şükela:  tümü | bugün
  • son 4 senedir bariz bir şekilde görülen ve önü alınmaz ise sözlük etiğinin ötesinde, yaşama hakkına kast etme derecesine dahi varabilecek içeriklerdir. bu içeriklerin içeriğini incelemekten ziyade genel manasıyla nedenlerini incelemek daha mantıklı olacaktır. herkesin iyi kötü fikir belirtmesi, ufak da olsa bir insanda ufuk açabilmesi, katkı sağlaması temennisiyle. iki farklı görüşten de nitelikli fikirler görmek isterim.

    yazıya başlamadan önce her ne kadar bir kesime karşı ön yargı taşıyor olsam da bu yazıyı olabildiğince tarafsız şekilde ele almaya çalışacağımı belirtmek istiyorum. biraz da uzun olabilir.

    tarafımı yazının en başında belirtiyorum ki sonrasında polemik yaratıcı yerlere çekilmesin ve içerik buna göre okunuyor olsun.

    tarafım, doğduğum andan itibaren içinde büyüdüğüm kışlalarda, sabah kahvaltı yaptığım yemekhanelerde ve akşamına yatıp uyuduğum koğuşlarda babam tarafından verilen her türlü eğitimle ve büyüdüğümde de bu eğitimi içselleştirmem sonucu vardığım atatürk milliyetçiliği tarafıdır.

    ----------------------------

    her şey aslında akp'nin gezi parkıeylemlerinde, sosyal medyadaki güçsüzlüğünü ve acizliğini görmesiyle başladı. bu acizliği dönemin bakanları ve akp'li politikacılar tabir ettikleri %50'lik kesimin sosyal medya hakkındaki bilgisizliğine ve ilgisizliğine bağlıyorlardı. gelişmekte olan sosyal medya platformlarında ne denli etkili propaganda yapılabileceği anlaşıldığı andan itibaren bu yönde bir eğilim gösterdiler ve tabana bu sosyal medya bilincini hızla yaymaya çalıştılar.
    bu dönemde vestel, bir nevi taban için diyebileceğimiz 400-600 türk lirası bandında akıllı telefonları üretime koşarken, bimcell, pttcellgibi alternatif operatörlerin oluşturulmasıyla da ucuz internet yine tabana yayılmaya çalışıldı.
    bu bir yatırımdı. çünkü gerçek bir iktidar olmak, ülkedeki birçok güce egemen olmaktan geçiyordu. bugün de devam ettiği üzere oluşturulan havuz medyaları ve devlete yakın mecraların artırılması tamamen eldeki iktidarı güçlendirmek amaçlıdır.
    çoğu siyaset bilimcinin belirttiği üzere bir ülkede gerçekten iktidar olmak, o ülkenin televizyonlarında aleyhinize bir oluşumun olmadığı, aleyhinizde konuşmaların dönmediği zamanda gerçekleşecektir.
    ve akp, bu iktidarı günümüzde büyük ölçüde tamamlamış durumdadır.
    akp'nin eylem planı iktidara geldikleri ilk andan itibaren tam net olmasa da çerçeve olarak hazırdı ve bu plana göre biraz yavaş da olsa sağlam adımlarla ilerliyorlar.
    şimdiki aşama başkanlık sistemiyle güçlendirilen otoritenin 25 yılı devirmesi ve akıllarındaki devrimleri, yenilikleri tam manasıyla yapabilecekleri güce erişmeyi bekleme evresi.
    bütün partiler keşke bu kadar sistemli ve parti bilinci içinde hareket edebilse ve de sağlam bir muhalefet örneği sergileyebilse.
    işte bu sebeplerle televizyonu, gazeteleri büyük ölçüde tek sesli hale getirme gayretinde olan akp, sosyal medyada da atılım yaparak iktidarını güçlendirmeyi hedefledi.
    bu yolda şu tarzda oluşumlara gidilerek örgütlenme sağlandı.

    giriş bölümünü geçecek olursak şöyle devam edebiliriz.

    işte bu atılım, akp tabanının facebook'tan kafasını kaldırıp daha aktif mecralara yönelmeye başlamasına sebep oldu. bu yönelim sonucu yıllardır aktif olarak sosyal medyada egemen olan muhalif kesim, karşısında birden büyüyen bu karşı hareketi görünce ''troll'' vb. tarzı ithamlarla hareketi itibarsızlaştırmaya ve bir nevi görmezden gelmeye çalıştı.
    fakat şu çok bariz ki siyasal islam her zaman mağduriyetten beslenmişti ve beslenmeye devam ediyordu.
    bu hamleye karşı daha da birleşen, birleştikçe daha birçok mecraya aktif olarak katılan akp tabanı, tek sesli sosyal medya'nın ikinci büyük sesi olarak yerini sağlamlaştırdı.
    şöyle ki 5 sene öncesinde sözlükte yapılan bir seçin anketinde chp rahatlıkla %70-80 bandında geziyorken, akp de %15-20 bantlarında seyrediyordu fakat günümüzde bu durum akp'nin anketlerdeki oyunu artırmasıyla tabanın sosyal medyadaki aktifliğini kanıtlar nitelikteydi.
    yani sosyal medya boş bir arsaydı ve muhalif kesim her seçim şöyle bir şaşkınlık içerisine giriyordu:
    '' herkes akp'yi eleştiriyor, herkes muhalif ama neden bu adamlar %40-45 oy alıyorlar?''
    çünkü taban sosyal medyada aktif değildi.
    günümüzde aktifliği tahminen %70 civarlarına ulaşan akp tabanı, bilinçli veya bilinçsiz olsun akp'nin amacına gayet yeterli şekilde hizmet ediyor.

    olabildiğince tarafsız bir şekilde ele almaya çalıştığım ilk kısmın başlıkla ve sözlükle ilgili olan kısmı ise bundan sonra başlıyor.

    ekşi'de son 5 yılda iyice artan akp'li yazarlar, uzun süredir sözlüğün çoğunluğu olan muhalif kesimi oldukça rahatsız etmeye başladı.
    bu kesime dahil bir birey olarak bu yazarlardan bazılarına bizzat ''troll'' demişliğim de vardır.
    bu rahatsızlık, kendini başlıklarda ve entry'lerde iyice göstermeye başladığındaysa karşı taban muhalif kesimin bir nevi zayıf noktası kabul ettiği atatürk ve atatürkçülük üzerinden vurmaya başladı.
    biraz psikoloji okuyanınız varsa bir insanı sinir etmenin en basit yolunun değer verdiği şeylere hakarete varmadan üstü örtülü göndermeler yapılması olduğunu bilirsiniz.
    işte bu taban, kemalist olarak nitelediği ve oldukça çok içerikle muhalif kesimi zayıf karnından vurmaya çalışarak kin beslenmesine ve kin tutulmasına sebep oldu.
    aynı tavır muhalif kesim tarafından da akp tabanının zayıf karnına vurulması suretiyle devam etti.
    karşılıklı devam eden süreçte anıtkabir'in dozerle ve kepçeyle yıkılacağı gün ve sarayın yıkılacağı güntarzı başlıkları;
    şimdiki iktidar şirinler köyünü yönetseydi ya da atatürkçü zihniyet yönetseydi tarzı başlıklar takip etti.
    ve şöyle bir güruh var ki burada tarafsızlığımı kısa süre kenara bırakmak istiyorum.
    sözlükte girdiği 700 entry'nin 670 tanesinde atatürk ve ''kemalistlere'' laf sokma, laf yetiştirme, onları kışkırtmaya çalışma çabası var.
    ve bu kişi inanın her ne kadar bağımsız, tarafsız ve tartışmaya açık olsanız da bu tarzla sizi çileden çıkarmayı ve bakın bunlar demokrasi derler, fikir özgürlüğü derler şu hallerine bakın kısmına getirmeyi amaçlıyorlar.

    evet, akp'yi, geçmişini ve şimdiki politikalarını eleştirenler yok mu? elbette var. fakat günümüzün iktidarını bu iktidarın politikalarıyla hayatını devam ettirmeye çalışan insanlar olarak eleştirebilmek en doğal hak iken dönemin iktidarını dahi görmemiş kişilerin özellikle atatürk dönemini hedef alarak karşıtlık oluşturması sadece nefrete yol açıyor.

    ben, bugün şu an itibarıyla yediğim yemeği değerlendirebilirim.
    fakat 90 küsür sene önce yediğim yemeği değerlendirmem bir o kadar saçma olacaktır.
    bakın içerik bazında terör, terör destekçesi olanları, hayatımın hiçbir anında sevmediğim, sevemediğim tatlı su solcularını, elitistleri, cihangir tayfasını falan katmıyorum işin içine.
    ben sadece genel anlamda iki cepheden bahsediyorum ki bundan önce yazdığım yüzü aşkın entry'de de genel fikrim gayet açıktır.
    fakat konu ben değilim. bu nefret ortamı ve bu ortamı körükleyen kişiler.
    sözlük yönetimi göz yummaktan geri durmadığı bu düşünce özgürlüğü maskesini sözlüğün bekasına tercih etmektedir.
    bugün burada terörü açık açık destekleyen birisi rahatça yazı yazabiliyorsa, ülkenin büyük manevi değerlerine hakaret eden kişiler hala yazabiliyorlarsa, hatta mevcut iktidar hakkında da hakarete varan içerikler ortaya konuyorsa bu sözlük forumdan öteye gidemez tabi.
    bakın her ay bir kere sözlüğün bozulma nedenleri diye başlıklar açılıyor. bir iki gün gündemde kalıp geri düşüyor.
    işte sebep biraz da bu.
    odaklanmamız gereken konulara odaklanamıyoruz. kültüre, sanata, yaşama, bilime daha nice muhteşem içeriğe odaklanamıyor yalnızca siyaset ve siyasetin alt dallarını tartışıyoruz.
    bu nefret, yalnızca önümüzü tıkayan bir tıpa. koca hükümet dahi krizle uğraşacağına bugün hala postal, er meydanı diye vakit öldürüyorsa bu hepimizin yaşamına yapılan bir darbedir.
    aziz sancar'ın da dediği gibi inanmışım, inanmamışım, evrim var ya da yok bu neyi değiştirir ki neden bunlara takılıyorsunuz? diyor. çok da güzel diyor.
    bugün ülkede ha deizm almış yürümüş olsun ha ateizm cirit atıyor olsun neden bunlara takılıyoruz da nitelik bakımından bir gram ileri atılmaya çabalamıyoruz.
    burada yazan birçok yazar bilinçli bir şekilde polemik yaratmayı amaçlıyorlar. bunlara troll deniyor ve diyorum da. demişliğim var. çünkü ülkedeki sıkıntıların üstünü atatürk'ün baloda bir paşanın eşiyle dans etmesi meselesiyle örtmeyi, nefret doğurmayı amaç eden art niyetli kişiler oldukça fazla.

    bakın ara ara kaçırdığımın farkındayım ve tarafımı en başta belirttiğim üzere tarafsızlığımı da korumaya çalıştım. bana 13-14 yaşımdayken konya'da bir ilçede okuduğum okuldaki sınıf arkadaşım şöyle bir şey demişti;
    '' atatürk'ü 5-10 sene sonra kimse hatırlamayacak, sizin devriniz yavaşça kapanıp gidecek.''
    bakın yaklaşık 10 sene öncesinde konya'dan bahsediyorum.
    bu nefrette atatürkçülüğü kullananların payı yok mu oldukça fazla var fakat bu nefret bu boyutlardayken birlik olmamız çok zor.
    ülkenin 100 sene önceki halini eleştirerek bugün muasır medeniyetler seviyesinin üzerine mi çıkacağız?
    nedir bu kin?
    ben bir öğretmen adayıyım. staja gittiğim her sınıfta atatürk'ü çocuklara bir ''insan'' olarak anlatırım. meslek hayatımda da aynı şekilde devam edeceğim. atatürk, bir insandır. olağanüstü yetenekleri olan süper güçlere sahip inanılmaz bir mit olarak görülmesinden ziyade insanlığıyla ve yaptıklarıyla görünmesini tercih ederim.
    ve bugüne kadar girdiğim yaklaşık 30 ders ve sınıfta da atatürk'ü anlattığım her dakika o pırıl pırıl çocukların gözleri parlıyordu.
    ------------
    öznel pencere:
    üzgünüm ama size bir şey söylemem gerek. bu ülkeden bazı şeyleri asla silemeyeceksiniz. silmekten ziyade geçmişe buğulu gözlerle bakarak geleceğimizi aydınlığa götürme çabası gütmenizi tavsiye ederim.
    çünkü türkiye üzerinde benim gibi kaç kişi varsa -ki sayılarının çok olduğundan fazlasıyla eminim- bu geçmişin özüyle yoğurulan geleceğimizin temeli olacaktır.

    bu nesiller ilk türk atalarına saygılı, osmanlı padişahlarına saygılı, atatürk türkiye'sine bağlı birer fert olacaklardır.

    dipnot: deizme bir şey diyemem. ona ismet yılmaz bakıyor.
  • faşizm dönemlerinin vazgeçilmezidir, ayrıştırma, yok sayma, abartma, nefret dilinin yaşamın, insan ilişkilerinin, politikanın dili haline getirme, yalan.

    sözlük de yaşamın aynalarından biri..