şükela:  tümü | bugün
  • bir süre için hesabı dondurayım derken tüm entry'leri de silmek.
  • araştırmadan etmeden, aynı başlığa benzer başlık açmak, evet az önce boyle bir mallık yaptım.
  • telefonla konuşurken bir taraftan da deli gibi telefon aramak ve telefonumu bulamıyorum, bulunca ararım seni, deyip telefonu kapamak. valla yaptım, az önce, tebrikler bana.
  • üniversitede tüm kaynakların açık olduğu bir sınavda sınav kağıtlarından birini açık olan kaynakların arasında kaybederek ve bunu fark etmeyerek sınavdan yarı yarıya düşük not almış olmak. üstüne yetmezmiş gibi bir de sınav sonucuna itiraz etmek. sınav sonunda hocaya verilmesi gereken cevap kağıdını hocanın elinde göremeyince durumu anlayıp akabinde kağıdı ders notlarının arasında sıkışmış vaziyette evde bulup hocaya götürmek. hocanın duruma inanması fakat notu prensip gereği değiştirmemiş olması. harf notunda ufak bir düşüşle dersten geçerek mutlu sona ulaşmak.
  • yatak odasına işediği için kedi cezalı, odaya giremiyor. bu sefer ben özlüyorum geceleri ayağımın ucunda uyumasını. kedi yasak kavramını öğrensin diye 3 haftadır salonda koltukta uyuyoruz.
  • (bkz: azimli) başlığını (bkz: takip et) demişim farkında olmadan. (bkz: olay) yeşillendi baktım "1000 entry girilince alınan ünvan" falan gibi bir şey girilmiş. vay be dedim demek ki 1000'ler kulübüne girdim o yüzden mesaj geliyor. dün (bkz: türk rock tarihinin en iyi şarkısı) başlığını (bkz: takip et) deyince olaya ayıldım.
  • 22 sene öncesi falan.. kiracıyız, eski evimizde. bızdık kadar bi şeyim. sarı pipi çamaşır ipi olarak evde takılıyorum. manyak gibi çizgi film kuşağını kaçırmamak için sabah 06:00 sularında kalktığımız yıllar işte. annem de erkenci. kalkmış temizlik yapıyor. bizim eve o sıralar bi fındık faresi dadanmış, koltukların altını kemiriyor. annem camları falan silerken söyleniyo

    -ah şu fareyi bi gebertemedik gitti. nedir çektiğim şundan.

    çizgi film izleyen ben, annemi öyle dertli dertli söylenirken görünce. boyum kadar koltuktan inip, külotlu çorap naletinden kurtulamayn bir oğlan çocuğu olarak, badi badi uzaklaşıyorum salondan.yatak odasına gidiyorum. ha bi de giderken ayyakablıktan annemin topuklu ayakkabılarından birini almışım. kadın şaşkın şaşkın izliyor. içerden bi sesler bi şeyler...

    yatak odasında peder bey horul horul uyuyor. hatta uykuya dalalı 1-2 saat olmuş daha. o zamanlar vardiyalı çalıştığı için sabaha karşı gelmiş eve adamcağız.

    neyse olay mahallinden topukları götüme vura vura uzaklaşarak salonla geliyorum. götten bacak olacak salak ben, pişkin pişkin anneme diyorum ki :

    anneciim sen üzüüyme ben faaari yi gebeyttim

    valide hanım önce bi aptal aptal suratıma bakıyor. anlamıyor. sonra yatak odasından peder beyin ''eşşoolu eşşeeek'' konseptli küfürlerini duyunca gerçeği anlayıp basıyor kahkahayı.

    ah senin azını yüzünü skiyim çocuk. kulağının zarına köpekler işesin. örsüne kaynar sular dökeyim, üzengini pandikliyim emi.

    fare'yi fahri anlayıp. pederin kafaya kafaya koymuşum topukluyu, vurmuşum da vurmuşum adam uykusundan uyanmış, taarruzda öz evladı. piç evlat, hayın zalım evlat edmund gibi hiç acımıyor da pezevek...
  • yürüyüş yaparkan ayaklarını nehre sokmak. sıcak havada olduğu için kulağa hoş gelir. sonra ayağınla oynayan birşey olduğunu hissedersin... iskelenin tam altında... : nutria! turuncu dişleriyle, elleriyle falan. sudan bir güzel acele ile çıkılır. kısa ve tiz bir çığlık.... çıplak ayak eve yürünür o tırsmayla.

    (bkz: nutria)
  • 27 sene öncesi falan.. kiracıyız, eski evimizde. bızdık kadar bi şeyim. sarı pipi çamaşır ipi olarak evde takılıyorum. manyak gibi çizgi film kuşağını kaçırmamak için sabah 06:00 sularında kalktığımız yıllar işte. annem de erkenci. kalkmış temizlik yapıyor. bizim eve o sıralar bi fındık faresi dadanmış, koltukların altını kemiriyor. annem camları falan silerken söyleniyor:

    -ah şu fareyi bi gebertemedik gitti. nedir çektiğim şundan.

    çizgi film izleyen ben, annemi öyle dertli dertli söylenirken görünce. boyum kadar koltuktan inip, külotlu çorap naletinden kurtulamayn bir oğlan çocuğu olarak, badi badi uzaklaşıyorum salondan.yatak odasına gidiyorum. ha bi de giderken ayyakablıktan annemin topuklu ayakkabılarından birini almışım. kadın şaşkın şaşkın izliyor. içerden bi sesler bi şeyler...

    yatak odasında peder bey horul horul uyuyor. hatta uykuya dalalı 1-2 saat olmuş daha. o zamanlar vardiyalı çalıştığı için sabaha karşı gelmiş eve adamcağız.

    neyse olay mahallinden topukları götüme vura vura uzaklaşarak salonla geliyorum. götten bacak olacak salak ben, pişkin pişkin anneme diyorum ki :

    anneciim sen üzüüyme ben faaari yi gebeyttim

    valide hanım önce bi aptal aptal suratıma bakıyor. anlamıyor. sonra yatak odasından peder beyin ''eşşoolu eşşeeek'' konseptli küfürlerini duyunca gerçeği anlayıp basıyor kahkahayı.

    ah senin azını yüzünü skiyim çocuk. kulağının zarına köpekler işesin. örsüne kaynar sular dökeyim, üzengini pandikliyim emi.

    fare'yi fahri anlayıp. pederin kafaya kafaya koymuşum topukluyu, vurmuşum da vurmuşum adam uykusundan uyanmış, taarruzda öz evladı. piç evlat, hayın zalım evlat edmund gibi hiç acımıyor da pezevenk...
  • zamanında ‘’hastalığın para üstüdür gözyaşı’’ diye abuk bir laf etmişim. facebook'a yazmışım. laf söyledi balkabağı durumu resmen. hiçbir rasyonel tarafı yok. sadece söylenmek için söylenmiş bir sözmüş. güya aforizma kasmışım. bunu söylediğim zaman üniversitede, elazığ’daydım ve çok hastaydım. yalnızdım ve bakanım yoktu. kendi kendime bakıyordum. ağlıyordum. yine de kendimi kınıyorum.