şükela:  tümü | bugün
  • entysi içerir.
    başlık bu: mobbing günlüğü.
    gerekçe: mobing kavramının içinin boşaltılması. mobinge maruz kalmanın ciddi bir sorun olması. gerekli gereksiz açılan mobing başlıklarıyla, ileride gerçek mağdurların yardım çağrılarına duyarsız kalınması...gibi sorunlar.
    .
    bu başlıkta bir adet öğretmen arkadaş var. uzun yazmış okudum.
    bir adet bunun müdürü olan arkadaş var. tasvir etmiş onu da okudum.
    öğretmen arkadaş, mobinge maruz kaldığını iddia ediyor ki, subjektif yorumum hayır!
    .
    anlatımda, görevini layıkıyla yapmayan iki adet memur var.
    bunları anlatıma göre yargıladığım için, sanırım sorumlu olmam.
    örnek iki olay olarak görüyorum, çünkü sanal kişiler.
    .
    müdür: maaşının, görev tazminatının yanında, "iki saat zorunlu derse girme" görevini yapmıyor.
    öğretmen: şöyle uçtum, böyle kaçtım dese de, özünde (yine kendi anlatımıyla) zaman zaman, haftanın 3 günü bölge hastanesine gidiyor.
    şu anda da raporlu. 10 gün almış bi 10 gün daha almış, psikolojisi bozulmuş.
    .
    arkadaşlar, iki kişi çekişiyor...benim anladığım bu.
    "çimenler" eziliyor. dersleri boş geçen "öğrenciler" ne oluyor?
    arkadaş bu kısma değinmemiş.
    .
    bu son zamanda çok yaygınlaştı kanıksandı.
    "ne yapayım benim de sorunlarım var."
    "ne yapayım, çocuğumu ortada mı bırakayım."
    gibi, duygulara oynayan cümlelerle, asli vazifelerini yapmayan ya da aksatan bu gibi kişiler bir de mağdur edebiyatı yapmaktalar.
    .
    size tanıdık geldi mi?
    .
    tepeden tırnağa böyle, mağdurum da mağdurum.
    oyna mağduru, al alkışları, oyna ezilen olanı, kap şukuları.
    .
    anlatıma göre konuşuyorum, bu iki "sanal kişilik" meslek etiğine yakışmayan hareketler sergiliyorlar.
    dilerim ikisi de kurum içi soruşturma ile ayıklanırlar.
    .
    şu nedir ya, biri bana izah edebilir mi?
    .
    "pençe 3 operasyonu başlıyor. özel kuvvetlerde görevli bir subay diyor ki, ama çocuğum hasta nereye bırakacağım."
    .
    diyor mu arkadaşlar, duydunuz mu?
    .
    kronik bir rahatsızlıktan bahsetmiyorum, ateşi çıkmış.
    .
    elbette önemli, onu yadsımıyorum.
    .
    ama, senin yaptığın bir iş, profesyonel olarak icra ettiğin ve karşılığında ücretini aldığın bir iş, karşılığında da ortaya koyman gereken bir emek var.
    .
    kanser hastası olursun, kronik rahatsızlıkların olur, psikolojik sorunların olur, insanız, hepimizin başına gelebilir.
    ancak, bunlar da senin kendi kendine koyduğun teşhislerle değil, bizzat sağlık kurulu teşhis ve tespitiyle olur, zaten malulen emekli edilirsin.
    .
    sen, mesai mefhumunu anlamamış birisin. yazında anlattığın karaktere sesleniyorum, sen derken.
    sen meslek etiğini, anlamamışsın. hadi bırak etikti gotikti ayağını.
    .
    sen para çokomel olayını bile anlamamışsın.
    .
    kardeş, dönerciye gidiyosun, veriyosun 20 tl yap ekmek arası diyosun.
    ekmek yok, çocuk hastaydı mı diyor adam sana?
    derse, başka dönerciye geçersin.
    durum bu.
    .
    işini yap kardeş işini yap, işini yap, işini yap.
    sen uhdende olan sorumluluğu yerine getirmek değil,
    görev yükünü azaltmak ve öte yanda, işi kendine uydurmak istiyorsun.
    yok öyle!
    .
    sanal müdürünü kulağından yakalamışsın, silkele, sözüm yok.
    o zaten kabahatli. onun yanlışı, senin doğrun olamaz...o yanlış yapıyorsa, emsal gösterip, sen de yanlış yapmamalısın.
    o yaptı ben de yapayım var mı öyle...bak ileride meslek hayatında göreceksin. bugün bunu kulağından tuttun, yarın bu kafa yapısıyla devam edersen, sen soruşturma gerçeği ile yüzleşmek zorunda kalabilirsin.
    ama, sen onun kabahati üzerinden primlenme.
    sen de pek vazife şinas değilsin.
    .
    "sanal müdürü" yerden yere vurup, yine "sanal seni" yüceltmeye çalışıyorsun...eksiklerine odaklan. anlatımında mevcut.
    .
    çözüm önerileri: dilekçe ver. "gis" e geçişin yapılsın. pek ala mümkün, yapan var. gis nedir, geri hizmet gibi. il ya da ilçe meblerde memur oluyorsun. o zaman işini yaptın mı, yani fotokopini çektin mi, izin alır istediğin özel işine gidersin, karşılıklı anlayış çerçevesinde...ama yazıktır, ayıptır, seni derslikte bekleyen bir sınıf dolusu çocuk var yahu.
    .
    işine gelmez demi...öğretmenliği bırakıp, memur statüsüne geçmek. geç kardeş, öğren memur ol, maaş bordrolarını hazırla, ek dersleri hazırla, söyle müdüre, bi doktora gitmem lazım de, bak gönderecektir. işini yapmışsın çünkü.
    .
    her işin kendine göre artısı eeksisi var...ders zili 9 da mı çalıyor. 9 da orada olacaksın. 5 dakika geciktin mi sınıf karışır...he ödülü ne, yazın da iki ay tatil yapacaksın.
    .
    zabıta olsan, arkadaşa telefon edersin, ya ben yarım saat gecikcem dersin, idare ederler, ama o zaman da yirmi gün izin yaparsın.
    .
    bu böyle arkadaşım, kardeşim, bu böyle.
    hem ayranım dökülmesin , hem...yok öyle.