şükela:  tümü | bugün
  • saf amonyak kokusu.
    ilk göreve başladığım sene okulu gezerken fen laboratuvarına bir uğramıştım. tozlanmış raflarda yıllardır açılmadığı belli olan bir şişe buldum ve hangi akla hizmetse burnumu içine kadar sokup derin bir nefes çektim. aman allahım böyle bir koku olamaz! sanki içimde burnumdan başlayıp ciğerlerime doğru, oradan da beynime giden bir nükleer patlama oldu. ciğerim alev aldı, gözlerim karardı. şişenin ağzını kapatıp bir köşeye cenin pozisyonunda takım elbisemle kıvrılıp ölmeyi bekledim. etkisi azaldığında ciğerlerimde kalıcı bir hasar bıraktığından emin bir şekilde üstümdeki tozları silkeledim. kimsenin bu yaşananları görmemesinin haklı sevincini yaşayarak bir daha dönmemek üzere o laboratuvarı terk ettim. iyi ki çoluk çocuk görmedi ha.
  • (bkz: biyogaz santrali)
    geçtiğimiz ay işim gereği belçika'da yaklaşık 3-4 saat maruz kaldığım o kokuyu anlatmak ya da betimleyebilmek çok zor. şehrin tüm pisliğinin, çöpün, kanalizasyon atığının, çürümüş gıdaların vs. vs. 20-30 metre aralıklarla güneş altında tutulduğunu düşünün. üstümdeki leş kokan eşyaları yakmam ya da kireçleyip gömmem gerekirken bir de utanmadan geri getirdim. kötü koktuğunu önceden söylemişlerdi de ne olacak ımınıkıyım 5-10 dakika sonra alışır burnum demiştim. ne alışması ya zaman geçtikçe koku ciğerime mi sindi ne olduysa 3 gün aynı kokuyu aldım
  • kavunu bagaja atın ve orada unutun. o leş koku size bildiğiniz bütün kötü kokuları unutturacaktır merak etmeyin.

    edit:imla