*

şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #4353254)
    (bkz: #4456126)
  • sonunda "izm" olan $eyler arasinda sozlukte en az populer olani.
  • türkiye'de zaten muhafazakar-milliyetçi-faşizan bir damar hep vardı. fakat, akademiden tutun da entelektüellere kadar genel kanı bu ruh halinin genellikle eğitimsiz bölgelerde olduğu yönündeydi. (örneğin mhp'nin yüksek oy aldığı iç anadolu bölgesi).

    memleket'in en "çağdaş", en "modern-postmodern" mekanlarından biri sayılagelmiş ekşi sözlükte bunun hortlaması elbette şimdiye kadarki tespitleri ve ezberi derinden bozuyor. -her ne kadar bu yönde entry girenler cümle kurma yeteneğinden bile azade kimseler olsa da- sözlükte yazar olabilmiş kişilerin genel eğitim düzeylerinin lisans-yüksek lisans olduğu varsayıldığında karamsarlığın diplerinin bize reva olduğu gerçeği duruyor karşımızda.

    faşizm çok ağır bir laf gerçekten. ağır olduğu kadar ürkütücü-korkunç da. fakat görünen ekşi sözlük de artık kılavuz gerektirmiyor ne yazık ki.

    ve bir de şunu eklemeli: sokakta- arkadaşınızın yanında bile etmemeniz gereken sözleri ekşi sözlük gibi popüler bir mecraya akıtmak, bunda bir gıdım beis görmemek ve tek saniye üşenmemek faşizmin ayak seslerinin ne kadar yükseğe çıktığını göstermiyor mu? "ekşi sözlük işte, dipsiz kuyu. binlerce yazarı var nasıl olsa. birikimlisi var, cahili var. hangi birine laf yetiştireceksin. iyisi mi köşeye çekilmek" mi diyeceğiz?

    kimi arkadaşlar cumhuriyet bayramı kutlamalarında insan yakılmasını nasıl isteyebiliyor? peki, bizim bu arkadaş(lar)a yapabileceğimiz tek şey entrylerini "zamanın ötesi"ne yollamaktan mı ibaret? eee nasıl olsa kötüledik, bu iş bitmiştir mi yani?

    peki, ekşi sözlük'e bir anlam-değer verenler bunu gördüğünde kafalarında soru işaretleri doğmayacak mı? "burası ülkü ocaklarının sitesi mi" yoksa "ekşi sözlük mü" diye ikirciklenmeyecek mi? peki o türden entry giren kimseler bilgisayarlarının başından kalkıp arkadaşlarına "olum bu gün bütün kürtlerin-ermenilerin yakılması gerektiğini yazdım ekşi sözlükte" deyip hava mı atmaktalar!!!

    peki, diyelim ki, birileri bir kısım insanın yakılmasını gerçekten isteyebiliyor. ama ama bu istek hangi akla hizmet o sözkonusu kişinin "en beğenilen entry"si haline gelebiliyor. demek ki bu istek dile getirildiğinde ağızlarının suyu akan "ekşi sözlük yazarı" insanlar da var aynı zamanda.

    faşizm alaya alınacak bir şey değildir. faşizm üstünden atlanacak bir şey hiç değildir. ve faşizan ifadeler kullanmak bu kadar basit olmamalıdır!

    peki, bu "akıl tutulması" nasıl oluyor da ekşi sözlük gibi bir yerde bu kadar prim yapabiliyor???

    bakınız: kürtler, ermeniler, rumlarla ilgili tüm entryler...
    özellikle de (bkz: nevruz kutlamalarinda turk bayragi yakan insanlar)
  • (bkz: pop faşizm)
  • faşizmin en tehlikeli hali olan sıradan faşizmin sözlükteki tezahürü. belki buradaki bir çok insan faşist partilere oy vermeyebilir* ya da onu bunu yakalım diye bağırmayabilir*, ama esas tehlikeli olan da bu insanlar aslında.
    akan suyun rengi değiştiği zaman kahverengi gömlekli bir kac on bin kişiyi tek başına iktidar yapan insanlar böyle insanlardır, hezeyan anında ellerine silah dağıtan 15 -20 kişinin gazıyla kahramanmaraş katliamını fark etmeden yapıveren insanlar, bu hezeyana gelenlerin yine hezeyana gelen amcaları, teyzeleriydi.
    açık açık "ben faşistim, ne mozaigi ulan" diyen insanlar kadar bunu farkında olmadan içselleştirmiş insanlar da büyük tehlikedir. esas büyük yıkımları yapan, bir avuç serserinin hezeyan içinde saga sola saldırttığı insanlar, bu sıradan faşizm halini bilmeden yasayanlardır.
  • faşizm bi devlet yönetme biçimi kadar, insanlık tarihinin en rezil, en aşağılık olaylarının, acılarının yaşanmasına sebep olmuş çarpık anlayışların, zihniyetlerin bir doktirin haline getirilmesidir ve maalasef bu sıralar fazlasıyla ekşi sözlük semalarında görülmektedir. faşizm, milliyetçilik değildir, ırkçılık değildir, bunlar farklı şeylerdir gibi ikiyüzlü yalanlar ve yapmacık tavırlarla, köprüyü geçene kadar ayıya dayı deme kurnazlığıyla, faşizmin masumiyetini ya da kendine özgülüğünü açıklayamazsınız, faşizm tam anlamıyla bunların üstünden yükselmiş, tüm argümanlarını milliyetçilik, ırkçılık, şovenizm, xenephobism, militarizm, totaliterizm gibi akımlardan türetmiştir. aslında gene en iyisi işi kaynağından öğenmek, bakın sadece bir devlet yönetme biçimi olan, milliyetçilikten, ırkçılktan ayrı düşünülmesi gereken! faşizmin isim babası ve ideologu mussolini neler diyor:

    "fascizm is now clearly defined not only as a regime but as a doctrine.... fascizm does not, generally speaking, believe in possibility or utility of perpetual peace... therefore all doctrines which postulate peace at all costs are incompatible with fascism... life as he understands it means duty, elevation, conquest.."

    (yani kabaca çevirirsek, "faşizm artık sadece bir yönetim biçimi değil aynı zamanda bir doktrin de olmuştur. faşizm karşılıklı barış ihtimaline ya da bunun yararlarına inanmaz, bu yüzden barışı savunan her türlü doktirin faşizmle zıttır, faşistler için hayat; ülkü, yükselme ve fethetmedir.")

    "the fascist loves his neighbor, but the word "neighbor" does not stand for some vague and unseizable conception... fascizm will have nothing to do with universaa embraces... it looks people straight in eyes; it is vigilant and on its guard; it follows others in all their manifestations and notes any changes in their interests; it does not allow itself to be deceived by mutable and fallacious appearences."

    ("faşist komşusunu(komşu yerine herhangi bir halkın, grubun ismini de koyabilirsiniz) sever, ancak bu sevgi mutlak ya da körü körüne bir sevgi değildir.. faşizmin evrensel değerlerle(kastedilen barış, karşılıklı iyi niyet, birbirine güven gibi league of nations'ın o dönemde savunduğu fikirlerdir) bir ilgisi yoktur, komşularını dikkatlice izler, her zaman tetiktedir, neler düşündükleri takip eder, çıkarlarındaki değişiklikleri not eder, iyi niyet ya da hoşgörü aldatmacalarına kanmaz..")

    "in rejecting democracy fascizm rejects the absurd conventional lie of political equalitarianism... fascism curtails the rigts of democracy and liberalizm.. for fascism state is absolute, individuals and groups are relative... fascizm denies the equation: well being=happiness... the pragmatic strain in fascism, its will to power, its will to live, its attitude towards and violence and its value. if all acts of violence have been the result of a particular historical, political and moral cilmate, well it is my responsibility.."

    ("faşizmin demokrasiyi reddetmesi, siyasi eşitlik denen geleneksel absürd yalanı reddetmesi demektir. faşizm demokrasinin ve liberalizmin getirdiği hakları ortadan kaldırır. faşizm için devlet mutlak güçtür, bireyler ve toplumsal kesimler buna bağlıdır. faşizm, iyi halli olmanın mutluluk olduğu fikrini reddeder(yani bir insanın durumu ne kadar kötü olursa olsun, yapması gereken devletine sadakat ve devlet için çalışmasıdır demek istiyor). faşizmin pragmatik anlamı, güce, yaşamaya olan tutkusu ve şiddete ve şiddetin değerine (gerekliliğine) olan yaklaşımındadır... eğer bütün bu şiddet olayları(1924'teki kara gömleklilerin yaptığı katliamları kastediyor) tarihsel, siyasi ve ahlaki bir ortamin sonucuysa, bütün bunların sorumlusu benim.")

    (alıntılar şurdandır: b. mussolini, fascizm: doctrine and institutions, 1935)

    mussolinin yardımcılarından ve faşizmin teorisyenlerinden giovanni gentile'nin dediklerine bakmakta da fayda var bu bağlamda:

    "how many times has fascism been accused with obtuse malevolence of barbarity. well yes, once you understand the significance of this barbarity we will boast of it, as the expression of the healthy energies which shatter false and baleful idols and restore the health of the nation within the power of the state..."

    (faşizm kaç kere acımasız bir barbarlıkla suçlandı? evet öyle, siz bu barbarlığın önemini anlayana kadar, biz yalancı ve zararlı idolleri(fikirleri) yıkmak ve ulusun sağlığını ve devletin gücünü inşa etmek için bu barbarlığı daha da büyüteceğiz.")

    1925'te italya'da mussoli'nin isteğiyle yayınlanmış ve faşizmin zaferinin göstergesi olarak kabul edilen isimsiz bir makalede şunlar söylenir:

    "reasoning does not communicate, emotion does. reasoning convinces, it does not attract. blood is stronger than syllogisms... it is in this way fascism has triumphed... what does individual matter? it is the race which counts, it is its renewal which is neccesary for the good of the country and the world."

    ("mantıklı düşünmek iletişimi sağlamaz, ama duygular bunu sağlar. mantık ikna edicidir, ama çekici değildir. kan, tümdengelimlerden(yani mantıktan) daha güçlüdür. işte faşizm de zaferine böyle ulaştı... kişilerin önemi nedir ki? önemli olan ait olduğu ırkıdır, ırkın önemi, ülkenin ve dünyanın iyiliği için gerekli olan bir aydınlanmadır.")

    şimdi bunları okuduktan sonra, sadece nevruz kutlamalarında türk bayrağı yakan insanlar başlığına bakın ve burdaki birçok yazıyla yukarıdaki alıntılar arasındaki farkları bulmaya çalışın, ben daha bulamadım...
  • faşizm mussolini'nin ortaya koyduğu bir doktrin olup, içeriği ve bağlamı ekşi sözlük'ün kurallarından ve zihniyetinden bağımsızdır. sözlükte faşizm başlığıyla ile amaçlanan "ekşi sözlükte ne faşizmdir ne faşizm değildir" gibi bir tartışmaya saplanmak değildir, mussoli'nin ve diğer faşist ideologlarının cümleleriyle, fikirleriyle kimi insanların cümleleri ve zihniyetleri arasında benzerlikleri, ortak noktaları gösterebilmek ve faşizmin insanlar tarafından nasıl içselleştirildiğini ve gündelik hayatın normal bir parçası haline getirdiklerini anlayabilmektedir. kimi insanların faşizm hakkında tek yanlı düşünceleri ve tek yönlü bakış açıları olabilir ama bu faşizmin ne olduğu, mussoli'nin ne dediği, neyi savunduğu gerçeklerini değiştirmez. kimi insanların tek yanlılıklarına ya da subjektifllikerine saldırıp da, her türlü fikir beyanını anlamsız, doğru yanlışın belirsiz olduğu bir kısır döngünün, kısır bir çatışmanın ürünü olarak sunmak da, bana, kendi subjektifliği yerine başka insanların subejektifliklerini öne çıkartıp, kendi subjektifliğini gizliden gizliye objektiflik olarak sunma isteğinin tezahürü gibi geliyor nedense...