şükela:  tümü | bugün
  • bilinmesi gerekli olan bilgi bir yana, sınavı yapacak olan hocanın evden çıkmadan önce eşiyle tartışmış olma, sabah trafikte ısrarla onu sollamaya çalışan kırmızı polodan ötürü sinirlenmiş olma, piercinginize takma gibi bir takım ihtimallerin de bir o kadar önemli olduğu sınavdır.
  • mevlam düşmanıma yaşatmasın dediğim gerilimdir. jüri genelde iyi polis (en genç sözü geçmeyen muhtemelen taze doçent öğretim üyesi), kötü polis ( prof ama daha tam oturmamış) ve daha kötü polis (bu kısım karışık bi parça, ya taze doçent olup ne kadar bildiğini sizi sikerek göstermeye çalışan bi denyo veya senyor hoca kıvamına varmış prof'tur) dan oluşur. hele mevzuu bahis olan sınav dahiliye veya pediyatri gibi hardcore dahili branşlarsa iş iyiden iyiye boka sarar. cevap verebildiğiniz kadar cevap verdikten sonra kötü veya daha kötü polis o muhteşem ''başka'' sorusunu sormaya başlar. sınavda artık başka, başka, başka ve başka sorularının ardı arkası kesilmez. iyi polis olan abimiz durumu kurtarmak için arada bir iki deneme yapıp kolay soru sormaya kalkınca kibarca zılgıtı yer ve susar. genelde 3 veya 4 kişilik gruplar halinde girildiğinden iş uzadıkça uzar. teorik sınavda aldığınız not size fazla bulunur ve kopya çektiğiniz ima edilir. gruptaki (hemen her grupta bir tane vardır) dallama arkadaş salladıkça grup olarak batarsınız.yine her grupta istatistiksel olarak bulunması şaşırtıcı olmayan iyi çalışmış arkadaş ise kendini kurtarmak için panikle sizi satmaya teşebbüs edebilir. kendince haklıdır, fazla kızmamak gerekir. sınav uzadıkça ve başka sorularının ardı arkası kesilmedikçe artık kendinize, okuduğunuz okula ve o anda bulunduğunuz ortama başkalaşmaya, yabancılaşmaya başlarsınız. (bkz: kamil adalet)
  • her öğrencinin bu tür sınavı en hafif şekilde anlatmak için taktikleri vardır. misal bilemediğin soruya asla 'cevabı bilmiyorum.' demiyeceksin. alternatifleri:

    1. 'a hay allah biliyodum ama hatırlayamıyorum şimdi', ' dilimin ucunda, bir dakka söylicem' falan filan laflar ile süreyi uzatmak. çoğu hoca bilip de unuttuğunuza inanır zaten ya da inanmış gibi yapar.'hadi ordan palavracı' diyen hocaya şimdiye kadar rastlanılmamıştır.

    2. bilinmeyen cevabı tutturana kadar sallamak. bu da yine zaman kazandırır. ama risklidir.bu işin sonunda 'saçmalamaya devam edecek misin yoksa seni bekliyeyim mi? ' gibi bir çıkışla rencide olmak vardır. tabiatın sallayıp da tutturma yeteneğini cömertçe dağıttı insanlar bu işten başarıyla sıyrılır.

    bir de bu sınava girmeden önce her şeye hazırlıklı olmak gerekir. hocalar sınava dahil olan konulardan çok daha faklı konularda soru sormaya başlar. sevgilinizle vize haftasında ne yaptığınızı bile sorarlar.(oha falan demeyin, bizzat yaşanmıştır.)
  • tıp sınavlarında sorulan soru bilinmiyorsa sallama olayına girilmemesi tavsiye edilir, yanlışsa çok yanlış olmakta ve muhakkak biri gülmekte rezillik çıkarmakta, en güzeli yuvarlamaktır, böyle bi durumda sorulan soruya yakın bişey bilinmelidir ordan oraya atlaya atlaya gelinmesi denenebilir, yemeleri değil yedirmek önemlidir, bi şekilde çalıştığınızı göstermek malesef zorunludur, hızlı konuşmak ve heyecanlı olmakta fayda vardır.
  • yakın zamanda böyle bir sınav üzerimden geçmiştir, başka insanlar yaşamasın böyle bir şeyi diye ibretlik hikaye olarak paylaşıyorum bu anıyı. çünkü bu sadece bir sınav değildi, hayatımdan bir günü çalmış lanet bir halttı, siz siz olun sözlü sınav deyince kaçın, uzaklaşın, tanımamazlıktan gelin. el mahkum durumdaysanız da dua edin ki çok acımasın.

    her şey hocanın yetmiş küsür kişiye gruplara ayırmadan aynı saatte odasının önünde görmek istediğini beyan etmesiyle anlaşılmıştı. uzun sürecekti. sabahın erken saatlerinde hocanın kapısına gelen ohdaesu, hocanın kafasına göre yaptığı listelerde kendi adını göremeyince 'bugün bitmeyecek galiba lan' deyip kendini kampus dışarısına atar, bilardoydu, yemekti derken sıkılır ve geri gelir ancak daha ilk yirmi kişi sınavı olmuştur ve hoca bir saat ara vermiştir.

    sonraki asılan listelerde de kendi adını göremeyince en yakın öğrenci evine gidip vakit geçirilmeye çalışılır, ancak o beklenen 'abi koş listede ismin yazıyor' mesaj bir türlü cep aletine düşmez, artık saat beş olmuştur ve 'abi mesai saati bitti artık yarına bırakmıştır' diye düşünülerek sınavın yarına sarktığından emin olmak için binaya geri dönülür, ama o da ne hocanın kapısının önünde yirmi kişi beklemektedir. lanet edilip kampusun bağında bahçesinde vakit geçirilmeye çalışır ama olmaz, artık ikinci öğretimlerden başka kimsenin olmadığı kampusten de sıkılıp geri dönülür, artık beklemekten hayat fonksiyonları gitmiş arkadaşlarla saçma sapan muhabbetler yapılır. kendinden geçmiş arkadaşlar bina içindeki kedileri kovalamaya, su şisesi kapağı patlatmaya, lise anılarını tazelemek için tuvalette sigara içmeye başlar.

    hoca artık kapısına liste asma işinden vazgeçip kafasına göre çağırmaya başlar, 'evleri uzakta olanlar gelsin' gibi insan olduğunu hatırladığını gösteren cümleler kurar ama bu kadar beklemeye karşılık 'sonuna kadar duracam amına koyayım, bütün günüm heba oldu lan' havasına girilir ve gün batımında hocanın kedisini öldürüp intikam alma planları yapılır. bina içerisindeki kasvetli ortam sıkar ve yeşil alana geri dönülür. kampus köpeklerinin tehditkar bakışları altında çimlere oturup erkin baba'dan senden ayrı dinlenip efkarlanılır. artık onbir saatlik bir beklemeye ulaşmıştır ki son öğrenci olarak sınava girilir, berbat lanet bir sınav performansı sergilenir.

    ve hoca çıkarken şunu der; 'oğlum niye bu kadar bekledin boşuna hem kendine de yazık ettin?'

    e be hocam on küsür saat bekletip sonra adam gibi sınav çıkarmamı bekliyorsanız oha size yuh size çüş size. sözlü kelimesinden soğudum lan.
  • lanet bir olaydır ve hiçbir şey bilmemenize rağmen geçebilir, çok şey bilmenize rağmen kalabilirsiniz. son bulunan taktik özellikle madde içeren sorular için elde küçük bir defterle girmektir. hoca soruyu sorar siz "bi saniye hocam toparlayım hocam"* dedikten sonra hazırladığınız saçma sapan kısaltmanızı yazar, maddeleri çatır çutur okursunuz. yalnız karşıdaki çakalsa ayrıntıya girebilir ya da en baştan "ne defteri lan, sözlü bu" diyebilir.
  • her ne olursa olsun sözlü denilen nanetto, ismiyle bile stresi çagiran bir sey. örnegin bugun dünyanin en tonton, en mütevazi hocasinin odasinda misafir edilecegiz, biliyoruz, ama yine de heyecan dorukta geziniyor. sartlamislar iste allahin belalari. içeri giriyorum, seviyorum bu adami, kaçik biraz, bir iki bisey anlattiriyor, karisindan telefon geliyor, oo aksama balik mi var? ögrencime yüksek not vericem bak o zaman diye bana göz kirpiyor. telefonu kapatinca devam edeyim mi hocam diyorum. yok simdi biseyi yanlis söylersin durduk yere notunu kirmiyim diye sepetliyor beni. en azindan yaptigimiz seyin saçmaligini çözmüs, ona göre muamele çekiyor. canim benim. soru da su: en çok hangi disi çekmeyi seviyorsun anlat bakalim. hahah. önünde saygiyla egilirim, lakin bütün gece buna mi sabahladim, hani anatomi çalimlari, anestezik içerikleri, kortikotomi operasyonlari. (bize de yaranilmiyor ha, vallahi müstehak)
  • (bkz: torpil)
    (bkz: türkiye)
    (bkz: utanç)
    (bkz: hamili kart)
  • cerrahi isteyen bir öğrenci olarak genel cerrahi sözlüsüne gireceğim şu günlerde karnıma ağrılar sokan, midemi bulandıran olaydır. adamı stres yumağı bir varlık haline getirir, depresyona sokar.
  • - ya geçirirler, ya geçirirler