şükela:  tümü | bugün
  • yemeklerle başlayayım. herhangi bir şeyi herhangi bir saatte yerim. ağır olur bu saatte düşüncesi bana işlemez. gecenin 3-4'ünde makarna da, patates de, nohut da yemişliğim vardır. sabah uyanıp okula gidecekken de aynı durum söz konusu olabilir.

    çok yemek seçerdim eskiden. azalmış olsa da hala seçiyorum. mesela et yemem ama kıyma ve köfte yerim. tavuğu kemiksizse yerim. kemiğinden ayırıp, zahmete girecek kadar çekici bir lezzeti yok bana göre. balığı da aynı şekilde kılçığıyla uğraşmaya üşendiğimden yemem. yediğim tek balık hamsi'dir. bir de alabalık çok zoraki durumlarda.

    yemediğim herhangi bir yemeği yememe sebebim çocukken oluşan bir şeydir. görünüşünü sevmemişimdir ve yememişimdir. yemediğim çoğu yemeğin tadını da bilmem hiç. bilmek de istemem. sonraları yemeye başladığım birkaç yemek de bunun pişmanlığını yaşamadım değil. ama yine de bu tutumum devam eder. annem bir kase aşure yemem için yaklaşık 10 sene önce 20 lira teklif etmişti. bir kaşık aldıktan sonra 20 lirayı da aşureyi de reddetmiştim.

    bir çorabı 3. kez giyemem. zenginlikten değil, fakirlikten kırınıyoruz malum. illa ki bi tekini kaybederim. sonra o kaybolan alakasız bir yerden çıkar, ama kaybolmamış olan tekini diğeri kaybolduğu için bir yerlere atmışımdır ve bu kez de onu bulamam.

    her 2 bulaşık yıkamamın 1'inde bardak kırardım. artık biriktirmiyoruz ya olmadığı için, kıramıyorum.

    http://4.bp.blogspot.com/…di/s1600/ilnevya-0064.jpg
    her içtiğim 500ml'lik su şişesinin üzerindeki etiketi söker o gün boyunca onu kendime bileklik yaparım. fotoğrafta görüldüğü gibi.

    bunu kibarca söylemenin bir yolunu düşündüm, sonra ne gerek var ki dedim. dışarda alışık olmadığım bir tuvalette sıçamam. güney amerikalı futbolcuların türkiye'ye uyum sağlamalarına benzer bir durum.

    klip izleme ve bir şarkının klibini merak etme gibi bir durumum yoktur. genelde sıkılırım. hatta tipini bile bilmediğim dinlediğim kişiler vardır.

    yaş pastayı hiç sevmem, doğum günlerinden ve doğum günü kutlamalarından nefret ederim.

    5-6 senedir aynı kilo civarındayım. 70 ±2 arasında gider gelirim. çok sıkıcı değil mi?

    yeni girdiğim bir ortamda konuşmaktan çok incelemeyi, gözlem yapmayı tercih ederim. yeni tanıştığım biriyle de muhabbet etmek için kendimi kasmam. muhabbet edebileceğim biriyse konuşurum elbet. birkaç diyalogtan sonra da anlaşılır o kişinin uygun kafada olup olmadığı, muhabbet edilebilitesi. sırf laf olsun, konuşalım, susmayalım diye konuşmaya çalışmam yani. bu tip ortamlarda oluşan sessizlik birçok insanı gerer ama ben rahat olurum. ee niye sustuk moduna giren ve bunu 10 dakikada bir dile getirenlere de ayrıca uyuz olurum. susan sadece ben değilimdir. muhabbeti tek başına ilerletmesi gereken de.

    uykuya karşı olan zaafım yüzünden, işe geç kaldığım ve bu yüzden işten çıkarıldığım, sınava gidemediğim olmuştur.

    iddaa'da hep tek maçtan yatarım. alışkanlık haline geldi artık.

    gece deniz kenarında, sahilde sabahlamayı severim ve bunu yapmak isterim senede birkaç kez. ama yanımda yandaş bulamadığım için çoğu zaman pek gerçekleştiremiyorum. "lan olm deli misin?" gibi yaklaşımlarda bulunuluyor tarafıma.

    uyurken ve işerken hapşırmışlığım vardır.

    arkadaşlarımın bir çoğu "lan ne adamsın" der. "ne adamım lan?" diye sorduğumda cevap veremezler. ne adam olduğum hala belirsizliğini koruyor.

    dış görünümüme pek fazla önem vermem. saçım başım dağınık, yataktan kalktığım haldeki saçlarımla, ütüsüz bir tişört ya da gömlekle çıkarım dışarıya. annemin tüm "ver de ütüleyeyim" ısrarlarına rağmen. biraz yırtılmış kıyafetler de dahil buna. o yırtık kıyafetler farklı bir şey giyiyormuşum gibi hissettirir bazen.

    http://caytostayran.blogspot.com/…1/ben-mesela.html
  • yakin arkadaslarimin ve ailemin uyuz oldugu uc aliskanligim var. ucu de yumurta etrafinda donuyor. pek hasir nesir degilim kendisiyle. hani bildiginiz tavuktan cikan kutleyle:

    1. yumurta ile beraber domates ve salatalik yiyemiyorum. yumurta+domates ya da yumurta+salatalik birlesince bence cok igrenc bir lezzet olusturuyorlar. keza ayni sey ton baligi icin de gecerli. ayni igrenc lezzeti o da yaratiyor.

    2. yumurtam bittikten sonra ayni cay bardagiyla cay icmem mumkun degil zira bardaga ve burnuma bir adet yumurta boca edilmis gibi hissediyorum.mutlaka temiz bardakla devam etmeliyim.

    3. pogaca uzerindeki paril paril parlayan, nar gibi kizarmis yumurtacik benim icin tiksinme sebebi. oncelikle bir bicak yardimiyla o katmani cikarip sonra pogacayi yiyebiliyorum.

    kil ve uyuzum evet.
  • oyun oynarken her loading ekranında koltuk altlarımı kokluyorum*. yemin ederim bağımlılık yaptılan.
  • şu anda çok popüler olan şeylerle ilgili ve yine eskiden popüler olmuş ama şu anda unutulmuş şeylerle ilgili aramalar yapyıroum. son entry, zaten mevcut durumu gösteriyor. direkt ilk entryleri okuyorum.

    (bkz: nokia)
    (bkz: la gear)
    (bkz: jump)
  • kahve içtikten sonra diş firçalamak.ağızda garip ve güzel bir tat bırakması.alışkanlık haline getirdi kendini be sözlük
  • balık yedikten sonra, her beş dakikada bir elimi burnuma götürüp koklayıp sabunlamak ve kremlemek. on tane beş dakika olabiliyor çoğu zaman.
  • ne zaman organ nakliyle alakalı bir haber duysam ya da organ naklinin bahsi geçse istemsiz elim böbreklerime gider. hassasım arkadaş böbreklerim konusunda.
  • kasik kasik nesquick yedikten sonra inek gibi su içmek.
  • 2 yıldır sigarayı bırakmış biri olarak, bitirdiğim her kitabın arkasından bir dal sigara içmek.
  • bu yeni, taze. artık yoğurdu üfleyerek yiyorum.