncü eleman al abi bir snickers ye diyor. kaçırmayın derim bunu.
  • eline kalem versem düz bir çizgi çizemez.
  • 38 sene grafik tasarım okumuş adamım, soyut resmi çok severim. hatta eğer insan yoksa, "gördüğünü çiz" akımından nefret ederim. naturmort diye bir şey var mesela, bildiğin meyve tabağı çiziyorsun. niye çiziyorsun hiçbir fikrim yok. ya da natural çiziyorsun, gördüğün manzarayı kağıda aktarıyorsun. niye?
    hayal gücüyle, yorum katarak çiziyorsan meyve de olur, manzara da, fark etmez. resmin, fotoğraftan bir farkı olmalı ve bu farkı yaratan şey hayal gücü.

    ancak...
    bırakın insanlar istediği şeyle dalga geçsin yav. gülmek güzel şey, seninle de kafa bulsunlar, benimle de, resimle de. fark etmez.

    resim fiyatlarına gelecek olursak da, bir ürünün fiyatını sahibinin markası ve alıcı belirler. düz adam örneği verelim, tarkan konserine 200 liraya girilirken, tırt bir popçuyu halk konserinde izleyebilirsin, illa para vereceksen de 20 liraya girilir o konsere. çünkü tarkan'ın yarattığı bir marka ve o konsere 200 lira verebilecek binlerce insan vardır.

    resimde de "iki çizik atmış, milyon dolar eder mi yaa?" bakışı var. evet, aynı resmi ben yapsam etmez. iki bira bile ısmarlamazsınız. fakat o iki çiziği kandinsky atarsa, siz o milyon doları vermeseniz bile, sizden 5 dakika sonra biri gelir o parayı basar.

    esen kalın, sanatlı kalın.
    hepinize donsuz geceler.
  • (bkz: görünmez tablolu sanat sergisi)

    al sana soyut sanat. kicinla mi gulersin nerenle gulersen artik, adamlar bos salonu sergi diye acti zamaninda, malaklarda gidip gezdi :)
  • soyut tanrıya inanıp, soyut sanatla dalga geçen insan modelidir.