şükela:  tümü | bugün
  • walter j. ong, sözlü ve yazılı kültür adlı kitabında sözlü kültürü “birincil sözlü kültür” ve “ikincil sözlü kültür” olmak üzere ikiye ayırır:”yazı ve matbaa kavramlarının varlığını bile bilmeyen, iletişimin yalnız konuşma dilinden oluştuğu kültürleri, “birincil sözlü kültür” olarak nitelendirdim. buna karşılık günümüz teknolojisiyle yaşantımıza giren telefon, radyo, televizyon ve diğer elektronik araçların “sözlü” nitelikleri, üretimi ve işlevi önce yazı ve metinden çıkıp sonra konuşma diline dönüştüğü için “ikincil sözlü kültür”ü oluşturur."
    ong, gruplandırmasını yazı ve matbaaya bağlamında yapmıştır. ona göre yazı bilincin ve düşünce yapısının şeklini değiştirmiştir. yazıyı hiç tanımamış olan toplumlar birincil sözlü kültürün içinde yer alır. yazıyı tanıyan, ancak sözlü kültürün devam ettiği toplumlarsa ikincil sözlü kültürü oluşturur. ong’a göre, ikincil sözlü kültür ile birincil sözlü kültür benzer olduğu kadar birbirinden farklıdır da.
  • yazının olmadığı iletişimin konuşma ile sağlandığı kültüre verilen addır. halk şiirleri, masallar, öyküler ve efsaneler ağızdan ağıza aktarılarak gelecek nesillere aktarılmıştır. kukla, hacivat-karagöz ve orta oyunu gibi tiyatral türlerde sözlü kültür kendisini göstermektedir.
  • kültürel alanda asıl zenginlik ve ortak zenginliğimiz ortalıkta dolaşan normal ve basit insanlardan gelen malzemeler. düşünsel olarak üstün olmayabilirler (aralarında düşünsel derinliği çok olan da bol), yalnız yüzyıllardan beri süzülen malzemenin taşıyıcısı onlar. atasözü deposu, deyimler, deyişler, uzun havalar, türküler, oyunlar, çocuk oyunları, dahası halk hekimliği gelenekleri... bilmeden taşıdıkları için aslında daha dikkatliler. değiştirme ve yorumlama kaygısı gütmemeleri, sözel kültürleri çok uzak geleceklere ışınlayabiliyor.

    (bkz: söyleyim)
    (bkz: yazılı kültür)
    (bkz: yazı dili), konuşma dili
    (bkz: herbikes)
    (bkz: iah/@ibisile), a-a/@ibisile, a-ah