şükela:  tümü | bugün
  • akla geldikçe üşüten anılardır. yıl 90'lar. gece boyu yağan lapa lapa kar nedeniyle, ardında yaklaşık bir metre kar birikmiş olan köy evinin ana kapısı açılamamış ve baba pencereden çıkarak kapının önünü küremek zorunda kalmıştır.
  • donmuş demire dilimin yapışmasıdır.

    (bkz: #26176972)
  • kar nedeniyle atakule den ayrancıya yardırmaya çalışırken burnum yerinde mi acaba diye kontrol etmemdir.

    en önemli detay budur.
  • "o kadar soğuktu ki, donmamak icin kocamın arkadaşı ile sevişmek zorunda kaldım" (bkz: bu da boyle bi arkadaşımın anısıdır)
  • sivas, temeltepe'de -35 derece soğukta ayak parmaklarımı hissetmememden dolayı çay makinesinden çay alıp botlarımın üzerine dökmek gibi bir salaklık yaparak ısınmasını ümit etmemdir.

    tabii ki askerim.
  • çocukken kar yağdığı günlerde veya sonrasında yapılan geleneksel dolmuşlara kar atma festivallerinden birinde eksi bilmem kaç derecede ön camına kar topu gelmesinin yarattığı öfkeyle bir anda firene basıp durduktan sonra dolmuştan inip elinde tuttuğu tanımlanamayan uzun bir cisimle 5-6 çocuğu birden kovalayan idealist bir dolmuşçudan kaçarken aniden yere yuvarlanmanın akabinde gelişen olaylardır. gerisi soğuk, çok soğuk.
  • yaklaşık 3 saat kar altında donmadan ve kaymadan bekledikten sonra yurda varabilmemi sağlayacak tek otobüsün normalde 7 dakikada ulaştığı durağa gelebilmesi akabinde 45 dakikada gittiği yolu 2 saate yakın bir sürede gitmesi -ki bu yol trafiğin hiç olmadığı bir yol- ve tam oh geldik diyecekken 4-5 km kala "daha fazla gidemiyorum gençler" diyerek hepimizi otobüsten indirmesi, bizim de yağan yoğun kar ve soğuk havaya rağmen arıköy-kilyos arasında yurda varmak için tabanlara kuvvet dememiz sonucunda yaşadığım hadisedir.
    ha olay bununla da bitmedi tabii, yurda varamayan arkadaşlarımız da oldu ve ertesi gün öğlene kadar kampüse giriş çıkış yapamadı otobüsler.

    (bkz: 16 ocak 2012 istanbul'da kar yağışı)
  • en soguk kıs gunlerini gecirdigimiz bu gunlerde aylar sonra kıbrıstan konyaya geldigimde yasadıgım manzaradır. lan ben tropikal iklimden geliyorum demeye kalmadan vucudumun hemen hemen butun uzuvları donma noktasına geldigi yalanlanamaz bir gercektir. iste gercek sogugu o an yasamıstım.

    (bkz: eksi 20 diye sıcaklık mı olur o sogukluktur)
  • -26 da kayseri de 2-4 nöbeti.bir saate inmişti gerçi ama yetmişti ayaklara kulede.
  • offf üzerinden yıllarda geçse asla unutulmayacak olanlardır.
    ortaokula gidiyorum. ikiydi galiba. ne hangi ay olduğu aklımda ne de hangi yıl. pendik'de bir kursa gidiyorum derslerime yardımcı olması için. evimse kartal civarında. kar yağıyor, hava soğuk. belki istanbul'un en soğuğu değil fakat, ölçme şansım olmadığı için ateşimin kırk dereceye yakın olduğunu bilmiyorum. donuyorum ama anlatması kelimelerle ifade edilir gibi değil. ordaki eğitmenler bakıyorlar bana doğru neyin var senin gibilerinden. baygınlık geçirmek üzereyim. anlıyorlar. eve git sen gibi bişeyler hatırlıyorum ve hiç bilmediğim bi boşnak mahllesindeki otobüs durağına gidiyorum. bisiklete falan binenler var hayal meyal aklımda. soğuktan buz gibi olmuş otobüs durağının demirine yaslanıyorum. kapkalın montumun üzerinden bile hissediyorum onu. ne bir minibüs var ne taksi. tek çarem otobüs ki gelmesi yıllar sürecek.
    biniyorum. gerisi yok. en son hatırladığım ahmet şimşek koleji ve eve ilk girdiğim anda ki sıcaklık. yemek yiyorlardı sanırım. yatıyorum. bir hafta kalkmamak üzere. ağzım, burnum uçuk içinde kalkıyorum.
    sonrası iyilik sağlık.