şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: kül tablası)
  • itiraf.com sitesinde gibi hissettiren garip bir anket. ah, evet ben ne çaldım? çocukluk çağında bazı evlerin bahçelerindeki ağaçlardan yeşil erik ve frenk elması-nam-ı diğer-yeni dünya çalmışlığım vardır.

    ve lakin;
    eğer tayyip olsaydım "kalp çalardım" önemli olan da bu değil mi zaten? diğerleri adi suçlara dahil. http://www.google.com.tr/…qec9yc4cw&ved=0cd0q9qewba
  • üniversite zamanında diskodan bar sandalyesi çalmıştık. herkeste kafa güzel olduğundan kimse nasıl becerdiğimizi hatırlamıyor. benim aklımda ise parça parça görüntüler var. kaldırımda koştuğumuz, bazılarımızın yuvarlandığı ve herkesin deli gibi güldüğü bir sahne, kestirme yoldan gitmek için ucunda sivri demirlerin olduğu bir duvardan atladığımız sahne ki ayık kafayla hayatta atlamazdım o demirin üzerinden, bir de sandalyeyi asıl çalan arkadaşların evinin önünde anahtarları bulmalarını beklediğimiz sahne. sonrasını hatırlamaya gerek yok zaten, içeri girer girmez herkes olduğu yerde sızmıştı. ertesi sabah da sandalye kimin olacak kavgası çıktı, herkes küsüp odasına gitti, o sandalye de salonun ortasında ilk koyulduğu pozisyonda aylarca durdu. ama yani ben sandalyeye hiç dokunmadım, koyulan ev benim evim de değil. kısacası pek ben çalmış sayılmam.
  • bir televi.. töbe yarabbim olum deli misiniz hirsizligi mi mesrulastiriyorsnuz böyle yapinca anlamiyorum ki, utanmadan bir de sunu bunu mu caldim diyeceksiniz te allam.

    sözlük ahalisinin kendisine ait olmayani alarak belki de baskasini magdur ederek yaptigi yanlis eylem.
  • (bkz: tencere)
    (bkz: tava)

    hala anlamadılar orası ayrı...
  • lisedeyken shure sm58 mikrofon araklamıştım,.. okulda törenden törene kullanılmasına gönlüm razı gelmedi.zaten kolejdi, telsiz mikrofon aldılar sonra..
    not: pişman değilim..ücretsiz verdiğim onca konsere saysınlar.
  • şimdilik elektro gitar. küçükken blok flüt de çalardım. ama insanın her zaman çalma fırsatı olmuyor ki. emek lazım.
  • amerika'da tez araştırması için gittiğim üniversitenin toplu asistan odasında kimsenin yüzüne dahi bakmadığı, öylece bir köşeye atılmış, ama benim için oldukça anlamlı olan 3 kitaptır. kitapları valize sığdırabilmek ve en önemlisi de kilo sınırını aşmamak için bazı kişisel eşyalarımı orada bırakmayı bile göze almıştım. sonuç olarak, o kitapları zaten haketmiştim (fakir avuntusu : (

    aşırdığım kitaplar ise şöyle (emin olun siz de adlarını öğrenince iyi yapmışsın diyeceksiniz):

    social revolutions in the modern world / (bkz: theda skocpol)

    inventing human rights / lynn hunt

    sexual politics / kate millett
  • tabela. "buraya park edilmez" diye tabelalar var ya, hah o kocaman tabelayı çaldım. ondan sonracıma yine "çimenlerde çekirdek yemeyiniz" diye koca bir tabela vardı onu da çaldım. ağaçların üstündeki yılbaşı ışıklarını çaldım. bir de mükemmel tatlı coca-cola tabelası görmüştüm sokakta onu da götürdüm.

    ama en kötüsü bir yılbaşı günü sarhoş halde arkadaşlarla yürürken bir cafenin önünde hayvansal büyüklükte bir noel baba heykeli gibi bir şey vardı. 4 kişi bir noel babaya girdik, aldık götürdük. onu da ben kaptım tabi.

    evet biara hastalık gibi bir şey olmuştu bu bende. bunun gibi tonlarca şey götürdüm. evim tabela ve türevi şeylerle dolu. fakat asla kimsenin evinden en ufak bir şey çalmadım tabi ki. sadece sokağa ait olan şeyleri çalmayı severdim. koleksiyonunu bile yaptım.

    şimdi bıraktım o işleri barlarda bira bardağı, birahi, küllük çalmakla yetiniyorum.