şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: davul fırın)

    normal fırından bin kat daha lezzetli pişirdiğine kalıbımı basacağım icat ki fiyatının neredeyse yarı yarıya ucuz olmasına bile rağmen.
  • eşim. asjdasda
  • (bkz: italki)
    anlıyorum ama konuşamıyorum belasının profesyonel çözümü. çok ucuz olduğu söylenemez ama sonuça bir dili, anadili o dil olan bir öğretmenle pratik yapma şansı veriyor. arayüzü falan da gayet kullanışlı.

    (bkz: nautilus magazine)
    her sayıda bir tema, o tema etrafında şekillenen farklı farklı ilginç ve doyurucu makaleler

    (bkz: the new yorker)
    sadece arşivine erişmek bile yeterli bir sebep; truman capote'nin marlon brando röportajı gibi ilginç şeylere her sayısında denk gelebilirsiniz. *

    (bkz: anker soundcore bluetooth speaker)
    ucuz, süper ses kalitesi, muazzam pil kapasitesi
  • ikinci damacana su.
    bir yıl boşuna stres yapmışım. aldım ikincisini yedekli kullanıyorum. "hafta sonunu geldik biterse susuz kalmayalım" derdi kalmadı.
  • (bkz: merrell)
    11 yıl oldu hala eskimedi ki çok yürüyen adamım.

    o zamanlar 100 dolardı.simdi 200 dolar civarı türkiye'de.
  • tek beden kaldığı için 30 liraya aldığım kırmızı palto
  • 8 sene önce 40 tl'ye aldığım hometech marka mp3 çalar. 7 sene boyunca severek kullandım. şarjında %30'luk bir performans düşüklüğü oldu ama hala tatmin eder derecede. geçen sene 4gb'lık alanını tamamen şarkılarla doldurup köye götürdüm. köyde 2 adet masaüstü bilgisayar hoparlörüne bağladım. hoparlör yazın sürekli pencere önünde duruyordu, dışarıda müzik eşliğinde kahvaltımızı yapıyorduk. şarj performansı düşmesine rağmen sabah 9'dan akşam 7'ye kadar kesintisiz müzik dinleyebiliyorduk.
  • (bkz: slow cooker)

    at, eşek gibi sert etleri bile 4 saatte pamuk gibi yapıyor namıssız.
  • yumruk büyüklüğünde bluetooth’lu ve usb şarjlı hoparlör. büyük eşya sahibi olmanın anlamsız olduğu göçebe hayatımda bavulumun baş köşesinde hep. evde, dışarıda, arabada, plajda, piknikte, yaylada gittiğim her yerde takıyorum telefona, bilgisayara, sakin sakin baslı baslı dinliyorum ne dinleyeceksem. resmen iki katı zevkli yapıyor tüm deneyimleri müzik. kendi hayatına teras katı çıkıp sürekli keyif içinde ordan bakmak gibi. gergin ortamlar yumuşayıveriyor. bazen daha fazla müzikle sanki bizim ülkenin gerginliğini biraz alabilir mişim gibi geliyor. esaretin bedeli filminde böyle bir sahne vardı hani, adını unuttum baş karakter herkese tatlı sakin bir ezgi dinletiyordu. anlamayan sığırlar yine anlamaz ama kalanlar, gerim gerim gerilenler rahatlar bence.
  • bosch darbeli matkap.