şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: 17 ağustos 1999 marmara depremi)
    daha da kötüsü olamaz herhalde. sarsıldık lan.
  • sene 2000, aylardan ekim; beşiktaş meydanından levent'e kadar "yanına geliyorum, ama işim var diyorsun" şeklinde söylendiğin kız arkadaş, "sana hediye bakacaktım, yarın doğumgününde sürpriz yapmak istedim" sözleriyle değişik renkler almanı sağlar, yerin dibine sokar, o anda dünyanın en berbat insanı gibi hissedersin ki hissetmelisin de, tecrübeyle sabit...
  • 80 li yıllarda çocuk olanlar için en kötüsü sanırım trt de yayınlanan önemli bir maçla aynı akşam doğum günü kutlamaktır.mahallenin çocuklarının da kutlama için çağırıldığı doğum günü akşamı; içeriye doğum günü pastası girerken babam bile ekrana bakıyordu gol olacak mı diye.
  • 22 yaşımdayım,3 yaşımdan beri kendimi bilirim,geçirdiğim 19 doğum günümün her biri diğerinden daha kötüydü.ki ben doğum gününde çok duygusallaşan ota boka ağlayan insanım,etrafımda da zerre doğum günü çocuğu pohpohlaması yapan yok siz düşünün halimi. her doğum günü ortalık salya sümük gözyaşı üçlüsü.vallahi hüzünlendim yine.
  • eski sevgililerimden biri doğum günümde '' hadi ayrılalım'' demişti.
    artık nasıl bir içime oturduysa, lensim gözümün arka tarafına kaçmıştı.
    çok üzülmüştüm, ama şimdi biraz daha iyiyim. sağolsun arkadaşlar teselli ettiler, bu da geçer dediler.
  • sene 97 ya da 98 o sularda... çocuğum tabi... kardeşimle aramızda ay olarak bir ay var. benim doğum günümde ona da pasta üfletmek istediler. haliyle ağlamaya başladım.. üstüne annemden azar yedim. annemden azar yediğim yetmiyormuş gibi pastayı sadece kardeşim üfledi. bütün bunlar yetmezmiş gibi o anı fotoğrafladılar. dişleri olmayan kardeşim sırıtarak pastayı üflerken, ben yanında kollarımı kavuşturmuş, ağlamaktan kızaran üzgün ve buruşuk bir suratla oturuyorum.

    edit: o günden sonra annem ceza olarak hiçbir doğum günümü kutlamadı zaten. hep bir pasta alarak geçiştirdi. lanet olsun sana kadın!
  • kalabalık içinde yalnız kalabildiğiniz durumlardır, acıtır.

    iki farklı arkadaş grubuyla düzenlenen bir doğum günü eğlencesinde masanın ortasında boş boş oturup demlendiğim bir doğum günüm olmuştu. sağımdaki lise arkadaş grubum asık suratlarla duruyor ve sadece somurtuyorken solumdaki dershane arkadaş grubum bir arkadaşın önderliğinde kahkahalar atıyordu. kimsenin orada olduğumu fark ettiğini sanmıyorum, en azından bana çaktırmamışlardı. hah ne oldu sonunda? bir sene boyunca dırdır ettim, ertesi yıl en kralından bi partim oldu. sonra da zirvede bıraktım bu pastalı kutlamaları*.
  • lise bitmiş üniversite sınavlarında istediğim yer gelmemiş paşa paşa bakırköyde dershaneye gidiyorum. sevgilim üniversiteyi kazanmış ama okul yerine her gün dershane çıkışıma geliyor. ayrılmak istediğimi, arkadaş kalmamızın daha iyi olacağını bir türlü anlamıyor. üstelik dershanede birinden hoşlanıyorum. doğum günüm de bu aralığa rastlıyor. çıkışa gelmiş bir ton plan yapmış. ben ne yapıyorum bir ton trip tavır. taksime kadar tek kelime konuşmadan otobüsle geliyoruz. otobüsten inip tek kelime etmeden kurtuluş otobüsüne biniyorum onu mal gibi (off) taksim meydanında bırakıp. (bir depresyon sürecinde kayıplarıma ağlayıp bu anı düşünerek kendime yıllarca eziyet ettim ama yetmedi)
    netekim aradan yıllar geçti, üniversite bitti, iş güç hayatı derken 2.5 yıllık bir ilişki de sona yaklaşmaktadır. artık yapılan kavgaların, birbirini yıpratmaların, karşılıklı ağlaşmaların haddi hesabının kalmadığı bu ilişkinin bitişi benim doğum günüme rastlamıştır. (kesin büyük ah aldım)
    bu yüzden doğum günlerini sevmem, sürpriz doğum günlerine de hayır demem.
  • çocukluk aşkım kerim tekin, ben 9. yaş günümü kutlarken, 27 haziran 1998'de vefat etmişti. ağlayıp, yasta olduğum için pasta masta istememiştim ama annem "saçmasapan konuşma" deyince sustum.