şükela:  tümü | bugün
  • temel trabzon'da garibanlık içinde yaşarken kimi karşısında bulsa aynı şeyi duyar olmuş, "yahu istanbul'un taşı toprağı altınmış, gidip orada çalışmak lazım..." borçlar birikmiş, dertler birikmiş, işsiz, aşsız, çıkış yolu arıyor. her kahvehaneye gidişinde aynı lafı duyuyor: "yahu istanbul, taşı toprağı altın..." bu laflara daha fazla duyarsız kalamamış, toplamış neyi var neyi yoksa, anacığının elini öpüp dökülmüş yola. istanbul'a vardığında, esenler otogarından çıkmış, yürürken yerde bir çeyrek altın görmüş... tam eğilip alacakken, "yahu ilk gördüğümüzü de almayalum da, görgüsüzlük olur" demiş, altına dokunmadan devam etmiş.
    benim nick altına girdiğim çok olmamıştır, zaten bir hafta olmadı yazar olalı. **

    soyutpadisah, bilmem kaçıncı nesil ekşi sözlük yazarı. *

    ben beni bildim bileli sözlükte pırlanta gibi insanlar var derler, daha sözlüğe gelir gelmez karşılaştığım bir insanı "ulan görgüsüzlük olur ilk bulduğumuza atlamayalım" diye düşünsem, temel olurdum. anne tarafından realist olduğum için, temel'in istanbul'da bir kez daha yerde çeyrek altın bulamayacağını da idrak edebiliyorum az çok... ama son olacağının garantisini de kimse veremez.
  • ayrıca (bkz: soyut padişah)
  • iyi kalpli, benden daha yardımsever, bir nevi insan sarraflığıyla iştigal eden, hafızası iyi bir yazar. (nicki bitişik yazılandan bahsediyorum)
  • adam olmadığını itiraf etmiş genç.