şükela:  tümü | bugün
4722 entry daha
  • bir kırlangıcın uçmayı istediği kadar,
    ben de kaybolmayı istedim gözlerinde.
    önümde duvarlar, ayağımda zincir var.
    neler vermezdim, görünmek için gökyüzünde.

    kaybolanların gidecek bir yeri vardı. (benim yok)
    çok sevenlerin susacak bir sözü vardı.
    hep gidenlerin yalnız adı kaldı.
    hep kaçanları, kovalayan biri vardı.
  • saatlerce sabit bakıp sırıtıyorum
    samimi gelmiyor hiçbir eylem
    ince çizginin ötesine geçemeyecek kadar korkağım
    boşlukta nöbet tutuyorum
    karanlıkla aydınlanıp
    sessizlikle sohbet ediyorum
    uçurum kenarında uyuyor bir yanım
    bir yanım ormana bakıyor
    avuç içime bakıyorum benim mi diye
    sonra yine gülüyorum histerik..
  • simetrik güne

    yanaklarıma çekilince hararetimin damlaları,
    uyanır kalkarım,
    kalkar yıkılırım
    bozukbıyık müezzindir
    herif dişlerini bile fırçalamadı, fırçalamaz da
    fırça dişlemelik bir yaşam tarzı yoktır
    bir nidayla bir ton daha ayıltıyor gökyüzünü
    ezanla birlikte;
    doğa yasaları olasılıklara bular tüm geç kalınmış buluşmaları
    şimdi kalkıp kazalarını kılasım gelir tüm evlatlık ödevlerimin
    bir tek allahtan babalık beklerim çeyrek asırlık çocuk aklıyle.
    bu esnada bir rüyadan uyanılır bir boylamın tüm köylerinde
    ben de, yerden yükseldikçe kafam
    sana ait bir şeyler geri çeker yastığa
    sana borçlandığım gündüşlerinde gezinirken
    aklım kızıltoprak'ta bir rum evinin önünde konaklar
    izlerini sürerken geceden kalma depozitolu şişelerin kokusunun
    babama benzeyen bir ayyaş yere düşer.
    şu hep lakırdısını ettiğimiz kıvırcık saçlı
    burnu baloncuk sümüklü,
    sarışın, semâ gözlü velet
    tutar kollarından kaldırır adamı bir umut.

    dünyanın adını koyan kadim milletlerden birinin mazisine ait gibidir tüm acılarım
    ancak bu da bir abartıdır, avuntudur
    ne ben ne de dedelerim kartograf değilizdir.
    biz,
    raptiyelenenler arasındaki göç yollarından sapmış,
    başkalarından teşekkül kabilelerde onlara benzemeyle sınanmış,
    topraksız bırakılıp ticarete mahkum edilmiş,
    anlamadığı işlerde infazı görülmüş,
    o 'herkesleşmiş olan biricik öteki'nin torunlarıyız.

    bu yüzdendir susuzluğum saat 15 suları,
    başlamaya da bitirmeye de uzak bir noktada,
    en münasebetsiz bir yerde dikilip
    borçlu hissederim imansızlığın ortasında.

    ahlakım en yüksek ahlaktır,
    ahlakım akıl ve mantıktan doğar.
    vicdanım en duyarlı bilinçtir,
    vicdanımı apaçık bir algı ayıltır.
    karakterim en merkeziyetçi bir metastazla gelişir.
    o neden ki her kadına özel hissettiririm.

    kimi zamanlar onurumu, gururumu terkedip kaçmak istesem de
    bu vakitlerde afrikadan yada aryan ülkeden bir soykırım haberi gelir
    hatta bazı öğle paydosları hem gücümü hem cesaretimi yitiririm
    ekseriya bu vakitleri de umursamazlığım ikame eder
    bu soluğan nöbetlerde kendimi kaybeder bir düş görürsem eğer
    işte o vakit vekaleten bedenime terkederim rollerimi

    o roller gündüşü gibi terletirken beni,
    uyanır kalkarım, kalkar yıkılırım.
    halbuki daha aymadı, lacivert gökyüzü, sanatçılar selam vermemiş.
    sonra ecel bir perdeyle birlikte;
    hukuk yasaları kesinliklerle sınırlar tüm geç kalınmış buluşmaları
    şimdi bir uçuruma koşasım gelir tüm kesik özgürlüklerim için
    bir tek doğadan analık beklerim bir çeyrek asır daha komünizm mefkuresiyle
    bu esnada binbir çeşit uykuya dalınır bir boylamın tüm köylerinde
    ben de, yastığa yaklaştıkça kafam,
    sana ait bir şeyler kuşatır göz kapaklarımı içeriden.
    ben, bana ödettiğin kasvetli karanlıklarda kaybolurken
    kayıp bir kürd çocuğu bakırköyde'de bir mescitte soluklanır
    izlerini sürerken sabaha bırakılan depozitolu sütlerin kokusunun
    anasına benzeyen bir abla pencerede görülür.
    şu hep lakırdısını ettiğimiz kıvırcık saçlı
    burnu sümük baloncuklu,
    sarışın, renkli gözlü velet
    tutar kollarından kaldırır kendini bir umut.
    uyanır kalkar, kalkar yıkılır.

    dragos/istanbul
    25/1/18
28 entry daha