şükela:  tümü | bugün
  • sadece bir odada yanan soba üzerinde kestane pişerken, yanına da portakal ya da mandalina kabukları koyardık ki oda güzel koksun.
  • götümde bok ve sidik karışımından oluşan bezim, toka yarı özerklik ilan etmek isteyen saçımın diğer yarısıyla ilgileniyor, babamın oyuncak olmayan kamyonunun egsozuna yarısına kadar sokulmuş sağ ve sol kolum, ve feryat figan içinde bir kadın, galiba annem oluyordu, o kadar bağırdığına göre. zor bir çocuktum, aynı sahne her gün tekrarlanırdı, ne zaman babam oyuncak olmayan kamyonunu sattı, o zaman feryatlar kesildi.
  • sabah uyanıyorum, herkes uyanmış, oda boş. gece bostanları suladığımın farkına varıyorum. (bkz: bostan sulamak) paytak paytak yürüyerek hanaya çıkıyorum. güneşin en fazla aydınlattığı odanın kapısının önünde kahvaltı sofrası... sofra henüz toplanmamış, dedem sırtını makete dayamış, keyif çayını yudumluyor. annem yürüyüşümden işkillenmiş olsa gerek, inceden bir kalay çekiyor bana.

    (bkz: o son bardak çayı içmeyecektim)
  • yürüme işinde halen amatör olduğum çağlar, tutunayım derken sehpanın üzerindeki bir paket balık krakeri yere döküyorum. annem "yeme onları kızım, gelip şimdi topluycam" deyip içeri süpürge almaya gidiyor. annem gelene kadar krakerlerden eser yok. ilk suçlar unutulmuyor.
  • kıçımı yeni yeni yerden kaldırdığım zamanlar henüz; sehpanın üzerinde duran renkli vitamin haplarını bonibon zannederek ağzıma atıyorum. çiğnemeye başladığımda ağzıma gelen acı tat hala hafızamdan silinmedi. ne zaman bir hap görsem içimden bir ürperti geçiyor...
  • uzerimde yesil ordekli pijamam var ama islak, gece altima isemisim, sabah uyandigimda ise annem farkediyor. bir saat sonra hem babami hem beni hem de kendini hazirlamak zorunda oldugu icin bu ona cikardigim ekstra isten dolayi biraz sitem ediyor. evimiz sobali, disarisi soguk, ben bu siteme icerleyip zaten o alta isemenin verdigi 5 yas cocuk psikolojisiyle disari cikiyorum, sokaktayim, yesil islak ve de ordekli pijamalarimla, baska birsey yok uzerimde, yuruyorum aglayarak o sokakta, sonra yolun ortasinda durup korkuyorum, sanki uyurgezer bir insanin birden uyanmasi gibi, etrafima bakiyorum, cok usuyorum hem de cok, titriyorum, bana tuhaf tuhaf bakan yuzler goruyorum, o yuzler hala aklimda, o sirada babamin beni kucagina aldigini ve paltomu giydirmeye calistigini hatirliyorum, sonra eve donuyoruz, benim belden asagim soba uzerinde isitilan suyla hemen soyle bir yikaniyor ve hooop anaokuluna, evet benim en net hatirladigim sey bu gecmise dair ilk anim galiba bu.
  • turgut özal'ın ölümü.
  • bir bahce duvari uzerinde oturuyorum. gunes var sanirim cunki sirtim isinmis, hatirliyabiliyorum. uzerimde annemin ordugu bordo kisa sortum ve bordo-beyaz triko. ayaklarimi salliyorum duvarda. yanimda birkac kisi daha var sanirim ama ben elimde simdi ne oldugunu hatirlayamadigim oyuncagimla ilgileniyorum. burnuma mandalina cicekleri kokusu geliyor.
    gecmise dair en eski hatiram kokusu ile birlikte aklimda kaliyor herzaman.
  • dişlerini çektiğim timsah oyuncağı
  • (bkz: leblebi tozu)

    ne yerdik be..