şükela:  tümü | bugün
64 entry daha
  • çıtırdım o zamanlar; yolda yürüdüğümde dönüp bakarlardı, tüm arabalar bana yol verir, dağlar taşlar inlerdi güzelliğimden. şimdilerde arabayı üstüme sürüyollar, yolda yürürken de kaldırımdan aşağıya itilmemek için çok efor sarfediyorum. dağlar taşlar ne yapıyor bilmiyorum.
  • an itibariyle: 1990 yazı. italya dünya kupasını takip eden, yuvarlak gülen suratlı tişörtüyle dolaşan, pump up the jam ve the power dinleyen, ortaokul başı çocukluk aşkından ilk ayrılığını yaşayan ve fakat bu ayrılığın ebediyen süreceğini-hem de kız okul bile değiştirmeden-henüz bilmeyen, büyüme yoluna yeni girmiş bir 13'lük....tam doğum günü gelmemiş ama 13 kardeşim, 12 falan değil!
  • iyilerin hep iyi, kötülerin hep kötü olduğunu sanıyordum.
  • 20 yıl önce. ilk yurtiçi uçuşumda, havaalanı kontrolünde polis "metal eşya var mı?" deyince "eheh sadece kalaşnikof var" demiştim. donuma kadar soymuştu.

    salak, ne esprisi yapıyorsun? emanet edildiğim adam babama şikayet etmişti, babam gülmüştü sağolsun.
  • portakalda vitamin bile değildim. çünkü daha o portakal bile yoktu.

    edit: gencim diye kıskandınız dimi. otuz yaş sendromuna mı girdiniz lan!
  • yaş 2, altıma sıçızlıyordum.
  • 20 yıl önce bu zamanlar ilkokul bitmişti benim. bizim ilkokuldan çıkanlar sadece fevzipaşa ortaokulu'na gidebiliyordu ve bu okul karşıyaka'nın "öteki"si olduğu için sınıfları 55-60 arasında değişiyordu. ama işte bir tek almanca sınıfına ilgi yoktu ve o yaz almanca mı seçsem diye tatlı bir telaşla geçti.

    ama asıl önemlisi, italya 90 vardı. önceki turnuvada yani meksika 86'da arjantin'i tutmuş ve kazanmıştım. maradona'yı çok sevmiştim. italya 90'da sikilaçi, baccio (yazılışlarına hiç bakamayacağım) gibi isimler aklımda kalmıştı. ve ben bu sefer yugoslavya'yı tutuyordum. ama işte yugoslavya çeyrek finalde arjantin'e penaltılarla elenince sinir olmuştum. grup maçlarında yugolara 4 tane atmasına rağmen batı alamanya saflarına katılmıştım. batı almanya'nın o beyaz üzerine üç renkli alaman bayrağı şeritli efsane formasını görüp de etkilenmemek elde değildi. kalede illgner, defansta augenthaler, brehme, orta ve ileride matthaus, littbarski, völler ve klinsmann. gel de bu kadroyu tutma.

    brehme'nin sanırım panaltıdan attığı tek golle şampiyonluğu kutlamıştık. böylece ben arjantin-almanya arasındaki iki finalde de galip tatarı tutan kaypak bir çocuk olmuştum.

    sonra okul zamanı alamanca'yı seçtim ve 28 kişilik sınıfta okudum. bir de 20 yıl önce yani tam 1990 yazıda komşumuzun alamancı kızına aşık olmuştum; ismi filiz'di.
  • sony walkman içinde michael jackson - bad kasedi olan*, ilkokul ile beraber susam sokağının başlamış olmasını şans sayan, mavi ay dizisinin ingilizce dublajını radyoda bulunca sevindirik olan *, polis radyosunda kayıp eşya anonsuna kadar dinleyen, siyah önlüklü bir sezon geçirmiş, cumaları tatlı günü diye seven * yeni kardeşi olan ufaklık...
  • 10 yaşındaydım ve okumaktan sıkılmıştım..
217 entry daha