şükela:  tümü | bugün
  • çoğununki her daim bulanıktır.
  • kimilerinin her daim gelgitlidir. evet, kısa zaman dilimlerinde bile.
  • çok geniş açıdan değerlendirilebilir. genel olarak ruh halleri nedirden şu an ne hissediyora kadar.

    özellikle aramaya üşenen yazarlar hangi başlığa yazacağını aramaktansa gelip burda anlatabilir dertlerini ya da ruh hallerini diye düşünüyorum.

    ben başlayayım, gerisi gelir zaten.

    istanbul'a kar yağıyordu ve götünü donduran soğukta zar zor attı kendini eve. ev de buz gibiydi ya neyse. filmlerdeki gibi yaptı, ceketini bir köşeye, kravatını diğer köşeye attı. ev o kadar darmadağındı ki hiç bir değişikliğe uğramadı kravat, ceket, pantolan üçlüsünün ayrı köşelere dağılmasından. biranın yarısı bomboş midesinde dans etmeye başlamıştı bile.

    salonda yaşamaya karar vermişti bir kaç gündür, kim gidecekti arka odaya kombiyi açmaya. arka oda ne sikim bir tabirdir diye düşündü. uzun koridorlu bir evde büyümüştü. o evi hatırladı; çocuk olduğu, hayatının en zengin dönemlerini. gerçekten de öyle değil miydi? zenginlik. mesela bir sürü kavgaları vardı en azından; mahallenin en iyi futbolcusu olmak gibi, en çok misketi olan gibi, en benim babam senin babanı döver gibi. ne kalmıştı bunlardan şimdi? ne kadar sıradanlaşmıştı hayat? ucuz kavgalarda boğulup gitmişti.

    ikinci birayı da yuvarladı. yarın yine o yavşak dolu plaza'ya gitmek zorunda olduğu takıldı kafasına. zaman zaman kıçı ağrıyor diye bile işe gelmeyen kahpe müdürünün annesini bir kez daha hatırladı. yarın yıllık izninden bir gün kullansa mı acaba diye sorduğunda yarın ofiste bilmem kim de yok, şu işimiz var, olmalısın sen diye reddetmişti. eskiden olsa hoşuna bile giderdi onsuz bir sik yapamayacak olmaları. şimdiyse onun alkol komasına girmesini bir gün erteleyen kahpeye feci saydırıyordu.

    düzen çocuğu olup çıkmıştı. zamanında kendisini koşulsuz seven varlıklara; annesi babasına bile isyan eden biri için orospu çocuğundan daha ağır gelmişti bu laf. nereden nereye diye düşündü. dayanamadı, son günlerde azaltmayı başardığı sigarasından bir duman doldurdu yaşlanmış ciğerlerine. ölüme bir adım daha. ne farkederdi ki?

    ihanete uğramıştı. keşke aldatılsaydı. o zaman böyle olmazdı, böyle vurmazdı en dibe. hayatında annesi ve babasından daha dürüst olduğu insan, ona bir türlü inanamamıştı. oysa o kadar fedakarlık yapmıştı ki. fedekarlık yanlış kelime diye düşündü. en mertçesini yapmıştı. gözünü ayırmamıştı ondan, başka gözlere kör olmuştu. tek amacı düzen çocuğu olup kariyer yaparak ve daha fazla kazanarak ona daha mutlu olabileceği bir hayat yaşatmak olmuştu.

    resmine baktı üçüncü birasını açarken. çok güzel diye düşündü. derin bir nefes almaya çalıştı. nefes almanın mümkün olmadığı zamanlardı. vazgeçti, zaten gerek de yoktu. tv'ye göz gezdirdi, ntvspor'a takıldı yine. cska da koyar bu gece diye daha bir hüzünlendi. sabri reisi gördü sonra tribünde. bu sefer güldürmedi diye düşündü. annesi aradı tam o anda. "pazar doğum günün, gel be oğlum" dedi annesi en içten sesiyle, zor be anne, çok zor diye yanıtladı. ağlamamak için zor tuttu kendini. yapmadı da. onun biricik oğluydu, yapamazdı.

    düşündü ve özetledi kendince, oysa herkes öldürürdü sevdiğini.

    evet sevgili dostlar,

    o da isterdi; şimdi orgazm oldu, sigarasını içiyor, bulutların üstünde uçuyor; pencere kenarında karı izleyip kahve içip paralarını sayıyor gibi ruh halleri içinde olmayı.

    ama çok acı ki hayat o kadar dürüst değil bazen.
  • yüzüme çarpan kapılardan çıkan ilk çığlık değildi bu elbette. yaşadığım onlarcasına rağmen yine de umut denilen anahtar zorla bir kapı açtırıyor insana. sonrası 'git'.

    reddedilmiş sözlerdi söylediklerim, reddedilmiş bir hayattı yaşadığım. hükmü verilmiş bir mahkumun kendini sessizliğe öyle alışmışken hakimin tokmağından gelen o sesle tekrar yaşadığını anlaması gibi, kıyıya vurmuş bir balinanın karada daha fazla kalamayacağını anlaması gibi, dışarıda bırakılan ağzı açık salça kutusundaki küfler gibi hissediyordum. boşandıktan sonra yüzüğünü çıkartmak isteyen adamın parmağını kesmek zorunda kalması gibi. acıklı bir şarkının ortasındaki saçma kahkaha gibi.

    üst tarafı okumak istemeyene özet;

    * beyazlarla atılan renkli çamaşır gibiyim bugün. etrafımı kendi karanlığıma boyuyormuşum gibi hissediyorum. ihtiyacım olan şey; saf, temiz bir çamaşır suyu.
  • parçalı bulutludan kar yağışlıya değişkenlik gösteren bir pesimistlikte seyretmektedir bugünlerde.
  • (ara: mutsuz)
  • (bkz: huzursuz)
    hep soru işareti dolu kafa hep, bi' durmuyo'...
  • gel-gitli ama hiçbir zaman olmadığı kadar huzurlu ve mutlu, çünkü bazı şeylerden keyif alabilmeyi biraz geç öğrendi ama öğrendi.
  • (bkz: upside down)