şükela:  tümü | bugün
  • sana bir şiirler olmuş sevgilim.
    yüzün-gözün söz içinde...
    hangi imla kitabına baksam,
    "ben" den ayrı yazılıyorsun...

    özdemir asaf
  • öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    ellerimde koparmaya çalıştığım zincirlerden kalma yara izleri
    yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
    gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
    yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
    hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
    hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
    hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
    hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
    hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
    ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
    dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
    yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
    unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
    sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
    yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

    orhan veli
  • kırgınım, saçılmış
    bir nar gibiyim

    sessiz akan bir ırmağım
    geceden
    git dersen giderim
    kal dersen kalırım

    git
    dersen
    kuşlar da dönmez, güz kuşları
    yanıma kiraz hevenkleri alırım

    ve seninle yaşadığım
    o iyi günleri,
    kötü
    günleri bırakırım.

    aynı gökyüzü aynı keder
    değişen bir şey yok ki
    gidip
    yağmurlara durayım.

    söylenmemiş sahipsiz
    bir şarkıyım

    belki
    sararmış
    eski resimlerde kalırım

    belki esmer bir çocuğun dilinde.

    bütün derinlikler sığ
    sözcüklerin hepsi iğreti

    değişen bir şey yok hiç
    ölüm hariç.

    aynı gökyüzü aynı keder.

    behçet aysan/bir eflatun ölüm

    aynısı yukarda varsa affola.
  • "kanatlari parca parca bu agustos geceleri
    yildizlar kaynarken
    sangir sungur ayaklarimin dibine dokulen
    sen
    eger yine istanbulsan
    yine kan kopuklu cehennem sarmasiklari buyutecegim

    pancak pancak siirler tukurecegim
    demek yine ben
    limandaki direkler ormaninda butun bandiralar ayaklaniyor
    kapi onlerinde boyunlarini bukmus tek tek kafiyeler
    yahudi sokaklarini aydinlatan telaviv sarkilari
    mavi asfaltlara cokmus
    diz bagliyor
    eger sen yine istanbulsan
    kirli dudaklarini bulut bulut dudaklarima uzatan
    sirkeci garinda tren cigliklariyle bicaklanip
    intihar dumanlari icindeki haydarpasadan
    anadolu ustlerine bakip bakip
    aglayan
    sen eger yine istanbulsan
    aldanmiyorsam
    yakalari karanfilli ibneler eger beni aldatmiyorsa
    kulaklarimdan kan fiskirincaya kadar
    yine senin emrindeyim
    utanmasam
    gozlerimi damla damla kadehime damlatarak
    kendimi yani su bildigim atilla ilhani
    zehirleyebilirim

    sonbahar karanliklari tuttu tutacak
    tarlabasi pansiyonlarinda bekarlar bugulaniyor
    imtihan cigliklari yukseliyor universiteden
    tophane iskelesinde diesel kamyonlari sarhos
    direksiyonlarinin koynuna girmis bickin soforler
    uykusuz dalgalaniyor

    ulan istanbul sen misin
    senin ellerin mi bu eller
    ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    minarelerini kurdan gibi dislerinin arasinda
    liman liman goturen
    ulan bu mazot tukuren bu dovmeli gemiler senin mi
    aksamlar yassildikca neden boyle devlesiyorlar
    neden durmaksizin imdat kivilcimlari fiskiriyor
    antenlerinden
    neden
    peki istanbul ya ben
    ya misralarini dort renkli duvar afisleri gibi boy boy
    gumruk duvarlarina yapistiran yolcu abbas
    ya benim kahrim
    ya senin agrin
    agir kabaralarinla uykularimi ezerek deliksiz yasattigin
    caresiz zehirle kusan cilgin bir yilan gibi
    burgu burgu icime bosalttigin
    o senin agrin
    o senin

    eger sen yine istanbulsan
    yanilmiyorsam
    koltugumun altinda eski bir kitap diye goturmek istedigim
    sicilyali balikcilara marsilyali dok iscilerine
    satir satir okumak istedigim
    sen
    eger yine istanbulsan
    eger senin agrinsa igneli besik gibi her tarafimda hissettigim

    ulan yine sen kazandin istanbul
    sen kazandin ben yenildim
    kulaklarimdan kan fiskirincaya kadar
    yine emrindeyim
    olsem yalniz kalsam cuzdanim kaybolsa
    parasiz kalsam tenhalarda kalsam carpilsam
    hic bir gun hicbir postaci kapimi calmasa
    yanilmiyorsam
    sen eger yine istanbulsan
    senin isliklarinsa kulaklarima saplanan bu isliklar
    gozbebeklerimde gezegenler gibi donen yalnizligimdan
    bir tekmede kapilarini kirip ciktim demektir

    ulan bunu sen de bilirsin istanbul
    kac kere yazdim kimbilir
    kac kere kirpiklerimiz kasaturalara donmus diken diken
    1949 eylulunde birader mirc ve ben
    sokaklarinda mohikanlar gibi ates yaktik
    sana taptik ulan
    unuttun mu
    sana taptik"

    atilla ilhan
  • nasılsa öyle yaşanacaktı
    söylenecek bir bahane hep vardır
    ha bugün yalnız
    ha günün ötesi
    seni sevmek
    beni harcamak olmayacaktı

    sana yüklediğim anlamları
    senmişsin gibi düşünme
    aldanırsın.
    sen o anlamlarla
    sadece bende varsın

    ben seviyorsam
    sen bahanesin

    özer bal
  • bakalım ilk kim istiklal marşı yazacak?