şükela:  tümü | bugün
  • edit 1: arkadaşlar malumunuz başlık taşınmış. ek olarak maalesef pek ilgi görmedi başlık. ancak burada pes etmek yok. yazan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. şu an araştırma, proje oluşturma gibi aşamaları tek tek düşünüyor, planlıyorum. tek olmadığımı bilmek güzel bir durum. gelişme olursa buradan aktaracağım sizlere.

    arkadaşlar merhaba, başlıkta kısaca tanımlayabildim durumu. uzun uzun açıklamak, sormak ve nihayetinde çözüm bulmak istiyorum bu konuya.

    uzun süredir ülkede meydana gelen çocuk kaçırmaları, taciz, tecavüz, hayvan hakları ihlali, kadına şiddet, bireysel silahlanma gibi konularda kafa yoruyorum. işten eve, evden işe gidip gelen bir vatandaş olarak ekşi’de gelip yazmak ve dua etmek dışında bir şey yapamıyorum. misal en son leyla için 4 – 5 entry girdim başlık yukarıda kalsın diye. ama sonuçlara bakarak söyleyebilirim; pek yardımı dokunmamış leyla kardeşimize. ve şundan eminim benimle benzer durumda binlerce insan var. bu insanlar bir şey yapmak istiyor ama yapamıyor; çaresizce bekliyor, yazıyor ve en sonunda hiç bir şey yapamamış olmanın üzüntüsüyle lanetler okuyor. hadi bizlerin lanet okuması, üzülmesi önemli değil bu noktada. önemli olan potansiyeli olan ve örgütlü olsa sesini daha net duyurabilecek insanların elinden bir şey gelmeden beklemesi ve bizler bekledikçe daha çok canlının şiddet görmesi, çarpık zihniyetli insanların ise sayısının artması asıl mesele...

    aşağıda vereceğim naçizane tavsiyeler, sorcağım sorular tüm bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için kullanılabilir. sonrasında aynı yöntemleri kadına şiddet için, hayvanlara edilen onca işkence için kullanabiliriz. ancak önce çocuklara yönelmeliyiz. bunun elbette bir sebebi var.
    lütfen tavsiye, yorum ve yardımlarınızı özelden ve bu başlık altından eksik etmeyin. konu çok mühim çünkü.

    malumunuz leyla ve eylül isimli iki güzel kardeşimiz ortadan kayboldular ve cansız bedenlerine ulaşıldı sonrasında. ilgili başlıklara buradan ulaşabilirsiniz:

    (bkz: agrida kaybolan 3 yasindaki kiz cocugu)
    (bkz: ankara polatlida kaybolan 8 yasindaki eylul)

    bu kardeşlerimiz, çocuklarımız ve daha önce kaybolan ve belki daha da önemli olarak gelecekte benzer senaryolar ile kaybolacak çocuklar için bir şey yapmalıyız ama ne? sorun aslında burada başlıyor, cevap ise çok basit. eğitim ve bilinçlendirme ile çözülebilecek problemlere karşı maalesef yeteri kadar önem verilmiyor o yüzden tekrar ediyorum bizler elimizi taşın altına koymak zorundayız. çözüm adına uzun uzun yazmadan önce şu “idam” konusuna kendimce yorum bırakmak istiyorum. onu kapatıp öyle devam edelim.

    arkadaşlar idam bu tür konularda çözüm getirmez. bakın burada normal işleyen bir zihinden bahsedilmiyor. 3 yaşında bir kız çocuğundan tahrik olan ve yakalanma ihtimali ile beraber bunun doğuracağı sonuçlara rağmen (yakalanma sonrası linç, hapishane günleri, müebbet, ailesinin dışlanması veya zarar verilmesi vs.) bu “kişiler” eylemlerini yapabiliyor. hadi tecavüz, işkence gibi bir konuları kenara bırakalım bir saniyeliğine. kendimle beraber sizlere şunu soruyorum; mahallenizde bir çocuk var (diyelim 7 yaşında ve arabanızın aynasını kırdı oyun oynarken) ve bir şekilde çocuğa karşı içinizde kin birikti. bu kin sürekli arttı ve kendinizi “bu çocuğu nasıl öldürürüm?” sorusunu düşünürken buldunuz. normal bir zihin bu süreçten geçmeyecektir muhtemelen ama olsun. bu düşünce aklınızda yer alsa (diyelim anlık olarak) ne yaparsınız? ben şahsen hemen hastaneye koşarım ve tedavi talep ederim. peki bu insanlar ne yapıyor? belki bir süre bununla savaşıyorlar veya öyle yaptıklarını zannediyorlar. sonra ise planlar yapıp en uygun zamanda uyguluyorlar. ki emin olun bir çocuğu kaçırıp tecavüz eden, öldüren kişinin ilk olayı değildir bu. misal eylül’ün canına kıyan adam daha önce köpeğe tecavüz etmiş, bir yetkilinin iddiası bu şekilde.

    haber linki

    ha keza bu adamın telefonunda çocuk pornosu bulunduğu iddiası mevcut. ilk vukuatı değil anlayacağınız, sadece eyleminin dozunu arttırmış. yani sizler gibi mantıklı bir zihinsel süreç söz konusu değil. suç sosyolojisi ve suç psikolojisi adına meraklı bir insan olarak bir çok kitap okudum. yavaş yavaş dozunu arttıran eylemler en çok seri tecavüzcüler ve seri katillerde gözüküyor. dileyene kaynak göstererek bu kişilerin nasıl kendilerini “geliştirdiklerini” açıklayabilirim. ki genelde hayvanlar üzerinde tecavüz ve şiddet eylemi gerçekleştirir bu insanlar başlangıç olarak, sonra insanlara zarar vermeye başlarlar. neyse. yani bu kişiler mental anlamda sağlıklı değil, zihinleri “bunu yaparsam idam edilirim, o yüzden yapmamalıyım!” şeklinde düşünmeyecektir. ki hiç bir seri katil idam yüzünden yolundan sapmamış, tam tersi eylemlerine devam etmiştir. belki eğitim eksikliği, belki bilinçsiz olmaları ya da kendilerinin maruz kaldıkları eski eylemler sonucunda bu insanlar “saptırılamaz bir şekilde” o yolda yürüyecekler, ben okuduğum kitaplardan ve aldığım üniversite derslerinden bunu anlıyorum. o yüzden idam çözüm değildir. tam tersi bir karmaşaya sebep olması ise muhtemeldir. yani suçsuz bir insanın idam edilmesi ve suçsuz olduğunun sonradan anlaşılması tarihte sıklıkla görülen bir durumdur. ha keza idam etme yetkisi vereceğiniz makamların türkiye’de maalesef skandal kararlar verdiğini (iyi hal indirimi, denetimli serbestlik vs) hatırlamanızda fayda var. o yüzden şu söylemi bir kenara kaldıralım. ki çok basit bir örnek; trafik kazalarının çoğu yüksek hız kaynaklı yaşanır. yüksek hız yapan herkes net bir şekilde bilir ki; ölebilir, sakat kalabilir, insanların canına kıyabilir, para kaybedebilir. buna rağmen, sonunda ölüm olmasına rağmen kaç kişi yavaş ve kurallara uygun kullanıyor? kimse! umarım benzerliği anlatabilmişimdir. zihni normal çalışıyor dediğimiz insan bile 200km/s ile ölüme giderken, idamın zihinsel olarak sağlıklı olmayan insanları korkutacak olması fikri bana biraz çocukça ve fevri geliyor.

    peki o zaman ne yapmalıyız? işte bu noktada sizlerin her konuda yardımına ihtiyacım var. aslında benim değil, çocukların ihtiyacı var. aklıma gelen bir takım fikirleri aşağıda sıraladım. onlara ekleme, çıkarma yapabiliriz. ama ondan önce neden hayvanlar veya kadınlar üzerinden değil çocuklar üzerinden yola çıkmamız gerektiğini paylaşmalıyım.

    arkadaşlar öncelikle kadınlar üzerinden yola çıktığımızda karşımızda “o da o saatte orada gezmeseydi, pantolon giymeseydi, nereden belli kendi istemediği, zaten bekareti yokmuş” gibi çirkin söylemlerle karşılaşmamız çok mümkün. ki insanlar “kadın” lafından hemen sonra “feminist, rahat, ahlaksız kadın” gibi tamamen yanlış algılanmış konuları gündeme getiriyor. feminizm veya kadın hakları söylemleri tamamen yanlış ve çarpık düşüncelerle sönümleniyor. bunu üzülerek kabullenmeliyiz. ki özgecan olayı yaşandığında yaklaşık on erkeğin arasında geçen bir konuşmayı aynen aktaracağım. gerçektir bu anlatacağım ve sonunda verilen tepkiler “aynen abi, çok haklısın, bu kadarı olmaz!” şeklinde oldu. amcamız dedi ki “yahu hadi tecavüz ettin, anlarım. baktın olmuyor kesip biçmeye çalıştın ve öldürdün. o da tamam ama yakılır mı yahu, günahtır!”. gerisini siz düşünün.

    hayvanlar maalesef kimsenin umurunda değil. “işkence edilmiş ve tecavüz edilmiş!” deyince aldığımız tepki tamamen standart ve içi boş olacaktır. “ayıp yahu, sapık bunlar” gibi basit laflarla eritilecektir. artık bunu şakalarımızda, laf sokmalarımızda rahatça kullanabiliyoruz hatta. “heheheh deden eşek s.kmedi mi lan sanki hiç?” gibi söylemler ile resmen normalleştiriyoruz.

    bireysel silahlanma ise herkesin “anana küfretse alkışlayacak mısın, çıkarıp vuracaksın oros.. çocuğunu!” söylemleri ardında erir gider. oraya şimdilik girmek bile tepki alır.

    bu dediklerimi daha önce yaptığım gözlemler sonucu eledim. ama çocuklar konusunda düşe kalka bir yöntem bulur ve başarılı olursak bu ve benzeri tüm konularda daha tecrübeli olarak savaşabiliriz. kimse çocuk kaçırma olayına veya öldürülmesine, tecavüz edilmesine kayıtsız kalamaz arkadaşlar. kimse buna bahane bulamaz, kimse bunu normalize edemez. bu herkes için önemli ve hayati bir konudur. herkesin çocuğu var ve herkes aynı korkuyu paylaşıyor. o yüzden çocuklardan başlamak en mantıklısı olacaktır diye düşünüyorum.

    şimdi gelelim neler yapabiliriz onun münazarasını yürütmeye. başlık(+) – alt başlık(-) – en alt başlık(*) şeklinde yazmaya çalışacağım.

    1
    +öncelik bilinçlendirme olmalı. bilinçlendirme adına her şey yapılabilir, sonsuz seçenek var elimizde.

    -önce kendi kardeşlerimizi, kuzenlerimizi ve çocuklarımızı bilinçlendirmeliyiz. ama ondan da önce kendimiz bu konularda yeterli bilince sahip olmalıyız.

    *bilinç kazanma konusunda detaylı araştırmalara girip pdf, broşür, slayt, video tarzı içerik hazırlayacak insanlara ihtiyacımız var. araştıracak kişiler (oranlar, grafikler, haberler, kaçırılma veya taciz hangi yollarca uygulanmış gibi) işin ehli olmalı. bunlar araştırıldıktan sonra ha keza yine işinin ehli olan (ayrı insanlar) bunu düzgün bir formata getirmeli ve hangi yolun (animasyon video, oyun gibi) daha iyi olduğunu, hangi kelimelerle nasıl anlatıldığını yazmalı, çizmeli. bir başka grup yine bunu teknik bağlamda işlevli hale getirmeli. misal broşürü tasarlamalı, video animasyonunu yapmalı gibi. son grup ise bunu gerek kapı kapı, gerek sosyal medya hesabında paylaşmalı. yani hepimize iş düşüyor. “vaktim yok ki” diye üzülmeyin. misal broşürler için ufak bile olsa bağış yapsanız yeterli. önce yollar belirlenmeli.

    -çevremizi genişletme vakti geldi. diyelim bir video ekşi yazarları tarafından tasarlandı ve artık kullanıma hazır. kendi çevreniz ve elbette kendiniz yeterli bilgiyi aldınız. öğretmen sözlük yazarları var aramızda. bu videoyu velilere yollayabilir, çocuklara (çocuklara uygun diyelim) izletebilir. yine yüksek takipçili hesaplardan sözlük yazarları paylaşabilir. whatsapp grupları bile inanılmaz yararlı olur. dedik ya bu konu kimsenin tepkisiz kalabileceği bir konu değil, insanlar paylaşacaktır! sınırsız kaynağımız var, onu söylemeye çalışıyorum.

    -temas ettiğimiz insanlarla (o kadar yazar ve çaylak dostumuz var sonuçta) bir kamuoyu yakalarsak diğer seçenekler daha rahat olacaktır. bilinçlendirme (video örneği üzerinden gidiyorum yine) içeriği geliştirilebilir. çocuklar için ayrı, yetişkinler için ayrı, anne ve babalar için ayrı içerikler geliştirilebilir.

    2

    +kamuoyu oluşturmak çok önemli. bir önceki başlıklar neticelenirse işimiz rahat. yok yapamadık diyelim; o zaman yetkililere ulaşmaya ve bu konu için mümkünse bağlantılarımızı kullanmaya çalışacağız. organize bir şekilde çalışmamız gerekiyor.

    -bu işin partisi yok arkadaşlar. bu işin takımı yok, dini yok. muharrem ince’den tutun, ali koç’a kadar ulaşabildiğimiz herkese (şahsi ilişkimiz varsa ne ala!) sosyal medya üzerinden ulaşmaya çalışacağız. benim söylemem ayrı olur, melih gökçek’in gündeme getirmesi ayrı olur. kimsenin bu işten (çocuğa uygulanan şiddetten) bir çıkarı yok sonuç olarak. ki konu politik değil, siyasilerin ya da yöneticilerin bunu sahiplenmesi onların yararlarına olur.

    *devlet sesimizi duyar ve adım atarsa (veli bilinçlendirmesi, kamu spotu, erken cezai yaptırım gibi) emin olun çok güzel sonuçlar alırız. ama önce kamuoyu ve lider / yönetici / ünlü insanlara ulaşmak zorundayız. haluk abi (haluk levent) misal bizi kırmaz. bir konserde dile getirir bunu elbette. ya da bir dizide bunu işlemeleri ciddi kitleleri buna yoğunlaştırır. insanlar bu konuya “ah, vah, bizi affet, cennettesin şimdi” yorumu yapıp geçmemeyi öğrenmeli ve onlarda elini taşın altına koymalı. insanlar ancak sürekli olarak bu işlenirse ve empati yaparsa odaklanabilir ve uğrunda vakit harcamaya değer bir konu olarak görebilir. kısacası odaklanırsak sonuç alırız.

    3

    +sivil toplum örgütleri / kuruluşları (bundan sonra stk diye bahsedeceğim) bu konuda daha hızlı sonuç almamızı sağlar.

    -bir kaç kez yazdım bunu. misal ağrı’da hayatını kaybeden leyla için düşünelim. daha olay ilk ortaya çıktığında oraya hemen intikal edebilecek 30 kişi düşünün. o bölgeyi ve bölge halkını tanıyan insanlar ve çocuk kaçırma gibi bir durumda yapılacak olan şeyleri bilen, tecrübeli kişiler. eğitimli ve objektif bakan insanlardan bahsediyorum.

    *stk’lar hem kolluk kuvvetlerinin elini rahatlatır, hem kurtarma faaliyetlerinin hızını ciddi olarak arttırır. misal daha önce göçük görmemiş şahsım yıkılan bir binadan nasıl insan çıkartılır, nasıl aranılır bunları bilmiyorum maalesef. ama büyük depremlerde görev almış ve tecrübeli insanlar olaya hızlıca müdahil olup ellerinden geleni yapacaklardır.

    *stk’lar kötü niyetli insanların korkmasını sağlar. eylemlerini kısıtlama imkanımız var.

    *örgütlü olmalıyız ve her bölgede olmalıyız.

    *stk için resmi prosedür nedir, nasıl örgütlenir o konularda bilgim yok. ama kamuoyu ve bilinçlendirme sonrası bir stk’nın yapılanması çok daha hızlı ve etkili olacaktır, bundan şüphem yok.

    4

    + bu tür bir bilinçlendirme, kamuoyu oluşturma ve stk’ların ortaya çıkması elbette zaman alacaktır. hatalar yapılacak ardından gedikler kapatılacaktır. yeni fikirler ve yollar sayesinde daha güçlü olunup, daha etkili yollar bulunacaktır.

    -bu toplumun geneline sirayet eden ve hepsi kara bir leke olan tüm şiddet içeren olaylar için elimizde hazır insanların, şablonların ve gönüllülerin olması demektir. yani aynı süreci daha kendimizden emin ve hızlı bir şekilde hayvanlara karşı uygulanan şiddet için tekrar edebiliriz. hayvanlar için uğraştığımızda karşılaştığımız engelleri aşarken emin olun “kadınlar için nasıl bir yol izlemeliyiz?” sorusunun cevapları kendiliğinden bulunacaktır.

    *konunun çocuklar ile sınırlı kalmaması elzemdir!

    gelelim sorularıma;

    +bu ve benzeri yapılanmalar / oraganizasyonlar mevcut mu? ve bu yapılanmalar güvenilir mi? bugüne kadar destek oldukları olaylarda etkili çalıştılar mı?

    +insanların çoğu bir çocuk veya hayvana karşı şehvet beslemez. ya da bunlara şiddet uygulamayı normal görmez. peki sorun nerede başlıyor? “cahillik” cevabı bizim için yeterli mi? tek sorun bu mu? nasıl önlenebilir? eğer kişinin geçmişte yaşadığı travmaların etkisi varsa ve aslında her “katil, sapık” eski bir mağdur ise işimiz kolaylaşır. çünkü yeni mağdurların yaratılmasını engellediğimiz sürece yeni suçluların ortaya çıkmasını da engelleriz.

    +yabancı ülkelerde (ırak veya finlandiya fark etmez) yaşayan, yaşamış olan arkadaşlar; özellikle çocuk kaçırma olayları, cinayeti ve tecavüzleri ülkede ne sıklıkla yaşanıyor? nasıl bir çözüm getirilmiş? bu konu özelinde bilginiz var mı o ülkeye ait?

    +bu konularda yaptığınız bir çalışma veya katıldığınız bir olay oldu mu? misal hiç kayıp çocuk aradınız mı? ya da bunu engellemek için sosyal medya paylaşımı dışında aktif olarak çalıştınız mı?

    +ne yapabilirsiniz bireysel olarak? ben bugün komşularla konuştum ve acıklı haberlerden bahsettim. daha dikkatli olunması gerektiğini belirttim. yaşı nispeten büyük çocuklara “dikkatli olun ve küçükleri kollayın. siz abi / ablasınız artık” şeklinde konuştum. hem sorumluluk bilinci aşılamak, hem alarm gibi çalışmaları için yakın zamanda cips gibi rüşvetlerle etrafıma toplayıp, bilinçlendirmeyi düşünüyorum. aileler yanlış anlar korkusu taşıyorum sadece... etki alanımı genişletmeyi düşünüyorum ama.

    şimdi benim aklıma gelenler bunlar arkadaşlar. ancak gördüğünüz gibi bu sefer “allah kahretsin” yazmak yerine daha çok uğraşmalı, çaba göstermeli ve elimizi taşın altına “gerçekten” koymalıyız. eğer örgütlü olamazsak ve sınırlı kişiyle uğraşırsak alacağımız sonuçlar yetersiz kalacaktır.

    gerçekten bu çocuklar için üzülüyor muyuz yoksa vicdan mı rahatlatıyoruz onu görme zamanımız geldi. dediğim gibi bu işin partisi yok, dini yok, ırkı yok... çocuklar hepimizin! ve elimizde maalesef psikolojik anlamda sağlıklı olmayan (sapık, katil, vicdansız... ne derseniz artık) insanlar, bilinçsiz ebeveynler ve milyonlarca masum çocuk var. bu denklemi değiştirmek ve cezalandırmaya gerek kalmadan, çocuklar zarara uğramadan engellemek bizim elimizde.

    bu arada ne yapmamalıyız onu söyleyeyim.

    -devlete bunu yüklememeliyiz. devleti suçladığımız an bize yardımcı olacak insanların yarısını kaybetmekle kalmaz, kendimize düşman bile edinebiliriz. o yüzden miting, devlete hakaret vs. olmamalı bu süreçte. devleti eleştirerek karşımıza almak değil amacımız, devletin gücünü kazanmaya çalışmak unutmayın. o yüzden söylemler çok önemli. birisi çıkıp “amk devleti, sizin yüzünüzden oldu! allah sizi o koltuklardan kalkamadan öldürsün, katilsiniz” dese ve bu söylem bir kaç bin kişilik taraftar toplasa iktidar desteğini unutun derim. ki insanlar yanlış anlayıp (bunlar anarşist, amaçları farklı, köye sokmayın!) yolumuza taş bile koyabilir. çok dikkatli olmalıyız. ki mitingler vs. bu ülkede hep ters tepmiştir. gerek yok, elimizde sosyal medya var.

    -dezenformasyona izin vermemeliyiz. kaynakları iyi okumak çok önemli. insanlar bu bilinçlendirme yapılan, yönlendirme yapılan kanala güven duymalı. bir yalan / yanlış iddia hem suçsuz birinin hayatını karartabilir hem desteği kaybettirir. çok dikkatli olmalıyız.

    -işi birilerine yıkıp gitmek olmamalı. uzun soluklu ve devam ettirilebilir bir organizasyona ihtiyaç var. çünkü ne korumamız gereken çocukların sayısı azalır zamanla, ne de çarpık zihniyetli insanların düşünceleri...

    sonuç olarak oldukça yorucu bir süreç var eğer bu olaya kalkışırsak. ama dedim ya artık bir şeyleri biz yapmak zorundayız, bu görev biz büyüklere düşüyor. ki yakında ekonomik bir buhran / kriz gözüküyor. illegal yapılanmaların artması ve çocuklara yönelik organ mafyası tarzı saldırıların olması ya da bu saldırıların sayısının artması bence beklenilen bir sonuç olmalı.

    zaman vermeniz gerekecek, yorulacaksınız, üzüleceksiniz. ama düşünün bir saat uğraştığınızı ve leyla’nın (sizlerin sayesinde) şu an evde oyuncak bebekleri üşümesin diye üstünü hırkasıyla kapattığını ve onun mutluluğuyla uyuyakaldığını. eylül kardeşimizin ilk okul günü heyecanını düşünün... bunlar engellenirse ve gelecekte çocuklar kurtarılırsa bu sizin sayenizde olacak. sizin gibi sadece bir saatini veren 10.000 insan olsa neler olabileceğini, kaç çocuğu kurtarabileceğinizi veya daha da önemlisi engelleyebileceğinizi düşünün.

    ben “bireysel olarak ne yapabilirim?” konusunu sürekli düşünüyorum. ekşi sözlük olarakta bu konuya eğilmeliyiz. hadi bırakalım siyaseti, birilerini suçlamayı, üzülmeyi, “sadece” yazmayı... yaparız ve altından kalkarız gibi geliyor. organize olalım yeter.
    bizim yani yetişkinlerin sorumluluğunda olan ve kurtarılmakta geç kalınmış kardeşlerimiz “ bizi affetsin” demek istiyor ama diyemiyorum şu an. gelecekte yaşanacakları engellersek belki yüzümüz olur “bizi affet” demeye...

    bakın şu an bile "en az" üç çocuğumuz kayıp!

    haber

    zaman daralıyor, bu tür olayların sayısı artıyor. geç kalınan her dakika daha çok çocuğun karanlıkta yardım bekleyip buna rağmen yardım alamamasına sebep oluyor. ya ekşi sözlük olarak bu konuda bir şey yaparız ya da daha çoook "melek oldu onlar, allah kahretmesin, bunları asacaksın" yazarız arkadaşlar.

    leyla
    eylül
  • böyle girişim fikirleri görmek umut veriyor insana, keşke yapılabilse bunlar. fakat şunu eklemek isterim, bu öneriler daha çok mağdur olan tarafı korumaya yönelik girişimler. yani çocukları- aileleri bilinçlendirme adına. ama ne yazık ki birçok kez bu yeterli olmayabilir, özellikle çocuklar konusunda. asıl yapılması gerekenin çok daha zor olduğunu, bunun da suratına bakarken bile iğreneceğimiz o insanlara yakınlaşmaktan geçtiğini düşünüyorum. onları tanımamız lazım, bunu da uzman psikologların yapması lazım. evet birçok kaynak var seri katiller-tecavüzcüler ile ilgili ama maalesef orada okuduklarımızı burada uygulayamayız. en basitinden kültür farklı. motive farklı. mesela amerika'da seri katillerin neredeyse hepsinin ortak noktası anneleriyle olan problemli ilişkileridir. bizde ise bunun bastırılmış cinsellik olduğu konusunda hemfikirizdir diye düşünüyorum. ama bu tahmin edilmeyle olacak bir şey değil. hapishanelerdeki bu popülasyon kullanılmalı, görüşmeler yapılmalı, hayatları, düşünceleri, hisleri ve geçmişleri hakkında bilgi edinilmeli ki sorun nerede başlıyor görülmeli.

    bundan sonraki adım ise asıl o tarafı bilinçlendirmek. sorunun kaynağına inildiğinde ve erken tespit mümkün olduğunda bilinçlendirme yapılırsa sorun engellenebilir. ha bunları kendi başımıza yapabilir miyiz. ne yazık ki hayır. eğer gerçekten sorunu kökünden çözmeye yönelik hareket etmek istiyorsak devletin desteğine ihtiyacımız var.
  • önce herkes komşusuyla tanışsın, sonra çocukların sesi olursunuz.
    her gün gördüğünüz çocukların anasını babasını tanımıyor, ilgilenmiyor iseniz bu iş yatar.
  • dur hocam, siyaset gibi onemli mevzular varken ne gerek var boyle bos konulara?!
  • konu ile ilgili sıcağı sıcağına değerlendirme ve girişim görmek açıkçası mutlu etti.

    okullarda bir kaç yıldır özellikle taciz, istismar konularında güzel çalışmalar yapılıyor. ama hepimizin atladığı nokta, çocuk iyi ve kötü dokunuşu ayırsa da, akıllı ve uyanık davransa da , ki akıl yürütemeyecek yaşta ve durumda olan çocuklar da var, genellikle taciz girişimi yakın çevreden geldiği için eli kolu bağlanıyor. dede yahu dede... baba... amca... komşuyu geçtim, yabancıya kadar gidemiyor olay zaten.

    başlık sahibinin dediği gibi, çocukları eğitmek ve onları korumak bu işin önemli bir parçası fakat toplumun sosyolojik yapısı, insanların eğilimleri, suçlu psikolojisi... ele alınması gereken o kadar değişken var ki... ve ciddi kapsamlı bir çalışma geliştirme gerekliliği... kaç göçle ya da çocuklarımızı sakınarak çözemeyiz bu işi. o, olsa olsa tedbir olur. ama tedbir almaktan daha fazlasına ihtiyacımız var.

    bir de naçizane bir tespit, içinde bulunduğumuz ortamın da etkisi yadsınamaz. insanlar mutsuz. paranın satın alabileceği pek çok şeyden yoksun... toplumsal kaosu fiziksel olarak görmesek de etkisi bulut gibi üzerimizde. değerlerimizi yitiriyoruz, yozlaşıyoruz. birilerine benzemeye çalışırken kendimizden oluyoruz. her şey eğitime çıkıyor yine... ahlaki olarak "kimse görmediyse suç değildir" aşamasından çıkamadığımız, insanlarımızı çıkaramadığımız sürece, bambaşka sorunlar da olacak.

    sözün özü, eğitim dünyasının içinde ve çocuklarla çalışan bir eğitimci, bir anne olarak bu konuda ortak ve sistematik her türlü etkinliğin, her aşamasında seve seve bulunacağımı bildiririm.
  • ne yazık ki çizimden, oyun video gibi içerik hazırlamaktan anlamıyorum fakat oturduğum yerden vah vah yapan gruptan olmak yerine bir şekilde bu projede katkım olsun istiyorum. aktif şekilde kullandığım sosyal medyadaki ebeveyn gruplarında ve kendi çevremde paylaşarak seve seve yardımcı olabilirim.
  • (bkz: up)

    ben de yardımcı olmak isterim çok güzel bir fikir belki yayılması ve istenilen seviyeye gelmesi zor olacak ama gelirse de harika olmaz mi?
  • kaybolan her çocuktan, iş işten geçmeden önce tüm türkiye haberdar olursa, mutlaka çocukları gören olur.
    önceki olaylara bakarsak, mevcut medya bu konuda yetersiz ve güvenilemez.
    penguen medyasının veya yeterli önlem alamayan kurumların insafına kalmak yerine; sosyal medya teknolojisini kullanarak kendi çocuklarımızı koruma işini kendimiz görmemiz gerekiyor.