şükela:  tümü | bugün
  • ben, 27'sinde brigge, sana sözleşmenin tarihini anlatacağım.

    ilk çağlarda insanlar habire taş filan öğüttüğünden toplum; taş öğütücüler, öğütmeyiciler, iyi öğütücüler kötü öğütücüler ve öğütenlerden otlananlar olmak üzere gruplara ayrılmıştır. taş deyip geçme, taş her şeydir. bu önem öylesine büyüktür ki insanoğlu zamanla taş demeyi mesafeli bulup yüreğinden kopup gelen bir şeymişcesine "daş..daş.." demiştir. taş bağırlı dağlara söylenceler destanlar üretmiştir. ancak bu romantizm iyi öğütücüler ve diğerleri arasında zamanla baş gösteren sorunları çözmeye yetmez...

    kötü taş öğütücülerin trajik durumu ile öğütenlerden otlananların sebep olduğu ikili anlaşmazlıklar zamanla toplumsal bir karmaşaya dönüşür. bu karmaşa daş ocaklarında ay pardon taş ocaklarında yaşanan küçük tartışmalarla itip kakmalarla başlasa da zamanla kötü taş öğütücülerin eziklenmiş psikolojileri ve iyi öğütücülere duyduğu öfke gizlenemez hale gelmiştir. bu duyguları öyle bir hal almıştır ki kötü öğütücüler "biz k.çımızı yırtığımız halde yapamıyorsak kimse yapmasın ... , ....., ..." gibi klavyeye alınmayacak laflar ederek iyi öğütücülerin alet edevatını aşırmaya, iyi öğütücülerin çalışma hürriyetini ihlal eder nitelikteki pek çok bozguncu davranışlara kalkışmışlardır. dönemin baş öğütücüsü bu tarz olaylar için baştaşın üstüne çıkarak "bu bir kalkışmadır kimse çılgınlık yapmasın. " diye kükrese de kimseye dinletemez. bu sayede kendi güçlerinin farkına varan kötü öğütücüler "vay .... biz baya bi ses getirdik bu işin peşini bırakmayalım beyler" diyerek öğütenlerden otlananlarla işbirliği yapmaya karar verirler...

    kötü öğütücülerin son dönemlerdeki anarşik imajına hayran kalıp ondan da otlanma planları yapan öğütenlerden otlananlar kötü öğütücülerin işbirliği teklifini hemen kabul eder ve o ezik ama kurnaz kafalarını çalıştırmaya başlarlar..

    kötü öğütücüler taş ocaklarındaki kargaşayı sürdürmeleri gerektiğini söylerken bu enerji ve emek gerektiren fikir öğütenlerden otlananları hiç açmaz. baş otlanıcı souzel, "bu iş öyle olmaz beyler. saldırıların dozajını fazla yükseltirsek bu iyi öğütücüler sivri taşlar öğütüp hepimizi kazığa oturtabilir. saldırılar devam etmeli, ancak bazı şartları da (20.yy da sözleşme önerisi -icap- adını alacaktır) iyi öğütücülere dayatmalı, bunları kabul etmeye ikna etmeliyiz. bu nedenle siz değerli kötü öğütücüleri sahada kalıp saldırıları aynı dozda sürdürmeye, biz öğütücülerden otlananları da bu şartlar üzerinde çalışmaya davet ediyorum." diyerek herkesin kabulünü almıştır.

    kötü öğütücüler bu plana sadakatle uyarlar. her şey souzel'in umduğu gibi gitmiştir. saldırı ve tacizlerden bıkan iyi öğütücüler souzel'in şartlarını kabul etmek zorunda kalmışlardır. bu tarihten sonra istediklerini alamayan kötü öğütücüler iyi öğütücüleri aynı saldırılarla tehdit etmekte, iyi öğütücüler de "hadi tamam souzelleşelim" diyerek başlarını beladan kurtarmaktadırlar...

    *** *** ***
    ..akyaka marmaris yolunda üfürüldü..