şükela:  tümü | bugün
  • adalet sisteminin olmaması.
    yine burda okuduğum bi başlık vardı. 3.5 yaşında bi kız çocuğu öz babası tarafından ters ilişkiye maruz kalıyordu... çocuğun poposunda yaralar oluyor..
    doktora götürüldüğünde kabız oldu diyor doktora baba müsveddesi.. daha sonrası anlaşılıyor malum.
    tanrı neden bu olaya dur demedi. o ufacık yavrunun suçu neydi ?
    geçen arkadaşımla konuştuk bu konuları.. o çocuğunda allah tarafından sınanması böyleymiş dedi.
    ya o yavrunun suçu neydi ki neyin sınaması bu yaşta ??
    - o baba evladına bu pisliği yaparken tanrı neden dur demiyor, hani tanrının gücü her şeye yeterdi buna neden dur demiyor.. sorularıma mantıklı cevaplar almadıkça inanmayacağım varlığına..

    edit : başlık üstüme kalmış
  • tanriya inanirsin, inanmazsin o baska ama arap masallari tamamen triviri.. bu kadar guzel mitoloji arasindan araplasmayi secen turk kavimlerine ise hersey mustehak.
  • eğer bir din seçmemiz gerekiyorsa, doğruyu bulmak için mantıklı ve adil olanı seçmemiz gerekmiyor mu?

    dinleri araştırın bir çok dogmadan oluşuyorlar. soruyorsunuz bu neden böyle diye, "çünkü allah öyle istemiş" cevabını alıyorsunuz. ulan zaten allah'ın gönderdiğine inansam sormam sana soruyu.

    tanrı beni nedenini bilmediğim mantıksızlıklar ve adaletsizliklerle dolu bir dini seçmediğim için yargılayacaksa nerde bu tanrı'nın adaleti?

    bu resmen bir kumar oluyor. mantık yok birini seç, doğruysa cennettesin baba.
  • ben tanrı'nın varlığına dair herhangi bir kanıt göremiyorum, tanrı vardır belki. bütün bu düzeni oluşturmuş bir yaradan olabilir. 500 yıl önce bir ateist canlılığın nasıl var olduğuna dair bir fikir öne sunamazdı. ancak günümüzde bunun için bir fikrimiz var.
    (bkz: evrim teorisi)

    iş cansız varlıkların canlı varlıklar oluşturmasına gelince (bkz: abiyogenez) orada bir takım sorunlar ortaya çıkabiliyor. canlılığın ilk oluşumuna dair birkaç fikir var: 20-30 yıl içinde protein, rna nasıl ortaya çıktı bütün bunları öğrenmiş olacağız.

    aynı zamanda evrendeki fizik kurallarının nasıl oluştuğuna dair soru işaretleri var. bunlar da bir 20-30 yıl içinde çözülecek.

    bir tanrı var mı, yok mu bilmiyorum. olduğuna dair bir kanıt göremiyorum şu an.

    ancak bildiğim bir şey var o da şu: bütün bu semavi dinler insan yapımıdır. tanrı'nın sözleri olamaz.

    eğer bir tanrı varsa ve bizi dinler yollayarak sınıyorsa asıl sınav dinlere inanmamak olabilir.

    bana yanıt gelmiş: (bkz: #73496378)

    lafımızın arkasında duracağız elbette ve öne sunulan fikirleri birer birer çürüteceğiz.

    öncelikle intihar etmek zorunda olmak gibi bir genelleme yapmak kadar saçma bir şey olamaz. yüzlerce ateist insan var yüzlerce ateist deha var, yüzlerce ateist biliminsanı var (aynı şekilde dindar biliminsanları da var, yok demiyorum) ancak pek intihar eden yok. ayrıca dindar insanlar da intihar ediyor. her neyse, bu intihar meselesinde "hayat amacı" bulmak tezi öne atılmış.

    hayat amacınızı kendiniz bulacaksınız, hayat amacınız varsa intihar etmek için pek sebebiniz kalmaz. dünya'ya geldiğimizde yapabileceğimiz bir sürü şey var. okuyacak binlerce kitap, dinleyecek binlerce şarkı, tanışılacak milyonlarca insan, bilimsel araştırma yapabileceğim binlerce konu var. bir sanatla ilgilenebilirsin vs. vs.

    bunların hepsini dindar bir insan da yapabilir. ancak hayatındaki zevklerden, görmediği ve varlığına dair kanıtların pek de fazla olmadığı bir tanrıyı memnun etmek için kısması gerekiyor.

    kendini bir amaca adayabilirsin gidip afrika'daki açlara yardım edebilirsin. hatta bunu yaparsın ve tanrı seni ateist olduğun için cezalandırır. ilginç.

    ben böyle düşündüğüm için nihilist ilan ediliyorum, intihar etmemin daha mantıklı olacağını işitiyorum. ne diyebilirim ki? herkes amaçsız insanlar değildir.

    hatta kanımca, dinler en çok amaçsız insanların işine geliyor (yine genelleme yapmayayım) mesela bir kadın zorla evlendirildiyse ve bombok bir hayatı geçmişse "bu benim sınavım" diyip oturuyor yerine ve ahiret için kendini hazırlıyor. ot gibi yaşıyor ve ot gibi ölüyor. fakirlik içine doğan birisi de aynı şeyi söylüyor. bu durumda dinler "yardıma muhtaç olan insanların afyonu" gibi oluyor. sizi oyalamaktan başka bir şeye yaramıyor.

    entry'i yazan arkadaş dindar bütün insanların dindar oldukları için otomatik olarak sorunları olmadığını ima ediyor galiba. dindar insanların da sorunları var, ateistlerin de sorunları var. hmm bu arada, bir ateistin ateist olacağını allah zaten biliyorsa neden sınamaya devam eder ki? ateistleri olduğu gibi salsa ya? neyse, sınanma fikri zaten mantıksız.

    yerçekimine inanmak istemiyorsan inanmamakta serbestsin, ancak bu senin hala yerçekimine tabi olmadığın anlamına gelmiyor. git bir pencereden atla bakalım "yerçekimine inanmıyorum!!!" diye. ne oluyor. ben tanrı'ya inanmadığım için herhangi bir zarar görmedim şu ana kadar.

    ayrıca uydurma hadislere rağbet edilmemesi gerektiği iddia ediliyor. ancak bu uydurma hadislerin var olmasına izin veren de yine tanrı. bu nasıl yaman bir çelişkidir? din yolluyorsun bari takip et.

    mesela yazar arkadaş arap kültürünü kınıyor. tanrı islam'ı yollarken tanrı bizzat kendisi arap kültürünü seçmiş ve araplara bu dini yollamış. buna göre arap kültürü islam için gayet uygun olmalı, tanrı bu kültürü seçtiyse tanrı isteseydi kültürün değişmesi gerektiğine dair ibareler koyabilirdi. ancak koymamış. arap kültürü olduğu gibi varlığını sürdürüyor.

    kur'an'ın insan yapımı olduğuna dair deliller var, islam'ın modern bilimle çeliştiği tonla şey var.

    dinler insanları yönetmek, ekonomik üstünlük sağlamak için uydurulmuş şeyler. hac mevisimi bunun güzel bir örneği.

    her insan dünya'ya geldikten sonra iz bırakmak ister, hz. muhammed de din çıkarmış, bayağı da iz bırakmış dünya'ya görebildiğiniz üzere.
  • ıslamcilarin tanrisi icin soylersek muhammedin ekstrem cinsel hayatiyla ilgili ayetler gondermesi bu sebeplerdendir.

    evlatliginin karisi zeynebi dudukleyebilirsin diye ayet mi indirilir lan.
    ayse'de olaylarin farkina varmis olacak ki yemezler diye lafi yapistirmis:

    "vallahi rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (ahmed davudoğlu, sahih-i müslim terceme ve şerhi. 7/402)

    allah diye birsey olsaydi mahser yerinde tartismak isterdim hangi kafayla bu ayetleri gonderdin diye ama yok. yok oldugu icin muhammet keyfine gore sallamis. olunce her sey bitiyor nasil olsa salla gitsin kim hesap sorabilecek?
  • mantık ve felsefeden nasibini almamış yeni ateistlerin, sırf fikirlerini aklamak için verdikleri alakasız ve ekstrem söylemler baydı artık. neyse, ilk olarak arkadaşın -sözde- iddiasına değineyim, sonra ufaktan yeni ateistlere geçiririm.

    tanrının ve zeus'un ontolojik varlıklarından haberdar olmamak... ama yinede idealist idealist oturduğun yerden konuşmak, atıp tutmak ve bunu yaparken hiç utanmamak. yüzü bile kızarmamak, çok kusura bakma arkadaşım ama acaba sen ne yapmaya çalışmak?

    hiç mi yunan mitolojilerinden haberdar değilsin be olum? clash of the titans'ı da mı izlemedin? zeus'un maddeye ve zamana bağlı olarak doğduğunu bilmiyor musun? madde ve zamana bağlı bir varlık, madde ve zamanın yaratıcısı olamaz. zeus tipi tanrılar, yaratıcılık statüsü dahilinde hiçbir şey ifade etmez. ya bu kadar basit bir olayın idrakı, bu kadar zor olmamalı. gözünüzü seveyim artık çalıştırın o kafayı.

    aynı soru, "allah'a inanıyorsun da neden unicorn'a, superman'e, uçan spagetti canavarı'na inanmıyorsun?" şeklinde de tezahür edebiliyor.

    unicorn, superman veya uçan spagetti canavarı ezeli ve ebedi mi? yüo

    her şeyi işitip görebilirler mi? yüo

    yaratma güçleri var mı? yüo

    yemek yemeden yaşayabiliyorlar mı? yüo

    peki bunların varlığına inanmam için bir delil ve ya gerekçe var mı? yüo

    niye inanayım o halde?

    "ateistler 4000 dini/tanrıyı inkar ediyor, müslüman ise 3999 tane dini/tanrıyı reddetiyor" denmiş.

    o zaman ben de yerçekimine inanmıyorum arkadaşım. newton bok yemiş, 100 yer çekimi teorisini de reddetiyorum. sen de zaten birini kabul ederken, aslında 99 tanesini reddetiyorsun. bunda sorun yok o zaman. eheh eh

    şaka lan şaka, tabiki böyle birşey demicem. fakat bir an olsun dediğimi farzedelim. bu sözleri sarfettikten hemen sonra, aklı başında kimseler tarafından şu şekilde bir itiraz gelmez mi: "bu ne saçma şey? bunun hakkındaki teorilerin fazla olmasıyla ne alakası var? bilimsel olarak daha rasyonel olan şey bu konuda doğrudur. ne kadar teori reddedildiği vs önem arz etmez.” (404 not afried)

    yani sonuç olarak burada önemli olan kaç tane fikrin reddedildiği değil, hangisinin sağlam temellere dayandığı ve doğru olduğudur. x fikirden bir eksik/bir fazla reddetmekle alakası yoktur.

    son olarak şöyle bir analoji kurayım. önünüze 4000 şıklı bir matematik sorusu gelse ve sen matematik özürlü olduğundan bu soruyu yapamasan, gidip embesil gibi soruyu doğru yapanları hedef alarak, "ben 4000 şıkkı yanlış buldum, siz ise 3999 şıkkı yanlış buldunuz. aramızda pek fark yok" mu diyeceksin? burada asıl mevzu yanlış olan 3999 şık değil ki, doğru olan 1 şıktır.

    gidip ufak çaplı bir dinler tarihi okuyun, yer yüzünde bulunan -islam hariç- tüm dinler, teolojik açıdan problemlidir. kimi tanrı evlenip çoğalır, kimi tanrı kader çizgisini aşamaz, kimi dinde teslise dayalı bir tanrı tasavvuru varken, kimisinde inhisarlık görülür. eğer varsa -allah dışında- günümüz bilimi ile de çelişmeyen alternatif bir tanrı modeli, sunun da görelim.

    şu yazıda, başlıca dinlerin tanrı tasavvurlarına değindik ve islam ile kıyaslarını yaptık. şiddetle okumanız
    tavsiye
  • adaletsiz olması
    narsist olması
    acımasız olması
    çocukları aç bırakması
    çocukları yakarak öldürmesi
    tek bildiğinin tapın bana tapmazsanız yakarım olması.

    benim içimdeki vicdanım emin ol senden çok daha şevkatli...bak beyim deyip sana iki çift laf etmek isterdim ama yoksun...
    insanlık tarihi boyunca tapılacak bir şey aramışız, şuanda revaçda gündemde sen varsın 300 yıl sonra geçmişde insanlar tanrı denen bir olguya tapıyolardı diycekler o zamanın insanları.bu böyle sürüp gidecek...
  • tanrının olmadığına ve ölümden sonra "hiçliğe" inanıyorsan, felsefi olarak intihar etmemen mantıksızdır.

    yaşama amacı ve ahlak ancak din ile temellendirilebilir.

    doğadaki "gayesellik" ve "sürekliliği olan bir yaratımla devam eden kontrol" bile, bir tanrı olduğuna yeterli delildir. (düzen diyorsun da, ne düzeni be ya diyenlerin, yalnızca bedenlerindeki biyokimyasal aktiviteler hakkında bilgi edinmesi bile yeterlidir)

    daha fazla bilimsel bilgi, insanın yalnızca "acziyet" hissini artırır. bilen, ne kadar az bildiğini anlar. daha çok bilen ise, çok daha az bildiğini. acziyet arttıkça, kontrolün sende olmadığını daha iyi anlarsın. kontol sende değilse, teslimiyetten başka çaren kalmaz. teslim olmazsan, bu seni yine intihara sürükler.

    binyıllardır farklı da olsa bir tanrı fikri olması, bunların arasında benzer özellikler olması, her döneme din ile ilgili bazı bilgilerin geldiğine ve aynı kaynaktan geldiğine işarettir.

    evrim, yeryüzünde var olan yüzlerce, binlerce yaratım şekli ve "vesilesinden" başka bir şey değildir. yaratım esnasındaki x bir kesiti alıp "zevrim, devrim, yevrim" diyebilirsiniz. önemli olan gaye ve sonuçtur. rasyonel potada eritilen din, evrimi yadırgamaz. evrim din ile çelişmez.

    çevrendeki olağanüstülüğü bilimsel olarak yeterince anlamak, bir üstün güce, yüksek bir bilince ve bir kontrol mekanızmasına dair mantıksal çıkarım yapmak için fazlaca yeterlidir. aksini hiç bir ispatlanamamış tesadüf kuramı ile çürütemezsiniz.

    akıl yolu ile gerçeğe ulaşabilecek bir mantık sistemine sahibiz. gerçeğe ulaşmak için tüm ara datalar her zaman gerekmez.

    kritik düşünüldüğünde, insanın tanrıya inanmaktan başka hiç bir çaresi yoktur. bu anlaşıldığında ya da buna inanıldığında hissedilen pozitif duygular ve bunların insan hayatındaki pozitif yansımaları bile, bunun doğru bir düşünce tarzı olduğunu destekler.

    tüm uydurma hadisler ve din diye dayatılan arap gelenekleri bir kenara bırakıldığında, kendi dilinden, anlayarak, türkçe şekilde kuran'ı okumak, tanrının varlığını, bu dünyadaki gayemizi ve sonrasında neler olacağını anlamaya fazlasıyla yeterlidir.

    yalnızca kuran'da bile kuran'ın bir insan eli ile yazılmış olamayacağına dair yüzlerce enteresan ve matematiksel delil vardır.

    kuranda bahsedilen bir şeyin gerekli mi gereksiz mi olduğunu sen anlayamazsın. senin hamurunu tamamiyle bilen yüce bir güç bilir senin ihtiyaçlarını. kuran yalnızca gayeyi ve bu hayat sonrasını değil, günlük hayatı da düzenler. bu nedenle kimi zaman cinsellik gibi detay sayılabilen noktalara da değinir. fakat aslında insan beyninin çalışma mekanizması ve cinselliğin insan denen yaratığın hayatındaki önemi düşünüldüğünde, o bilgilerin ne kadar da gerekli olduğu anlaşılır.

    "bu neden buraya konulmuş ki", "neden bundan bahsedilmiş ki", "e canım eski dinler ve kitaplarla da benzerlikleri var" gibi bir düşünce yapısındansa, herhangi bir roman ya da hikaye kitabı okur gibi en azından 1 kez ele alınıp anlayarak okunması gerekir kuranın. "neden araplara yollanmış ki", "neden şöyle ki, neden böyle ki" gibi sorular sorulmasındansa, bir kez dahi olsa vice versa bir yaklaşımda bulunulmalıdır. "hadi doğru kabul edip bir okuyalım" denmeli, yazılanlar da "hmm eğer doğru ise acaba neden böyle demiş olabilir" gibi hikmetleri aranarak değerlendirilmelidir. bu yapıldığında tatmin edici cevaplar alınıyor. alındığında da tekrar karşı bakış açısına geçilip o sorular sorulmuyor.

    bilmem anlatabildim mi?
  • aradığınız tanrıya bu alıcıda ulaşılamıyor.
  • yine büyük bir yanılgı var. neden ölen çocuğa, işkence görene karışmıyor deniliyor. arkadaşlar kader farklı bir olay. kısaca olacakları bilmesi. insan kendi kararını kendi veriyor. bilmesi demek o yaptırıyor demek değil.

    gelelim neden karışmıyor mevzusuna. basit bir mantık ile zaten karışacak olsa bu dünya sınanma yeri olmaz. ölüm sonrası iyilik ve kötülük denilen şey üzerinden yeni bir sistemden bahsedilmez.

    yani bu yürüdüğünüz mantık hatalı. şunu demeniz lazım o zaman herkesi iyi yaratsaydı madem gücü var.

    eleştiri şu olabilir neden sınanıyoruz, neden bir güç tarafından sınanıyoruz. bu eleştiri gelebilir ama gerçekten yaratıcı bir güç varsa senin bu eleştiriyi yapabilme şansın ve ona karşı gelebilme şansın bile sana onun tarafından verilmiş. bunu dikkate alman lazım.

    inanmıyorum diyip geçmek en güzeli. ya da var ya da yok ilgilenmiyorum seçeneği de mantıklı.