şükela:  tümü | bugün
  • birlikteliğimizi evlilikle taçlandırmak istediğim sevgilime evlilik teklifi yapmak için özgün birşeyler bulayım derken ulaştığım son nokta. kısaca bu bir evlilik teklifi.

    peki neden böyle bir yola başvurdum? öncelikle, her ikimiz de suseriz ve sozluk sayesinde tanıştık. (bkz: ekşi sözlük'te kızlar teklif ediyormuş). bu tanışma hikayesi, neden böyle bir yola başvurduğumu anlaşılır kılacaktır.

    o zamanlar ben askerdeydim, sevgilim de okulunu yeni bitirmiş, evde takılıyordu. askerde internete girebildiğimiz kısıtlı zamanlarda sözlükte vakit geçirirken yazdığım bir entry hayatımı değiştirdi. (#15229535) aslında sıradan bir entry değil mi? değilmiş. sevgilimin durumuna da cuk oturan bir durumdan bahsetmişim bilmeden. sonraki gün mesaj aparatının çaktığı selamı alır almaz, hızlıca yanıt verdim. sonra bir mesaj daha geldi. sonra bir daha, bir daha, bir daha.

    o zamana kadar ne sevgilim ne de ben internetten tanıştığımız insanlarla herhangi bir şekilde ilişki yaşamış insanlar da değildik. bunun acemiliği ikimizde de vardı. karşılıklı attığımız mesajlar giderek bizi birbirimize yakınlaştırıyordu ve sanki bunun devam etmesi gerekiyor gibi düşünceler ikimizde de peydah oluyordu. diğer taraftan ben askerdeydim. bu durumda devamı nasıl olacaktı ki? belki ilk adım olarak fotoğraflar gündeme gelebilirdi. yani en azından fotoğraflar üzerinden neye benzediğimizi görürdük. mesajlarımızda bu konu gündeme geldiğinde, mesajlar üzerinden çevirdiğimiz muhabbetin sarhoşluğuna kendimizi fazlasıyla kaptırdığımızı, dolayısıyla birbirimizin neye benzediğini hiç önemsemediğimizi farkettik. asıl önemli olan sohbetimizdi. ayrıca, msn, facebook, skype vb. hiçbiri bizim için birşey ifade etmiyordu. varsa yoksa eksisozluk. hem benim için, hem de onun için, sözlüğü açtığımızda gördüğümüz mesaj aparatının yeşil rengi, renksiz hayatımızın tek rengi gibiydi. aralıksız dört ay boyunca, eksisozluk üzerinden birbirimize yarenlik ettik. sonunda o gün geldi çattı.
    askerlik biter bitmez soluğu istanbul’da aldım. sevgilimin de yaşadığı şehir. hem yorgunluk, hem başka basit sebepler dolayısıyla ilk gün olarak belirlememiştik ilk buluşmamızın gününü. ılk buluşmamız, 17 mayıs’ta olacaktı. ılk mesajlarımızdan birinde yerebatan sarnıcı muhabbeti geçmişti. her ikimiz de çok sevdiğimiz bu yere uzun zamandır gitmediğimizden söz etmiştik. buluşma yeri olarak da orayı belirledik. ama asıl buluşacağımız nokta, sıkı durun, tramvay durağı. şöyle ki; istanbul’u bilenler bilir. merter’den yerebatan sarnıcına gitmek için en iyi yol tramvaydır. ve bu tramvay çapa’dan da geçer ki ben de o zamanlar çapa’da oturuyorum. buluşma yeri olarak yerebatan sarnıcını belirledik ama ikimiz de aynı ulaşım sistemini kullanacaksak, buluşmak için neden 7-8 duraklık yolculuk boyunca ayrı araçlarda gidelim? ılk buluşmamızı biraz daha geciktirelim? değil mi? tabi bu durumda merterden gelen sevgilimin çapada inmesi, durakta benimle buluşması ve ikimizin birlikte bir sonraki tramvaya binmesi beklenebilir. ama biz bu yöntemi kullanmadık. sevgilim tramvaydan inmedi, ben onun bindiği tramvaya, telefon görüşmemizde belirttiği vagona, yakın durduğunu belirttiği kapıya yanaştım ve ordan bindim. yine istanbulu bilenler bilir, tramvay dediğin kalabalık olur. üstelik biz birbirimizi tanımamızı sağlayacak herhangi bir sembol de belirlememişiz. hani olur ya, karanfil, mendil, bilemedin kırmızı t-shirt, çizgili gömlek falan. hiçbiri yok. çok iddialıyız, birbirimizi tanıyacağız. ve gerçekten tanıdık. tramvayın kalabalığında hiç görmediğim sevgilimi tanıdım ve o da beni tanıdı. yani o güzel cümleleri kuran adam olsa olsa bu olur der gibi. ya da bu cümleleri şu güzeller güzeli kızdan başkası yazmış olamaz der gibi.
    biraz yukarıda “hiç görmediğim sevgilim” ifadesini kullandım. garip değil mi? ınsan hiç görmediği birisiyle sevgili olabilir mi? olabiliyormuş. biz birbirimizi hiç görmeden sevgili olduk. sevdik birbirimizi.

    nihayetinde uzun süredir sevgiliyiz. artık evlensek iyi olur modundayız. ışte bu aşamada sevgilime, bu uzun süren sevgililik döneminin şanına yakışır bir şekilde evlilik teklifinde bulunmam gerekiyor. evlilik teklifi denilince de ilk akla gelen tek taş yüzük almak, bir yerlere yemeğe gitmek, belki mekan çalışanlarının da desteğiyle küçük tatlı sürprizler yapmak falan. ıkinci olarak da akla gelen, paraya kıyarak yapılan şaşaalı teklifler, olmadı futbol maçlarındaki veya boğaz köprüsündeki gibi çılgınca teklifler. bu seçeneklerin hepsine ben de varım. ama sevgilim de benden daha yaratıcı olmamı beklerdi gibi bir dürtüyle günlerce düşünüp durdum. sonuç olarak, bizim durumumuzda en anlamlı teklifin sözlük üzerinden yapacağım teklif olacağına karar verdim.
    bu başlık aracılığıyla, tüm sözlük camiasının evlilik teklifi yaparken bana destek olmasını rica ediyorum.

    hep birlikte bağırır mısınız lütfen. ‘thinkabout, amfi’yle evlenir misin?’

    bir de ben bağırayım: benimle evlenir misin thinkabout?

    debe editi: ilgi için teşekkürler. olumlu sonuçlanmış bir evlilik teklifi olmuştur. yani, kızı aldık lan. :)
  • nereye bağırıyoruz?

    - evlen, don't think about!
  • "first, let me thinkabout it" şeklinde cevaplanırsa moral bozacak evlilik teklifi **
  • öğrenilen geçmiş zaman ile başlamış olsaydı anlayabileceğim tanışma ve evlenme teklifidir.
  • kızımızın abisi umarım mod değildir dedirten başlık. noluyo lan.
  • başarısız bir çalışma. bence kız reddetmeli. büyük bir aşk hikayesi değil yani sözlükten mesajlaşılmış buluşulmuş vs. normalde birkaç güne bitmesi gerekirken uzamış. bence bir kez daha düşünün. evlenmek çok pahalı.